Ana sayfa  Annelik  Elsanatları  Haberler  Magazin Dünya  Magazin Türkiye

Moda  Ressamlar  Seramik Tiyatro Sinema  Yazılar  Yemekler

 

Tarihte Bugün Arşiv: Temmuz Ağustos Eylül Ekim Kasım Aralık

Tarihte Bugün

Önceki Dosyalar 1-15 TEMMUZ 16-31 TEMMUZ 1-15 Ağustos 16-31 Ağustos 1-15 Eylül 16-30 Eylül 1-15 Ekim 16-31 Ekim 1-15 Kasım 16-30 Kasım 1-15 Aralık 16-31 Aralık Sitede Ara

Grafik Saati

Tarihte bugün: 16 - 31 Aralık 

Tarihte bugün: 16 Aralık

Alman besteci Ludwig Van Beethoven, 1770 yılında Bonn'da doğdu.

 

Beethoven'ın babası enstrüman çalıyor ve şarkı söylüyordu. İlk piyano derslerini henüz dört yaşındayken babasından aldı. Babasının hayali, onun da tıpkı Mozart gibi muhteşem bir çocuk olarak üne kavuşmasıydı.

 

Beethoven, 1787'de Viyana'ya ilk gidişinden hemen sonra annesinin ölüm yolculuğunda olduğunu öğrenerek geri döndü. Annesinin ölümünden sonra Viyana'ya geri döndü ve hayatının sonuna dek orada yaşadı.

 

1794'e dek Viyana aristokrasisi içindeki müzik aşıklarına saraylarda ve özel toplantılarda çaldı. 1795'e kadar halka açılmadı. Başlangıçta bir besteci olarak değil, bir piyanist ve öğretmen olarak adını duyurdu ve kısa zamanda üne kavuştu.

 

Bu sırada verdiği ilk dönem ürünleri Beşinci Senfoni ve Fidelio adlı operalardı. Beethoven'dan önce müzik, genellikle dini olarak veya insanları eğlendirmek için kullanılsa da o müziği ilk kez sosyal ve dinsel amaçlarından arındırdı.

 Hayatı aydınlanma çağının ve Fransız Devrimi'nin entellektüel pırıltısı içinde geçen Beethoven, eserlerinde özgürlük ve eşitlik üzerine kurduğu dünya idealini yansıtıyor, insan hakları, demokrasi ve barışı anlatıyordu.

 Geçirdiği kötü çocukluk onu, kendi kendini eğiteceği, tutkulu bir hayata taşıdı. Aristokrasi içinde Mozart ve Goethe gibi düşünür ve sanatçılarla tanıştı.

 1802 yılı Beethoven için bir kriz yılı oldu. Duyma bozukluğu olduğunu ve bunun daha da kötüye gideceğini anlamıştı. Kardeşlerine acı mutsuzluğunu, ölümü yakınında hissettiğini anlatan şöyle bir mektup yazmıştı:

 "İnatçı, kötü niyetli ve insanlara güvenmeyen biri olduğumu kim söylüyor veya düşünüyor? Hakkımda ne kadar büyük bir yanılgıya düşmüşsünüz. Çocukluğumdan beri kalbim ve ruhum her zaman iyi niyet ve ümit taşıdı...

 "Büyük şeylerin üstesinden gelebilmek için mücadele verdim. Fakat, düşünün ki altı yıldır umutsuz bir acı içindeyim. Duygusuz hekimler yüzünden acım her yıl daha da büyüyor. Hastalığımın tedavisi belki yıllar alacak, belki de imkansız...

 "Tabiatımın; coşkun, asabi, toplumun yargılarından kolayca etkilenen hassas yapısı nedeniyle kendimi hayatı yalnız yaşadım. Bunları unutup halkın arasına girsem de kötü işittiğim için hep kötü tecrübeler yaşadım...

 "İnsanlara 'daha yüksek sesle konuşun, bağırın, çünkü ben sağırım' demem imkansızdı. Bir insan flüt çalarken veya bir şarkı söylerken onu duyamıyor olmam bana büyük acı veriyordu ve tüm bunlar beni intihar fikrine sürüklüyordu...

 

"Kötü kaderim benim için iki kat fazla acı vericiydi, çünkü yanlış anlaşılabilirdim. Arkadaşlarımla fikir alışverişi yapabilmem, özlü diyaloglar kurabilmem ve sohbet ederek rahatlayabilmem imkansızdı. Yapayalnız yaşamak zorundaydım."

 Ancak onun tek sorunu 1802'de başlayan ve 1820'de tamamen sağır olmasına kadar süren hastalığı değildi. Hastalığı beste yapmasını engellemiyordu, en güzel eserlerini bu dönemde yapmıştı. Ününe ün katan Dokuzuncu Senfoni de bu dönemin ürünüydü.

 Viyana'ya gittiğinde onu konuksever çift Prens ve Prenses Lichnowsky karşılamıştı. Entellektüel çift aynı zamanda müzik aşığıydı. Çok uzun zaman misafir olarak onların evinde yaşadı. Bazı bestelerini Prenses'e ithaf etti.

 

Beethoven bir süre sonra Lichnowsky'lerin evinden ayrıldı. Doktoru Malfatti'nin yeğeni Therese Malfatti'ye evlenme teklif etti, ama ret cevabı onu daha da yıktı. Duyduğu yuva özlemi nedeniyle bi revlat edinmeye karar verdi.

 Kararı onu yeğeninin annesiyle gireceği yasal dava ve mücadeleye sürükledi. Bu mücadelenin sonunda evlat edindiği Karl, bu üzüntülere dayanamayarak intihara teşebbüs etti. Karl, ayrıca görme bozukluğu yüzünden okulundan da atılmıştı.

 Beş yıl süren davalar, duygusal dünyasında yaşadığı hayal kırıklıkları ve artık tamamen kaybettiği işitme duyusu Beethoven'ın eserlerini de vermesini engelliyordu. Mektuplarında sık sık söylediği gibi onu ayakta tutan tek şey sanatıydı.

 Sanatını eşsiz ve ölümsüz kılan yaşadığı büyük acılar olmuştu. Tutkulu, asabi karakteri yaşadığı üzüntülerle mayalanıyor, bütün bunlara aydınlanma çağının iyimserliği, yaratıcı ve azimli gelişimleri fon oluşturuyordu. 

Ancak Karl'ın 1826'daki intihar girişimi Beethoven'ı hayata iyice küstürdü. O yıl önemli bir soğukalgınlığına yakalandı ve hastalığı zatürreeye dönüştü. 1827'de hayata veda etti. Cenazesine 20 binin üzerinde insan katıldı.

Günün diğer önemli olayları 

1474: Türk astronom ve matematikçi Ali Kuşçu, İstanbul'da öldü.

1918: Giresun'da 'Işık' adlı milli gazete çıkmaya başladı.

1920: Çin'in kuzeybatısındaki Ganzu eyaletinde, 8.6 büyüklüğündeki depremde 100 bin kişi öldü.

1925: Milletler Cemiyeti Konseyi, daha önce saptanan 'Brüksel hattı'nı, Türk-Irak sürekli sınırı olarak kabul etti. Bu karar uyarınca Musul, Irak'ta kaldı.

1932: Samsun-Sivas demiryolu hattı açıldı.

1949: Ahmet Sukarno, Endonezya'nın ilk cumhurbaşkanı oldu.

1956: Basın-Yayın Genel Müdürlüğü, Cumhurbaşkanlığı Katipliği yapan, mizah yazarı, romancı, gazeteci Ercüment Ekrem Talu, 68 yaşında İstanbul'da öldü.

1969: İstanbul Boğaz Köprüsü, 303 milyar liraya ihale edildi.

1986: Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti kuruldu.

1996: Kerkük-Yumurtalık Boru Hattı yeniden açıldı.

1998: IV. Ulusal Yayın Kongresi Ankara'da çalışmalarına başladı.

 17 Aralık

Güney Amerika'nın bağımsızlık savaşına önderlik eden direnişçi Simon Bolivar, 1830'da öldü.

 'El Libertador' (Kurtarıcı) lakaplı Simon Bolivar, soylu bir ailenin çocuğu olarak 24 temmuz 1783'de Venezuela'nın başkenti Caracas kentinde doğdu. Küçük yaşta anne ve babasını kaybetti.

 Çocuk yaşta dini eğitim gördü, bir Capucin rahibinden de ders aldı. Daha sonra İspanya'ya giderek tarih, dil ve hukuk eğitimi gördü. Bu arada J.J. Rousseau'nun eserleriyle tanıştı, özgürlükçü düşünceden etkilenmeye başladı.

 İspanya'da evlendiği eşinin 1802'de Caracas'da ölmesinden sonra tekrar Avrupa'ya döndü. Paris'te Locke, Hobbes, Alembert, Buffon gibi düşünürlerin etkisiyle rasyonel düşünceyi benimsedi.

 Bir yandan da imparator olan Napoleon'un attığı adımlara hayranlık duyuyordu. Sonunda Alman bilim adamı Humboldt'un da etkisiyle anti-sömürgeci görüşleri benimseyerek, 1807'de Venezuela'ya döndü.

 Bu arada Venezuela'da İspanyol sömürge valisi devrilecek ve Bolivar da yardım sağlamak üzere sömürge yönetiminin yerine gelen cunta tarafından İngiltere'ye gönderilecekti.

 İngiltere'de siyasal düzeni yerinde gördüğü sırada burada sürgünde olan general Fracisco de Miranda'yı Caracas'a gelerek bağımsızlık savaşının başına geçmesi için ikna etti.

Caracas'ta toplanan Ulusal Kongre bir anayasa taslağı hazırlayarak 5 temmuz 1811'de Venezuela'nın bağımsızlığını ilan etti. Ancak ülke, bir yıl sonra 25 temmuz 1812'de imzalanan ateşkes sonucunda yeniden İspanyol egemenliğine girdi.

 Bolivar bundan sonra Cartegana Bildirisi'ni yayınladı. Ardından küçük bir ordu kurarak, yeniden Venezuela'ya döndü ve altı savaştan sonra 6 ağustos 1813'te 'El Libertador' olarak Caracas'ı ele geçirdi. Bundan sonra yeni bir savaş başladı.

 İspanyolların ayaklandırdığı kabilelerden Lienarolara karşı savaştı. 15 haziran 1814'de yenilgiye uğrayarak Cartegana'ya kaçtı, ama kendisini kabul etmedikleri için önce Jamaika'ya, oradan da Haiti'ye geçti, mücadeleyi bırakmadı.

 Haiti, İngiltere ve İrlanda'dan yardım alarak önce Orinico Vadisi'ni ele geçirdi. Etkin ve yıpratıcı bir savaşı sürdüren Bolivar, And Dağları'nı aşarak 7 ağustos 1819'da Boyaca'da İspanyol kuvvetlerini bozguna uğrattı. 

Aralık 1819'da Kolombiya Cumhuriyeti ilan edildi. Bolivar, başkan ve askeri diktatör seçildi. Kolombiya'dan sonra Venezuela (haziran 1821), Ekvador (1821), Peru (1824) ve Bolivya (1825) İspanyol sömürgecilerden kurtarıldı. 

Bolivar, Güney Amerika ülkelerini bir araya getirecek bir birlik oluşturmak istiyordu. 1826'da Panama'da düzenlediği konferansta bunu dile getirdi. Ortak askeri güç ve ortak karar mekanizması önerisi katılımcılar tarafından itibar görmedi.

Bu arada eski komutanlarından olan Paez, Venezuela'da başkaldırdı. Paez, Yeni Granada'yı elinde tutan Santender'le anlaşamıyordu. Bolivar bütünlüğün bozulmasını istemiyordu, fakat başkanlık yetkisini güçlendirince tepkiyle karşılandı.

 25 eylül 1828'de başarsız bir suikast girişimine maruz kaldı. Sağlığını kaybetmiş, kendine karşı muhalefet de büyümüştü. 1829'da, en güvendiği komutanlardan Jose Maria Cordoba'nın da ayaklanmasında sonra Venezuela, Kolombiya'dan ayrıldı.

 Bu olay Bolivar için sonun başlangıcıydı. 8 mayıs 1930'da Bogota'dan ayrıldı. Amacı Avrupa'ya gitmekti. Ancak bir süre sonra bundan da vazgeçti ve Santa Maria'da bir dostunun yanında kalırken 17 aralık 1930'da hayata gözlerini yumdu.

 Günün diğer önemli olayları

 1273: Mevlana Celaleddini Rumi öldü.

1399: Avrupa'ya Moğol istilası başladı.

1777: Fransa, Amerika'nın bağımsızlığını kabul etti.

1903: Wright kardeşler, ilk uçuşu gerçekleştirdi.

1908: İttihat ve Terakki Cemiyeti, İkinci Meşrutiyet'in ilanından sonra İttihat ve Terakki Fırkası adını aldı.

1918: Fransız askerleri denizden Mersin'e çıkarma yapmaya başladı. Mersin, Tarsus, Adana, Ceyhan, Misis ve Toprakkale işgal edildi.

1926: Uşak Şeker Fabrikası açıldı.

1930: Serbest Cumhuriyet Fırkası kendisini fesh etti.

1934: Kasım 1934 tarihli kanunla 'Kemal' öz adlı Türkiye Cumhurbaşkanı'na verilen 'Atatürk' soyadının veya bunun başına ve sonuna söz konarak yapılan adların hiçbir kimse tarafından öz ve soyadı olarak alınamayacağına dair Kanun, TBMM'de kabul edildi.

1971: Pakistan, Hindistan yenildi ve ateşkes ilan edildi.

1981: Kızıl Tugaylar terör örgütü, İtalya'daki en yüksek rütbeli NATO askeri olan General James Dozier'i kaçırdı.

2004: AB, Türkiye ile 3 ekim 2005'te müzakerelere başlama kararı aldı.

 18 Aralık

 Yedi Oscar ödüllü 'Kwai Köprüsü' (The Bridge on the River Kwai) filminin ilk gösterimi 1957'de New York'da yapıldı.

 

İkinci Dünya Savaşı sırasında Japonlar tarafından Burma'da esir alınan bir grup İngiliz askerinin hikayesini anlatır.

 

Albay Nicholson başkanlığındaki esirler, Japonlar tarafından Kwai Nehri üzerinde bir köprü yapmak için görevlendirilir. Japon albay Saito'nun amacı bu köprüyü kullanarak birliklere cephane taşıma konusunda avantaj sağlamaktır.

 

Albay Saito'nun işkencelerine dayanamayan albay Nicholson, bir süre sonra köprü yapımının emri altındaki mühendis ve askerler için de moral kaynağı olacağını düşünerek Saito'nun isteğini kabul eder.

 

Nicholson, düşmanlarının esiri konumunda olsa da, Saito ve adamlarının yapabileceğinden daha iyi bir köprü inşa ederek onun ve adamlarının moralini bozmayı düşünmektedir.

 

İnşaat ilerledikçe Nicholson, köprünün düşmanına avantaj sağlayacağını unutur ve onu mükemmelleştirmek için elinden geleni yapar. Bu arada İngilizler, yapımı devam eden köprünün imha edilmesi için bir komando birliği görevlendirir.

 

Bir tarafta köprüyü tamamlamak için hayatları pahasına ve zor koşullarda çalışan İngiliz askerleri, diğer tarafta onların yapmakta olduğu köprüyü havaya uçurmaya çalışan İngiliz komandoları...

 

'Hindistan'a Bir Geçit' (A Passage to India), 'Arabistanlı Lawrence' (Lawrence of Arabia), 'Doktor Jivago' ve 'Oliver Twist'in de yönetmeni olan David Lean, bu öyküyle sinema tarihinin kilometre taşlarından birine imza atmıştı.

 

'Kwai Köprüsü', 1957'de sekiz dalda Oscar'a aday olmuş ve En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Senaryo, En İyi Görüntü, En İyi Kurgu ve En İyi Müzik dallarında Oscar almıştı.

 

Günün diğer önemli olayları

 

1111: İslam düşünürü İmam Gazali öldü.

1482: Gedik Ahmet Paşa, II. Bayezıd tarafından idam ettirildi.

1865: Amerika Birleşik Devletleri köleliği kaldırdı.

1923: Yunan Kralı Konstantin, oğlu II. George lehine tahtından feragat ettiğini açıklayarak ülkesini terk etti.

1929: Milli İktisat ve Tasarruf Cemiyeti kuruldu.

1955: Türkiye Milli Futbol Takımı, Portekiz'i 3-1 yendi.

1956: Japonya, Birleşmiş Milletlere kabul edildi.

1969: Yavuz Zırhlısı sökülmek üzere Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumuna satıldı.

1969: İngiltere Parlamentosu, cinayet suçlarında ölüm cezasını kaldırdı.

1970: 41'ler Demokratik Parti'yi kurduklarını açıkladı. Kurucular arasında Ferruh Bozbeyli, Saadettin Bilgiç, Talat Asal, Neriman Ağaoğlu, Nilüfer Gürsoy, Mutlu ve Yüksel Menderes de yer aldı.

1975: Gölcük Tersanesi'nde ilk Türk denizaltısının yapımına başlandı.

1980: Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu İstanbul davası başladı. Davanın bin 477 sanığı vardı.

1983: Erdal İnönü, SODEP Genel Başkanı oldu.

1988: Toplumbilimci Prof.Dr. Niyazi Berkes, 80 yaşında öldü.

1996: Peru'da Tupac Amaru gerillaları başkent Lima'daki Japon Büyükelçiliğini bastı. Gerillalar 500 kişiyi rehin aldı.

 

19 Aralık

 

Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Tanrıöver'in görevi 1925'te sona erdi.

 

Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet'in ilk yıllarında Meclis'te yaptığı coşkulu konuşmalarıyla tanınan siyaset adamı ve yazar Hamdullah Suphi Tanrıöver, Tanzimat dönemi bilim ve siyaset adamlarından Abdüllatif Suphi Paşa'nın oğluydu.

 

1885'te İstanbul'da dünyaya geldi, 10 haziran 1966'da yine İstanbul'da hayata veda etti. Ortaöğrenimini Mekteb-i Sultani'de (Galatasaray Lisesi) tamamladı ve meslek olarak öğretmenliği seçti.

 

Ayasofya Rüşdiyesi'nde hitabet ve Fransızca, Darülmuallimin'de edebiyat, Darülfünun'da Türk-İslam sanatı dersleri verdi. İlk şiirini amcası Samipaşazade Sezai'nin Paris'te çıkardığı 'Şura-yı Ümmet' gazetesinde yayımladı (1902).

 

1909'da Fecr-i Ati topluluğuna katıldı. 1911'de bu topluluktan ayrılarak Genç Kalemler çevresinde gelişen Milli Edebiyat akımına bağlandı. 1912'de milliyetçilik akımının İstanbul'daki merkezi olan Türk Ocağı'na girdi ve başkan oldu.

 

İstanbul'daki işgalci güçlere karşı düzenlenen açık hava toplantılarında, daha sonra TBMM'de ve Kurtuluş Savaşı yıllarında hitabetin etkili örnekleri olarak gösterilen konuşmalar yaptı ve güçlü bir hatip olarak tanındı.

 

1920'de Saruhan, 1923'te İstanbul milletvekili olarak TBMM'de bulundu. 1920 ve 1925 yıllarında iki kez Milli Eğitim Bakanı oldu. 1927'de yeniden İstanbul milletvekili seçildi ve 1935'te Brüksel Büyükelçiliği'ne atandı.

 

1943'te İçel ve 1946'da İstanbul milletvekili olarak yeniden Meclis'e girdi. 1950 seçimlerinde Demokrat Parti listesinden bağımsız Manisa milletvekili, 1954'te yine DP'den İstanbul milletvekili seçildi.

 

1957'de Hürriyet Partisi adayı olarak katıldığı seçimleri yitirdi ve ölümüne kadar Türk Ocakları Merkez Heyeti'nin başkanlığını yürüttü.

 

Kültür ve siyaset hayatının renkli simalarından ve coşkulu hatiplerinden biri olan Hamdullah Suphi Tanrıöver'in konuşmalarından seçmeler 'Dağ Yolu' (1928-1931), yazıları da 'Günebakan' (1929) isimli kitaplarda toplandı.

 

Günün diğer önemli olayları

 

1805: Napolyon Bonapart komutasındaki Fransız ordusu Varşova'ya girdi.

1915: İşgalcilere karşı ilk direniş, Dörtyol'da (Hatay) başladı.

1915: İşgal ettikleri siperleri boşaltan İngilizler, gece Anafartalar'dan bölgesinden gizlice çekildi. İngilizler 8-9 ocak 1916 gecesi de Seddülbahir bölgesinden çekildi.

1918: Bahçe, Islahiye, Hassa, Mamure ve Osmaniye (Adana) Fransızlar tarafından işgal edildi.

1919: Mustafa Kemal ve Heyeti Temsiliye, Sivas'tan Ankara'ya hareket etti.

1919: Urfa'da Kuvayı Milliye kuruldu.

1941: İkinci Dünya Savaşı'nda, İstanbul'da ekmek karneye bağlandı.

1941: Japonlar, Hong Kong'u işgal etti.

1951: Avrupa Kültür Anlaşması Cenevre'de imzalandı.

1965: Fransa Cumhurbaşkanlığı'na Charles De Gualle yeniden seçildi.

1978: 19 aralıkta başlayıp 24 aralıkta son bulan Maraş olayları gerçekleşti.

1980: Politik işbirliği çerçevesindeki ilk AET-Türkiye teması gerçekleştirildi.

1987: Uluslararası Cumhuriyet Halter Turnuvası'nda Naim Süleymanoğlu ilk kez milli mayoyu giydi. 60 a koparma (150 kg), silkme (188.5 kg) ve toplamda (337.5 kg) kendine ait dünya rekorlarını yeniledi.

2000: Ölüm orucu ve açlık grevlerinin devam ettiği 20 cezaevine, sabaha karşı, 'Hayata Dönüş' adı verilen bir operasyon düzenlendi. Operasyonda 28 tutuklu öldü, 94'ü de yaralandı.

2002: Edebiyatçı Mehmet Fuat 77 yaşında öldü.

 

20 Aralık

 

'Fareler ve İnsanlar' ve 'Gazap Üzümleri' gibi romanlarıyla tanınan yazar John Steinbeck 1968 yılında hayatını kaybetti.

 

John Steinbeck, 27 şubat 1902'de ABD'nin California eyaletindeki Salinas kentinde doğdu. 20 aralık 1968'de New York'da yaşamını yitirdi. 1940'da Pulitzer, 1962'de Nobel Edebiyat Ödülü kazandı.

 

California'da tarım işçisi yoksul bir ailenin çocuğu olan Steinbeck, yaşıtları gibi küçük yaşlarda çiftçilik yaptı. 1920-1926 arasında aralıklarla Stanford Üniversitesi'nde eğitşim gördü.

 

Öğrenimini sürdürebilmek için duvarcılık, boyacılık, kapıcılık, eczacılık gibi işlerde çalıştı. Okulu bitiremedi. Öğrencilik yıllarında başladığı yazmayı sürdürdü.

 

Irgatlık ve işçilik yaparken edindiği deneyimler, eserlerinde işçilerin yaşamlarını gerçekçi bir dile anlatmasına büyük katkı sağladı. İlk romanlarından başlayarak hep işçileri, yaşam koşullarını, ilişkilerini anlattı.

 

1929'da basılan ilk romanı 'Altın Kupa' edebiyat çevrelerinde fazla ilgi görmedi. Bunu izleyen 'Cennet Çayırları' ve 'Bilinmeyen Bir Tanrıya' adlı eserleri de eleştirmenlerin ilgisini çekmeyi başaramadı.

 

Nihayet 1935'de yayımlanan 'Yukarı Mahalle' ile hem eleştirmenlerce gelecek vaat eden büyük bir yetenek olarak kabul edildi hem de yaşamı boyunca çektiği maddi sıkıntıları sona erdi.

 

'Yukarı Mahalle'yi, California'da yaşam mücadelesi veren işçi sınıfını konu alan, her biri birer şaheser olarak kabul gören 'Bitmeyen Kavga', 'Fareler ve İnsanlar' ve 1940'ta Pulitzer Ödülü kazanan 'Gazap Üzümleri' izledi.

 

Diğer belli başlı eserleri arasında 'Ay Battı', 'Sardalye Sokağı', 'İnci', 'Cennetin Doğusu', 'Tatlı Perşembe', 'Pippin IV'ün Kısa Süren Saltanatı', 'Mutsuzluğumuzun Kışı' sayılabilir. 1962'de Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görüldü.

 

En önemli eseri olan 'Gazap Üzümleri'nde, tarımdaki hızlı kapitalistleşme sürecini anlatır. Toprakları istimlak edilen Oklahamalı çifçiler, topraklarından kovulup, kapitalizmin olağan işleyişi gereği açlığa ve işsizliğe terkedilir.

 

Başka çalışma olanağı olmadığından, California'ya, emeklerinin yok pahasına kullanılacağı büyük kapitalist çiftliklere doğru giden bu aileler birbirleriyle yarışır.

 

Steinbeck'in yapıtları, imgelerden yararlanan sanatsal yapıtlar olmaktan çok, yüzyılın başında önemli toplumsal değişimler yaşanan topraklarda, toplumsal gerçekliğin ayrıntılı bir gözleme dayanan, tamamıyla gerçekçi birer yansıtılışıdır.

 

Günün diğer önemli olayları

 

1683: II. Viyana Kuşatması'nın başarısızlıkla sonuçlanması üzerine Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, boğularak idam edildi.

1924: 'Kırkkilise'nin adı 'Kırklareli' olarak değiştirildi.

1938: İlk elektronik televizyon sisteminin patenti alındı.

1942: Erbaa-Niksar'da 7.0 büyüklüğündeki depremde 3 bin kişi öldü.

1955: 1954 seçimlerinden sonra DP'den ayrılan bazı milletvekilleri Hürriyet Partisi'ni kurdu.

1964: İstanbul Ali Sami Yen Stadı'nın açılışı, faciaya sahne oldu. Türkiye-Bulgaristan milli maçının başlamasından önce, izdiham sonucu, açık tribünlerden birinin demir parmaklıkları parçalandı: 83 kişi yaralandı.

1993: Tiyatro ve Sinema Sanatçısı Hulusi Kentmen 81 yaşında öldü.

 

21 Aralık

 

Sovyet sinema yönetmeni Sergey Eisenstein'ın 'Potemkin Zırhlısı' adlı filmi 1925'de gösterime girdi.

 

Sergey Eisenstein, 23 ocak 1898'de, şu an Letonya'nın başkenti olan Riga'da doğdu. Sinemayla ilk tanışması 1906'da Paris'te oldu. Önce Riga'da Fransızca ve İngilizce eğitim veren bir okula, sonra Güzel Sanatlar Akademisi'ne girdi.

 

1917'de başlayan Ekim Devrimi'yle birlikte Kızıl Ordu'ya katıldı. 1920'de Proletkult Tiyatrosu'na dekorcu olarak girdi. 1923 yılında 'Glumov'un Günlüğü' adlı ilk kısa filmiyle sinemaya adım attı.

 

'Eski ile Yeni', 'Aleksandr Nevski', 'Korkunç Ivan' gibi sinema tarihine geçen filmleri yarattı. 'Film Duyumu' ile 'Film Biçimi' gibi sinemaya kuramsal temel kazandıran kitapların yazarı Eisenstein, 11 şubat 1948'de Moskova'da öldü.

 

Sergey Eisenstein, sinema ustası Dziga Vertov'un sinema kuramı ve biçemi Sinema-Göz'e karşı Sinema-Yumruk kuramını geliştirir ve bu kuramın ilk örneğini 'Potemkin Zırhlısı' ile verir.

 

Dünya sinemasının başyapıtları arasında gösterilen ve tüm zamanların en önemli filmlerinden bir olan 'Potemkin Zırhlısı', 1905 devrimini yansıtan bir filmdir. Aynı zamanda Eisenstein'ın sinemada yaptığı devrimi de simgeler.

 

'Potemkin Zırhlısı'nda tarihin en baskıcı rejimlerinden biri olan Rus Çarlığı'na karşı halkın ayaklanması ve gösterdiği dayanışma yalın ama sarsıcı bir üslupla anlatılır.

 

Eisenstein, 'Potemkin Zırhlısı'nda sinema tarihinde bir ilki gerçekleştirir ve filmin baş kahramanı olarak oyuncular yerine halk kitlelerini seçer. Film tek tek insanlar üzerine yapılandırılmaz, kitleyi bir bütün olarak ele alır.

 

'Potemkin Zırhlısı'nda kullanılan simgesellik, tamamen gerçekçi anlatımı destekler niteliktedir. Eisenstein, filmi adeta problem gibi çözerek oluşturmuş, her detayı anlamlandırıp, alt yapısını da ona göre kurmuştur.

 

Filmin beş bölümü şu başlıklardan oluşur: 'İnsanlar ve Solucanlar', 'Denizde Dram', 'Ölüm Adalet Arıyor', 'Odessa Merdivenleri' ve 'Filoyla Karşılaşma'.

 

Eisenstein'ın ritmin ve sinemada kurgunun el kitabını görselleştirdiği 'Odessa Merdivenleri', filmin en vurucu bölümünü oluşturur.

 

Merdivenlerdeki halk, Çar'ın askerlerinin üzerlerine açtığı ateş, panik ve tüm bunların olağanüstü bir ritimle sinema diline çevrilmesi, bu bölümün kazandığı ünü haklı çıkarır.

 

Askerlerin tek sıra halinde, ateş ederek halkın üstüne yürümeleri, gerilim filmlerinde bile görülemeyecek bir etki yaratır izleyici üzerinde ve Odessa merdivenleri boyunca kaçma isteği uyandırır.

 

Vurulan oğlunu kollarına alarak askerlere doğru giden anne, filmin tek bireysel öğesidir. Çektiği tanımsız acı, birbirinin üstüne atlayan görüntüler arasında kaynayıp gider.

 

Günün diğer önemli olayları

 

1603: Padişah III. Mehmet öldü.

1840: Vatan şairi Namık Kemal, dünyaya geldi.

1918: Padişah Sultan Vahdettin, Meclisi Mebusan'ı fesh etti.

1937: İlk uzun, sesli ve renkli çizgi film olan, Walt Disney'in 'Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler'inin galası yapıldı.

1948: Serbest İrlanda bağımsızlığını ilan etti.

1961: Londra'dan Tel Aviv'e giden İngiliz Havayolları British Airways'a ait yolcu uçağı, Esenboğa Havaalanı'ndan ayrılışından bir dakika sonra düşerek parçalandı. 26 kişi öldü, 8 kişi yaralandı.

1971: Türk Lisarı'nın değeri yeniden belirlendi: 1 dolar 14 lira.

1972: Doğu Berlin'de iki Almanya arasında 'Temel Anlaşma' imzalandı.

1979: Sovyetler Birliği, Afganistan'ı işgal etti.

1988: Pan-Am Havayolları'na ait Boeing 747 tipi yolcu uçağı, Londra-New York seferini yaparken, İskoçya'nın Lockerbie kasabası üzerinde infilak etti: 275 kişi öldü.

1989: ABD, Panama'yı işgal etti.

1991: DİSK Genel Başkanı Abdullah Baştürk 62 yaşında öldü.

1991: Rusya, Belarus, Ukrayna, Kazakistan, Moldova, Azerbaycan, Ermenistan, Özbekistan, Tacikistan, Türkmenistan ve Kırgızistan liderleri, bir araya gelerek Sovyetler Birliği'ne son verdi.

2000: 23 nisan 1999'a kadar işlenen suçlardan dolayı şartla salıvermeye, dava ve cezaların ertelenmesine olanak tanıyan yasa TBMM'de kabul edildi.

 

22 Aralık

 

İrlandalı oyun yazarı, romancı, şair ve eleştirmen Samuel Beckett, 1989'da Paris'te öldü.

 

Çağdaş edebiyatın önemli yazarlarından biri olan Samuel Beckett, Protestan bir ailenin oğlu olarak 13 Nisan 1906'da Dublin yakınlarındaki Foxrock'da doğdu.

 

1920'de Portora Kraliyet Okulu'na gittikten sonra, 1923'te Dublin'deki Trinity College'a girerek Roman dilleri öğrenimi gördü. 1928'de Paris Yüksek Öğretmen Okulu'nda İngiliz dili profesörü olarak görev aldı.

 

Bu dönemde, çağdaş roman ve öykü yazarları arasında önemli bir yeri olan İrlandalı yazar James Joyce ile tanışarak onun çevresine girmesi, Beckett'in yazarlık yaşamını önemli ölçüde etkiledi.

 

1930'da Dublin'e döndü, Trinity College'da Fransızca dersleri verdi. 1931'den sonra Londra'da yaşamaya başlayarak Fransa ve İtalya'ya yolculuklar yaptı. 1937'de Paris'e yerleşerek İkinci Dünya Savaşı'nda bir yeraltı direniş grubuna katıldı.

 

Nazilerden kaçmak amacıyla gittiği Fransa'nın güneyindeki Vaucluse'da gündüzleri tarım işçisi olarak çalışırken, geceleri 'Watt' adlı romanını yazdı. Savaştan sonra gönüllü olarak İrlanda Kızılhaç Örgütü'ne yazıldı, 1945'de Paris'e yerleşti.

 

Beckett, yazarlık yaşamanın en verimli dönemi olan 1946-50 yıllarında, yapıtlarını önce Fransızca yazıp, sonra İngilizceye çevirmeye başladı.

 

Bu dönemde yazdığı 'Molloy', 'Malone Meurt' ve 'L'Innommable' adlı roman üçlemesinde, etkisinde kaldığı düşünür Descartes'ın felsefesinden hareket ederek, insanın benlik ve varoluş arayışlarını irdeledi.

 

Beckett'in, 'Godot'yu Beklerken' adlı oyunu, en çok tartışılan ve ona dünya çapında ün kazandıran yapıtıdır. 50'lerin ilk yarısında yaratılan bu eser, uyumsuz tiyatronun baş yapıtlarından biri olarak, etkisini günümüzde de sürdürmektedir.

 

Bu oyun ve bunu izleyen 'Krapp'ın Son Bandı', 'Küller', 'Mutlu Günler' ve 'Oyun' gibi oyunlar, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Avrupa'da ortaya çıkan ve gerek biçim gerek içerik açısından yerleşmiş tiyatro kurallarına karşı çıkan Uyumsuzluk Tiyatrosu'nun en çarpıcı örneklerindendir.

 

Bu oyunlarda Beckett, acıklı olanı bir çeşit mizahla dile getirerek bir kara güldürü havası yaratmış, en aza müzikgenmiş kişiler ve dekorla, insanın amaçsız ve anlamsız bir evrendeki umutsuzluğunu, iletişim kuramamasından kaynaklanan yalnızlığını aktarmaya çalışmıştır.

 

'Sözsüz Oyun' adlı dizi ve 'Gel ve Git' gibi oyunları ise sözcüklerin en aza müzikgendiği çok kısa yapıtlarıdır. Yapıtlarını İngilizce ve Fransızca olarak yazan Beckett, 1969'da Nobel Edebiyat Ödülü aldı ve 22 aralık 1989'da Paris'te öldü.

 

Günün diğer önemli olayları

 

1453: İstanbul Üniversitesi (Darülfünun) kuruldu. Darülfünun, 1933'te üniversiteye dönüştürüldü.

1574: Padişah III. Murat tahta çıktı.

1829: İlk yolcu taşıyan demiryolu hattı olan Baltimore-Ohio Demiryolu açıldı.

1895: Halka açık ilk sinema gösterimi Paris'te yapıldı, 28 aralıktan itibaren de düzenli gösterimler başladı. Sinemaya adını verenler, kaydında ve gösteriminde kullanılan makineyi icat edip ilk filmleri çekenler, Lyonlu Lumiere kardeşlerdi.

1914: Harbiye Nazırı ve Erkanı Harbiye Umumiye Reisi Enver Paşa'nın, Rus işgali altındaki toprakları kurtarmak ve Rusya içlerine ilerlemek amacıyla planladığı Sarıkamış Harekatı başladı. Harekat on binlerce askerin ölümüyle sonuçlandı.

1932: Hindistan'daki İngiliz yönetimi, 28 bin mahkumu serbest bıraktı. Mahkumlar arasında Mahatma Gandhi de vardı.

1938: Bilim adamı Otto Hahn tarafından ilk atom çekirdeği patlatıldı.

1959: Yazar Ziya Şakir 75 yaşında öldü.

1962: Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu kuruldu.

1978: Kahramanmaraş olayları başladı. 26 aralıka kadar süren olaylarda 111 kişi öldü, 176 kişi yaralandı.

1992: Futbolcu Tanju Çolak, 9 yıl hapse mahkum edildi. Çolak yurda kaçak Mercedes sokmaktan yargılanıyordu.

1999: Hükümet Egebank, Yaşarbank, Yurtbank, Sümerbank ve Esbank'a el koydu.

2002: Afganistan'da Hamid Karzai'nin başkanlığında kurulan geçici yönetim görevine başladı.

2004: Türkiye'nin ilk kadın pilotlarından Nezihe Viranyalı 79 yaşında vefat etti.

 

23 Aralık

 

İrlandalı oyun yazarı, romancı, şair ve eleştirmen Samuel Beckett, 1989'da Paris'te öldü.

 

Çağdaş edebiyatın önemli yazarlarından biri olan Samuel Beckett, Protestan bir ailenin oğlu olarak 13 Nisan 1906'da Dublin yakınlarındaki Foxrock'da doğdu.

 

1920'de Portora Kraliyet Okulu'na gittikten sonra, 1923'te Dublin'deki Trinity College'a girerek Roman dilleri öğrenimi gördü. 1928'de Paris Yüksek Öğretmen Okulu'nda İngiliz dili profesörü olarak görev aldı.

 

Bu dönemde, çağdaş roman ve öykü yazarları arasında önemli bir yeri olan İrlandalı yazar James Joyce ile tanışarak onun çevresine girmesi, Beckett'in yazarlık yaşamını önemli ölçüde etkiledi.

 

1930'da Dublin'e döndü, Trinity College'da Fransızca dersleri verdi. 1931'den sonra Londra'da yaşamaya başlayarak Fransa ve İtalya'ya yolculuklar yaptı. 1937'de Paris'e yerleşerek İkinci Dünya Savaşı'nda bir yeraltı direniş grubuna katıldı.

 

Nazilerden kaçmak amacıyla gittiği Fransa'nın güneyindeki Vaucluse'da gündüzleri tarım işçisi olarak çalışırken, geceleri 'Watt' adlı romanını yazdı. Savaştan sonra gönüllü olarak İrlanda Kızılhaç Örgütü'ne yazıldı, 1945'de Paris'e yerleşti.

 

Beckett, yazarlık yaşamanın en verimli dönemi olan 1946-50 yıllarında, yapıtlarını önce Fransızca yazıp, sonra İngilizceye çevirmeye başladı.

 

Bu dönemde yazdığı 'Molloy', 'Malone Meurt' ve 'L'Innommable' adlı roman üçlemesinde, etkisinde kaldığı düşünür Descartes'ın felsefesinden hareket ederek, insanın benlik ve varoluş arayışlarını irdeledi.

 

Beckett'in, 'Godot'yu Beklerken' adlı oyunu, en çok tartışılan ve ona dünya çapında ün kazandıran yapıtıdır. 50'lerin ilk yarısında yaratılan bu eser, uyumsuz tiyatronun baş yapıtlarından biri olarak, etkisini günümüzde de sürdürmektedir.

 

Bu oyun ve bunu izleyen 'Krapp'ın Son Bandı', 'Küller', 'Mutlu Günler' ve 'Oyun' gibi oyunlar, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Avrupa'da ortaya çıkan ve gerek biçim gerek içerik açısından yerleşmiş tiyatro kurallarına karşı çıkan Uyumsuzluk Tiyatrosu'nun en çarpıcı örneklerindendir.

 

Bu oyunlarda Beckett, acıklı olanı bir çeşit mizahla dile getirerek bir kara güldürü havası yaratmış, en aza müzikgenmiş kişiler ve dekorla, insanın amaçsız ve anlamsız bir evrendeki umutsuzluğunu, iletişim kuramamasından kaynaklanan yalnızlığını aktarmaya çalışmıştır.

 

'Sözsüz Oyun' adlı dizi ve 'Gel ve Git' gibi oyunları ise sözcüklerin en aza müzikgendiği çok kısa yapıtlarıdır. Yapıtlarını İngilizce ve Fransızca olarak yazan Beckett, 1969'da Nobel Edebiyat Ödülü aldı ve 22 aralık 1989'da Paris'te öldü.

 

Günün diğer önemli olayları

 

1453: İstanbul Üniversitesi (Darülfünun) kuruldu. Darülfünun, 1933'te üniversiteye dönüştürüldü.

1574: Padişah III. Murat tahta çıktı.

1829: İlk yolcu taşıyan demiryolu hattı olan Baltimore-Ohio Demiryolu açıldı.

1895: Halka açık ilk sinema gösterimi Paris'te yapıldı, 28 aralıktan itibaren de düzenli gösterimler başladı. Sinemaya adını verenler, kaydında ve gösteriminde kullanılan makineyi icat edip ilk filmleri çekenler, Lyonlu Lumiere kardeşlerdi.

1914: Harbiye Nazırı ve Erkanı Harbiye Umumiye Reisi Enver Paşa'nın, Rus işgali altındaki toprakları kurtarmak ve Rusya içlerine ilerlemek amacıyla planladığı Sarıkamış Harekatı başladı. Harekat on binlerce askerin ölümüyle sonuçlandı.

1932: Hindistan'daki İngiliz yönetimi, 28 bin mahkumu serbest bıraktı. Mahkumlar arasında Mahatma Gandhi de vardı.

1938: Bilim adamı Otto Hahn tarafından ilk atom çekirdeği patlatıldı.

1959: Yazar Ziya Şakir 75 yaşında öldü.

1962: Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu kuruldu.

1978: Kahramanmaraş olayları başladı. 26 aralıka kadar süren olaylarda 111 kişi öldü, 176 kişi yaralandı.

1992: Futbolcu Tanju Çolak, 9 yıl hapse mahkum edildi. Çolak yurda kaçak Mercedes sokmaktan yargılanıyordu.

1999: Hükümet Egebank, Yaşarbank, Yurtbank, Sümerbank ve Esbank'a el koydu.

2002: Afganistan'da Hamid Karzai'nin başkanlığında kurulan geçici yönetim görevine başladı.

2004: Türkiye'nin ilk kadın pilotlarından Nezihe Viranyalı 79 yaşında vefat etti.

 

24 Aralık

 

Osmanlı ve Türk edebiyatının en büyük şairlerinden Tevfik Fikret 1867'de doğdu.

 

Asıl adı Mahmut Tevfik olan Tevfik Fikret, 24 aralık 1867'de İstanbul'da doğdu. Önce Mahmudiye Rüştiyesi, sonra da Mektebi Sultani'de öğrenim gördü. Burada Recaizade Mahmud Ekrem'in öğrencisi oldu.

 

1888'de Galatasaray'ı bitirdikten sonra Hariciye Nezareti İstişare Odası'nda (Dışişleri Bakanlığı Enformasyon Dairesi), katip olarak göreve başladı. Yeterince çalışmadan para aldığı gerekçesiyle buradan ayrıldı.

 

Çeşitli memurluklarda bulundu. 1891'de 'Mirsad' dergisinin açtığı şiir yarışmasında birincilik kazanarak edebiyat çevrelerinin dikkatini çekti. 1892'de Mektebi Sultani'nin ilk bölümüne Türkçe öğretmeni atandı.

 

1894'te 'Malumat' dergisini yayımlamaya başladı. 1895'te hükümetin bütçede kısıntı yapma gerekçesiyle memur maaşlarının yüzde onunu kesmesine tepki olarak Galatasaray'daki görevinden istifa etti ve inzivaya çekildi.

 

1896'da, eski öğretmeni Recaizade Mahmud Ekrem'in aracılığıyla 'Servet-i Fünun' dergisinin yazı işleri müdürlüğüne getirildi. Aynı yıl Robert Kolej'e Türkçe öğretmeni olarak tayin edildi.

 

Sultan Abdülhamid yönetimine muhalif olan Batıcılar, muhalefetlerinde uzun süre başarı sağlayamayınca bu durum onları toplumdan kaçış düşüncelerine sürükledi ve Tevfik Fikret'teki inziva düşüncesini daha da derinleşti.

 

1905'te eşi ve oğlu Haluk'la birlikte Aşiyan'da yaptırdığı eve taşındı. Çok az insanla görüşüyordu. Özgürlük getireceğine inandığı 'İttihat ve Terakki'yi desteklediği bu dönemde 'Sis', 'Sabah Olursa', 'Bir Lahza-i Taahhur' şiirlerini yazdı.

 

Tevfik Fikret, 'Sis' isimli şiirinde işgal altındaki İstanbul'a lanetler yağdırıyordu.

 

Sarmış ufuklarını senin gene inatçı bir duman,

beyaz bir karanlık ki, gittikçe artan

ağırlığının altında herşey silinmiş gibi,

bütün tablolar tozlu bir yoğunlukla örtülü;

tozlu ve heybetli bir yoğunluk ki, bakanlar

onun derinliğine iyice sokulamaz, korkar!

Ama bu derin karanlık örtü sana çok layık;

layık bu örtünüş sana, ey zulümler sahası!

Ey zulümler sahası... Evet, ey parlak alan,

ey facialarla donanan ışıklı ve ihtişamlı saha!

Ey parlaklığın ve ihtişamın beşiği ve mezarı olan,

Doğu'nun öteden beri imrenilen eski kıralıçesi!

Ey kanlı s*vişmeleri titremeden, tiksinmeden

sefahate susamış bağrında yaşatan.

Ey Marmara'nın mavi kucaklayışı içinde

sanki ölmüş gibi dalgın uyuyan canlı yığın.

Ey köhne Bizans, ey koca büyüleyici bunak,

ey bin kocadan artakalan dul kız;

güzelliğindeki tazelik büyüsü henüz besbelli,

sana bakan gözler hala üstüne titriyor.

Dışarıdan, uzaktan açılan gözlere, süzgün

iki lacivert gözünle ne kadar canayakın görünüyorsun!

Canayakın, hem de en kirli kadınlar gibi;

içerinde coşan ağıtların hiç birine aldırış etmeden.

Sanki bir hain el, daha sen şehir olarak kuruluyorken,

lanetin zehirli suyunu yapına katmış gibi!

Zerrelerinde hep riyakarlığın pislikleri dalgalanır,

İçerinde temiz bir zerre asla bulamazsın.

Hep riyanın çirkefi; hasedin, kargüdmenin çirkeflikleri;

Yalnız işte bu... Ve sanki hep bunlarla yükselinecek.

Milyonla barındırdığın insan kılıklarından

Parlak ve temiz alınlı kaç adam çıkar?

 

Örtün, evet ey felaket sahnesi... Örtün artık ey şehir;

örtün, ve sonsuz uyu, ey dünyanın koca kahbesi!

Ey debdebeler, tantanalar, şanlar, alaylar;

Kaatil kuleler, kal'ali ve zindanlı saraylar.

Ey hatıraların kurşun kaplı kümbetlerini andıran, camiler;

ey bağlanmış birer dev gibi duran mağrur sütunlar ki,

geçmişleri geleceklere anlatmıya memurdur;

ey dişleri düşmüş, sırıtan sur kafilesi.

Ey kubbeler, ey şanlı dilek evleri;

ey doğruluğun sözlerini taşıyan minareler.

Ey basık tavanlı medreseler, mahkemecikler;

ey servilerin kara gölgelerinde birer yer

edinen nice bin sabırlı dilenci güruhu;

"Geçmişlere Rahmet!" diye yazılı kabir taşları.

Ey türbeler, ey herbiri velvele koparan bir hatıra

canlandırdığı halde sessiz ve sadâsız yatan dedeler!

Ey tozla çamurun çarpıştığı eski sokaklar;

ey her açılan gediği bir vak'a sayıklıyan

viraneler, ey azılıların uykuya girdikleri yer.

Ey kapkara damlariyle ayağa kalkmış birer matemi

sembole eden harap ve sessiz evler;

ey herbiri bir leyleğe yahut bir çaylağa yuva olan

kederli ocaklar ki, bütün acılıklariyle somutmuş,

ve yıllardır tütmek ne... çoktan unutulmuş!

Ey midelerin zorlaması zehirinden ötürü

her aşalığı yiyip yutan köhne ağızlar!

Ey tabi'atin gürlükleri ve nimetleriyle dolu

bir hayata sahip iken, aç, işsiz ve verimsiz kalıp

her nameti, bütün gürlükleri, hep kurtuluş sebeplerini

gökten dilenen tevekkül zilleti ki.. sahtadir!

Ey köpek havlamaları, ey konuşma şerefiyle yükselmiş

olan insanda şu nankörlüğe lanet yağdıran feryat!

Ey faydasız ağlayışlar, ey zehirli gülüşler;

ey eksinlik ve kaderin açık ifadesi, nefretli bakışlar!

Ey ancak masalların tanıdığı bir hâtıra: Namus;

ey adamı ikbal kıblesine götüren yol: Ayak öpme yolu.

Ey silahlı korku ki, öksüz ve dulların ağzındaki

her talih şikayeti yapageldiğin yıkımlardan ötürüdür!

Ey bir adamı korumak ve hürriyete kavuşturmak için

yalnız teneffüs hakkı veren kanun masalı!

Ey tutulmıyan vaitler, ey sonsuz muhakkak yalan,

ey mahkemelerden biteviye kovulan 'hak'!

Ey en şiddetli kuşkularla duygusu körleşerek

vicdanlara uzatılan gizli kulaklar;

ey işitilmek korkusuyle kilitlenmiş ağızlar.

Ey nefret edilen, hakîr görülen milli gayret!

Ey kılıç ve kalem, ey iki siyasi mahkum;

ey fazilet ve nezaketin payı, ey çoktan unutulan bu çehre!

Ey korku ağırlığından iki büklüm gemeye alışmış

zengin – fakir herkes, meşhur koca bir millet!

Ey eğilmiş esir baş, ki ak-pak, fakat iğrenç;

ey taze kadın, ey onu takibe koşan genç!

Ey hicran üzgünü ana, ey küskün karı-koca;

ey kimsesiz; avare çocuklar... Hele sizler,

hele sizler...

 

Örtün, evet, ey felaket sahnesi... Örtün artık ey şehir;

Örtün, ve sonsuz uyu, ey dünyanın koca kahpesi!

 

"Ey parlaklığın ve ihtişamın beşiği ve mezarı olan,

Doğu'nun öteden beri imrenilen eski kıralıçesi!

Ey kanlı s*vişmeleri titremeden, tiksinmeden

sefahate susamış bağrında yaşatan.

Ey Marmara'nın mavi kucaklayışı içinde

sanki ölmüş gibi dalgın uyuyan canlı yığın.

Ey köhne Bizans, ey koca büyüleyici bunak,

ey bin kocadan artakalan kadın olmamış...

...

Örtün, ey felaket sahnesi... Örtün artık ey şehir;

Örtün ve sonsuz uyu, ey dünyanın koca kahbesi!"

 

1908'de İkinci Meşrutiyet'in ateşli savunucuları arasına katıldı. Meşrutiyet'ten sonra inzivasından çıktı, eski arkadaşlarıyla barıştı. 'Tanin' gazetesini kurdu. Gazete İttihat ve Terakki'nin yayın organı yapılmak istenince ayrıldı.

 

Yeni yönetimin önerdiği Milli Eğitim Bakanlığı görevini geri çevirdi. Bu göreve getirilen Abdurrahman Şeref'in çağrısıyla, Mektebi Sultani'nin müdürü oldu ve bir süre önce yanmış olan okulun onarımını üstlendi.

 

Bu arada, toplantı salonunu mescitin üstüne yaptırdığı gerekçesiyle ağır eleştirilere uğradı. O günlerde 31 Mart Olayı patlak verdi. Fikret, olayı protesto amacıyla önce kendini okulun kapısına zincirle bağlattı, ertesi gün de istifa etti.

 

Ancak öğrencilerin ve Milli Eğitim Bakanı Nail Bey'in ısrarlarıyla tam yetkili olarak göreve döndü. Sekiz ay sonra, yeni Milli Eğitim Bakanı Emrullah Efendi'yle anlaşamayarak bir daha dönmem*k üzere Galatasaray'dan ayrıldı.

 

Darülmuallim ve Darülfünun'daki görevlerinden de istifa etti ve yeniden Aşiyan'a çekildi, İttihat ve Terakki iktidarına muhalif oldu. 1912'de Meclis'in kapatılması üzerine, bu olayı 1878'deki kapatılmaya benzeterek 'Doksan Beşe Doğru'yu yazdı.

 

Bunu 'Han-ı Yağma', 'Sancak- Şerif Huzurunda' gibi şiirler izledi. İttihat ve Terakki'nin fedailerince izlenmeye başlandı. Modern pedagoji ilkelerine uygun bir okul açmak, yeni bir edebiyat dergisi çıkartmak gibi tasarılarını gerçekleştiremedi.

 

O günlerde, ağır şeker hastalığına yakalanmış olduğu anlaşıldı. 1914'te kolu şiştiği için bir ameliyat geçirdi. Tedaviye yanaşmaması sonucunda hastalığı iyice artarak ölümüne neden oldu. 19 ağustos 1915'te İstanbul'da hayatını kaybetti.

 

Günün diğer önemli olayları

 

1524: Portekizli kaşif Vasco da Gama öldü.

1638: Padişah IV. Murat, Bağdat'ı ele geçirdi.

1923: Arnavutluk'ta cumhuriyet ilan edildi.

1931: Türkiye'nin ilk sivil havacılık kulübü Aero Kulüp İstanbul'da kuruldu.

1947: Gerilla lideri Markos Vafthiades önderliğindeki yaklaşık 20 bin komünist, Yunanistan'ın kuzeyinde Serbest Yunan Hükümeti'ni ilan etti.

1951: Libya bağımsızlığını ilan etti.

1966: Sovyet araştırma istasyonu 'Luna-13' ay yüzeyine yumuşak iniş yaptı.

1974: Efsanevi müzik topluluğu Beatles dağıldı.

1976: Ticaret ve Sanayi Bakanlığı, zam talebini kabul etmeyince, Türkiye'de Renault otomobil üretimi durduruldu.

1979: Heykeltıraş Şadi Çalık 62 yaşında öldü.

1979: Zeki Ökten'in yönettiği 'Sürü' filmi Belçika Kraliyet Film Arşivi Uluslararası Seçkin Filmler Yarışması'nda Büyük Ödülü kazandı.

1994: Cumhuriyet Halk Partisi ve Sosyal Demokrat Halkçı Parti birleşme kararı aldı.

1995: Erken genel seçim yapıldı. Refah Partisi seçimden birinci parti olarak çıktı, ikinciliği milletvekili sayısı bakımından DYP, oy oranı açısından ANAP aldı.

1998: Yargıtay Dokuzuncu Ceza Dairesi, Sivas Katliamı Davası'nda 33 kişi hakkındaki idam kararlarını, 'usul eksiklikleri' nedeniyle bozdu. 16 haziran 2000'de Ankara Bir Numaralı DGM, Yargıtay'ın yerel mahkeme kararını iki kez bozduğu davanın üçüncü yargılamasında 33 sanık hakkında idam cezası verdi. 10 mayıs 2001'de Yargıtay, 31 kişinin idam cezasını onadı, iki kişi hakkındaki karar bozuldu.

2003: Ankara'daki Modern Çarşı'da çıkan yangında bir kişi öldü, çarşı kullanılamaz duruma geldi.

 

25 Aralık

 

Şarlo ismiyle de tanınan yönetmen, oyuncu, senarist ve müzisyen Charlie Chaplin 1977'de hayatını kaybetti.

 

Asıl adı Charles Spencer Chaplin olsa da yarattığı Şarlo (Charlot) karakteri ile özdeşleşti ve öyle anıldı. 16 nisan 1889'da Londra'da doğdu, 25 aralık 1977'de İsviçre'nin Coursier-sur-Vevey kentinde öldü.

 

Londra'nın fakir bölgelerinden birinde doğup büyüdü. Oyuncu bir ailenin çocuğuydu. 1913'te ailesi ile bir oyun için gittiği ABD'de sinemaya başladı ve Keystone şirketi için 'Making a Living' (1914) filminde oynadı.

 

Bunu takip eden 'Kid Auto Races at Venice' (1914) filminde, bol pantolonlu, bastonlu, melon şapkalı, büyük numara ayakkabılı ve sakar hareketleri ile gülünç mizansenler oluşturan Şarlo tiplemesini yarattı.

 

Takip Sonraki yıllarda aralarında 'The Immigrant' (1917), 'The Adventurer' (1917) gibi ünlü filmlerinin de bulunduğu 60'tan fazla kısa filmde oynadı ve birçoğunun da yönetmenliğini üstlendi.

 

1918'de çektiği 'A Dog's Life' filmi ile uzun metrajlı filmlere başladı. Bunu uzun metrajlı 'Shoulder Arms' izledi. 1919'da bazı sinemacıların kurduğu United Artists film şirketinin ortağı oldu. Şirket bünyesinde en iyi filmlerine imza attı.

 

Dünya üzerinde filmlerinin gösterildiği her ülkede insanların hayranlığını toplamasına rağmen, ABD vatandaşlığını reddetmesi sebebiyle bu ülkede kendisine yönelik bir karalama kampanyası başladı.

 

Yaptığı dört evlilik, babalık davası gibi sorunları ve 'Altına Hücum'daki (The Gold Rush, 1925) bazı sahnelerin Komünizm propagandası olarak yorumlanması gibi olaylar Chaplin'in ABD'ye girmesinin yasaklanmasıyla sonuçlandı.

 

Bunun üzerine eşi ve çocuklarıyla İsviçre'ye yerleşti ve hayatının sonuna kadar orada kaldı. 1972'de Oscar Özel Ödülü'nü alması için ABD'ye çağırıldı. 'Şehir Işıkları' (City Lights) ile bir kez daha Oscar kazandı.

 

Filmlerinde dönem koşulları için imkansız gibi görünen mizansen, koreografi ve akrobatik hareketlere yer veren Chaplin, komedinin tüm unsurlarını sinemasında barındırdı, heyecanın ve hareketin olmadığı sahneler ise dramatik ögeler ekledi.

 

Popülist yaklaşımlara, hiçbir zaman benimsemediği bazı yönetim biçimlerine ve teknolojiye yönelik ağır eleştrilerini ise yine bu komedi tarzının içinde eritti ve sessizce seyirciye ulaştırmayı bildi.

 

Önemli filmleri

 

'Şarlo Asker' (Shoulder Arms, 1918), 'Yumurcak' (The Kid, 1921), 'Şarlo Hacı', (The Pilgrim, 1922), 'Altına Hücum' (The Gold Rush, 1925), 'Şehir Işıkları' (The City Lights, 1930), 'Modern Zamanlar' (Modern Times, 1936), 'Şarlo Diktatör' (The Great Dictator, 1940), 'Sahne Işıkları' (Lamelight, 1952)

 

'Büyük Diktatör'ün finali

 

"Beni duyma olanağı bulanlara diyorum ki: Umutsuzluğa düşmeyin! Üstümüze çöken bela, vahşi bir istihanın ve insanlığın gelişmesinden korkanların duydukları acıların bir sonucudur sadece..."

 

"İnsanlığın kini geçecek, diktatörler yok olup gidecektir. Halktan zorla aldıkları iktidar yine halkın eline geçecektir. Ve insanlar ölmeyi bildikleri sürece, özgürlük yok olmayacaktır...

 

"Askerler, bu vahşi adamlara adamayın kendinizi... Sizi hor görüyor, size köle gözüyle bakıyor, hayatınızla oynuyorlar. Davranışlarınıza, düşüncelerinize, duygularınıza hükmetmeye kalkıyorlar...

 

"Sizi hayvan terbiye eder gibi şartlandırıp, aç bırakıp topun ağzına sürüyorlar. Doğaya aykırı olan bu adamlara teslim etmeyin kendinizi. Bu makine gibi duygusuz, makineleşmiş adamlara! Sizler birer hayvan değilsiniz!..

 

"Yüreğinizde insan sevgisi taşıyorsunuz! Nefrete kapılmayin. Ancak sevilmeyen kişiler nefret eder. Sevilmeyenler ve anormal olanlar... Askerler, kölelik ugruna dövüşmeyin. Özgürluk için dövüsün!"

 

Günün diğer önemli olayları

 

336: İlk Noel kutlaması Roma'da yapıldı.

1522: Rodos, Osmanlı egemenliğine girdi.

1638: Osmanlı orduları Bağdat'a girdi.

1921: Gaziantep düşman işgalinden kurtuldu.

1926: Japonya imparatoru Yoşito'nun ölümü üzerine oğlu Hirohito imparator oldu.

1936: Şark Demiryolları hükümet tarafından satın alındı.

1952: Saidi Nursi'nin yargılanmasına başlandı.

1963: Kıbrıs'ta EOKA, Adanın her yanında Türklere karşı saldırılar düzenledi.

1972: Nikaragua'daki depremde 10 bin kişi öldü.

1973: İkinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, Ankara'da 89 yaşında hayata veda etti.

1976: Hacdan dönerken gemilerinin batması sonucu 100 Müslüman öldü.

1985: Türkiye'nin ilk hayali ihracat davası sonuçlandı: Yahya Demirel 23 yıl dört ay hapis cezasına çarptırıldı.

1989: Romanya Devlet Başkanı Nikolay Çavuşesku ve eşi Elena idam edildi. Çavuşesku çifti olağanüstü mahkemede yargılandı.

1991: Sovyetler Birliği Devlet Başkanı Gorbaçov istifa etti.

 

26 Aralık

 

Türkiye'de uluslararası takvim ve saatin kullanılması 1925'de TBMM'de iki ayrı yasayla kabul edildi.

 

26 aralık 1925 tarihinde çıkarılan 1782 sayılı kanunla, eski ağırlık ve uzunluk ölçüleri değiştirildi; arşın, endaze, okka, çeki gibi hem belirli olmayan hem de bölgelere göre değişen eski ölçüler kaldırıldı.

 

Kanunla, modern ölçü sayılan onluk yönteme uygun, metre ve kilogram gibi uzunluk ve ağırlık ölçüleri kabul edildi.

 

Uzunluk ve ağırlık ölçülerinde yapılan bu değişiklikler, ülkede ağırlık ve uzunluk ölçülerinde tek bir sistemin uygulanmasını sağladığı gibi uluslararası ticari ilişkilerde de yararlı oldu.

 

Ayın hareketlerine göre ayları gösteren, saat, rakam ve tatil günleri, gerek iç, gerekse de dış ilişkilerde büyük güçlük çıkartıyor, çalışma hayatında karışıklıklara neden oluyordu.

 

Kanunlarla Hicri ve Rumi takvim kaldırılarak yerine Miladi takvim, alaturka saat yerine de uluslararası saat kabul edildi. 20 mayıs 1928'de de uluslararası rakamlar yasallaştı.

 

Hafta tatili olarak kabul edilen cuma yerine, pazar gününün resmi hafta tatili günü olması ise, 1935'te çıkarılan bir kanunla sağlandı.

 

Günün diğer önemli olayları

 

1896: Çin halk savaşının örgütleyicisi, planlayıcısı ve önderi Mao Zedong doğdu.

1923: Aff-ı Umumi Kanunu TBMM'de kabul edildi.

1960: Maliye Bakanı Ekrem Alican'ın görevi sona erdi, yerine Mustafa Kemal Kurdaş atandı.

1975: İstanbul'daki Cağaloğlu ile Bahçekapı arasında bulunan Gürün ve Katırcıoğlu hanları, çıkan yangın sonucu tamamen yandı.

1975: Cumhuriyet Senatosu seçimlerinde başkanlışa 140 oyla Tekin Arıburun seçildi.

1975: Sovyetler Birliği Başkanı Aleksi Kosigin 40 kişilik bir heyetle Ankara'ya geldi.

1977: Sağlık Bakanlığı bin 350 kalem ilacın fiyatını yüzde 25-30 oranında artırdı.

1984: İstanbul'da suya yüzde 112 zam yapıldı.

1985: Ücretli ve emeklilere ödenen vergi iadesinin kapsamı genişletildi.

1989: ABD, uyuşturucu kaçakçılığı suçuyla aradığı Devlet Başkanı General Manuel Noriega'yı ele geçirmek için Panama'ya bir askeri müdahale düzenledi. Müdahaleye ABD Kongresi'nden büyük tepki gelirken, harekat sonucunda çok sayıda kişi öldü.

1990: Türk Metal Sendikası'nın 85 bin üyesi ile Bağımsız Otomobil İş ve Çelik-İş Sendikası'nın 42 bin 500 işçisi, toplu sözleşme görüşmelerinin anlaşmazlıkla sonuçlanması nedeniyle greve başladı.

1990: Slovenya bağımsızlığını açıkladı.

1991: Sovyetler Birliği dağıldı. 23 eylülde bağımsızlığını ilan eden Ermenistan fiilen ve hukuken bağımsız oldu.

1992: Ankara-Haydarpaşa arasında çalışacak olan elektirikli tren hizmete girdi.

1996: Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, ilk kez bir TV kanalında yapılan (HBB) naklen yayınla, şeffaf ihale yöntemini gerçekleştirdi.

2004: Endonezya'nın Sumatra adası açıklarında meydana gelen 9.0 büyüklüğündeki deprem ve sonrasında meydana gelen tsunami nedeniyle çeyrek milyona yakın insan hayatını kaybetti.

 

27 Aralık

 

Eski başbakanlardan Şükrü Saracoğlu 1953'de İstanbul'da hayatını kaybetti.

 

Şükrü Saracoğlu 1887 yılında İzmir'e bağlı Ödemiş'te dünyaya geldi. Mülkiye'yi bitirdikten sonra İzmir'de çeşitli liselerde öğretmenlik yaptı. Birinci Dünya Savaşı yıllarında Cenevre Siyasal Bilimler Fakültesi'nde okudu.

 

TBMM'nin ikinci döneminde İzmir Milletvekili seçildi, Fethi Okyar hükümetinden Milli Eğitim Bakanı oldu. 1926'da Türk-Yunan halklarının değiştirilmesi amacıyla kurulan Muhtelit Mübadele Komisyonu'na Türk delegasyonu olarak seçildi.

 

İnönü hükümetlerinde Maliye Bakanı (1927-1930) olan Saracoğlu, henüz kalkınma programının oluşturulamadığı bu dönemde Türk ekonomisinin ancak köylerden başlatılacak reform çalışmalarıyla kalkınabileceğini ileri sürdü.

 

İktisadi alanlarda yaptığı işlerden biri de yabancı bankaların elinde iç ve dış ticaret mevsimlerine göre düşürülen Türk parasının değerinin korunmasını sağlamasıydı. Bu amaçla Merkez bankası'nı kurdu (1930).

 

Aynı yıl sağlık sorunları nedeniyle görevinden ayrılmak zorunda kalınca Türkiye iktisadi sorunları üzerine inceleme ve araştırmalar yapmak üzere ABD'ye gönderildi. Dönüşünde pamuk sanayisinin temellerini atan bir rapor hazırladı.

 

1932'de Osmanlı İmparatorluğu'nun borçlarıyla ilgili sorunları çözümlemek amacıyla Paris'te yapılan görüşmelerde Türkiye'yi temsil etti, 1933 Antlaşması'nı imzaladı.

 

Adalet Bakanlığı yıllarında (1939-1942) Yargıç ve Avukatlar Kanunu'nu, Suçüstü ve İsra-İflas kanunlarını yürürlüğe koydu, iş esasına dayanan cezaevleri kuruluş yasalarını uygulamaya sokarak İmralı Cezaevi'ni kurdu.

 

Saracoğlu'nun en önemli görevi İkinci Bayar (1938-1939) ve Saydam hükümetlerinde (1939-1942) Dışişleri Bakanlığı oldu. 1942'de hükümeti kurmakla görevlendirildikten sonra da zaman zaman Dışişleri Bakanlığı görevine devam etti.

 

Saracoğlu, aynı zamanda Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanlığı'nı 1934-1950 yılları arasında aralıksız olarak yürüterek en uzun süre başkanlık yapan Fenerbahçeli oldu. Kulübe büyük katkılarda bulundu.

 

1948'de Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na seçilen Şükrü Saracoğlu 1950'den sonra siyaset hayatından çekildi ve 27 aralık 1953'te İstanbul'da hayata veda etti.

 

Günün diğer önemli olayları

 

1907: Paris'te II. Jön Türk Kongresi yapıldı. Sonuç Bildirisi'nde Sultan Abdülhamit yönetimi eleştirildi.

1919: Samsun'da ateşlediği kurtuluş mücadelesinin ardından Erzurum ve Sivas kongrelerini toplayan Mustafa Kemal Paşa, Heyeti Temsiliye üyeleriyle Sivas'tan Ankara'ya geldi.

1928: İstanbul Belediyesi, eski harflerle yazılı tabelalarını değiştirmeyen dükkan sahiplerini cezalandırdı.

1936: İstiklal Marşı'nın şairi Mehmet Akif Ersoy 63 yaşında İstanbul'da öldü.

1939: Erzincan'da Richter ölçeğine göre 7.9 büyüklüğünde deprem meydana geldi: 32 bin 962 kişi öldü, 100 bin kişi yaralandı.

1976: Van'da, 24 kasımdaki depremden sonra, bölgede yardım çalışmaları yapan askeri helikopter düştü, dört subay şehit oldu.

1977: Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Genel Başkanlığı'na Abdullah Baştürk seçildi.

1978: Bağımsızlık savaşında genelkurmay başkanlığı yapan Cezayir Devlet Başkanı Huari Bumedyen 46 yaşında öldü.

1979: Özel eğitimli bir Sovyet birliğinin Kabil Havaalanı'nı ele geçirmesinin ardından, Kabil'deki Afgan hükümeti devrildi. Afganistan Devlet Başkanı Hafızullah Amin görevinden uzaklaştırıldı ve öldürüldü. 10 yıldan fazla sürecek içsavaş başladı.

1981: Hacettepe Üniversitesi öğretim üyelerinden Doç.Dr. Bedrettin Cömert'in katil sanığı Rıfat Yıldırım, Berlin'de yakalandı.

1999: Yargıtay Dördüncü Hukuk Dairesi, türbanın yüksek öğretim kurumlarında serbest sayılan kıyafet kapsamında düşünülemeyeceğine karar verdi.

 

28 Aralık

 

Erzurum Palandöken'de 1996'da meydana gelen çığ düşmesi sonucu altı çocuk kayakçı öldü.

 

Çığ, bol kar yağışı olduğunda, taze kar tabakasının alttaki eski tabakayla iyi kaynaşmaması sonucu,

Rüzgarın kaldırdığı büyük bir kar kitlesinin aşağı inerek alttaki kar tabakası üzerinde kayması sonucu,

Ve bir hayvan veya kayakçının oynak kar tabakasını çiğneyerek harekete geçirmesi sonucu çığ oluşabilir.

 

Çığın oluşumuna etki eden faktörler

 

Arazi: Eğim ne kadar fazlaysa, tehlike o kadar büyüktür. Yüzde 30'luk bir eğim çığ oluşumu için yeterlidir. Gölgede kalan sırtlarda çığ tehlikesi, güneş gören yerlere göre daha fazladır.

Taze kar: Taze kar tabakası ne kadar kalınsa, çığ tehlikesi o kadar büyüktür. Kötü hava şartlarından sonra güneşin açtığı ilk gün çok risklidir.

Fırtına: Kar fırtınası olduğunda, kar tanecikleri dönerek uçuşur ve rüzgarsız sırtlarda birikir. Tepe üstlerinde dalga şeklinde birikmiş kar, alttaki sırtta çığ tehlikesini gösterir.

Kar tabakası: Karın tabaka halinde kaydığı yerlerden uzak durmak gerekir. Dipten gelen boğuk sesler de tehlike işaretidir.

Isı: Kar yağışından sonra ısı birden düşerse, yeni kar tabakası alttakine iyi işleyemez. Hava ısındığında da kar gevşer ve tehlike artar. Bu nedenle baharda daha çok çığ olur.

 

Çığ tipleri

 

Toz çığ: En çok rastlanan çığ tipidir. Toz kardan oluşan bu tip çığlar, saatte 400 kilometre hıza erişebilir ve yarattığı hava basıncı ile büyük zarar verir.

Tabaka çığ: Sert ve ezilmiş kardan oluşur. Önceden tahmin edilmesi çok zordur ve en ufak titreşimde ortaya çıkabilir.

Ağır kar çığı: Nemli ve eski kardan oluşur, çok ağır kitleleri harekete geçirir ve genellikle kış mevsimi sonunda görülür.

 

Çığdan nasıl kurtulabilirsiniz?

 

Çığ genellikle çok hızlı gelişir ve hareket eder. Bu nedenle, çığın oluşması fark edildikten sonra mümkün olduğunca hızlı ve soğukkanlı olunmalıdır. Çığın başlangıç anından sonra, bina içinde değil dışarıda bulunuyorsanız;

Çığ başladığında, çığın büyüklüğüne, hızına, patikanın genişliğine, etrafta bulunan araçlara ve var olan daha güvenli yerlere bağlı olarak, o alandan çok hızlı bir şekilde ayrılmaya karar verin.

Çığın daha yavaş ve yüksekliğinin az olduğu kenar kısımlarına ulaşmaya çalışın.

Bağırarak veya başka ses kaynaklarını kullanarak, diğer insanları uyarın.

Eğer çığa yakalanmanız kesin ise veya o anda kayak yapıyorsanız, kayak batonlarını ve kayakları çıkarıp atın, sabit bir ağaç, kaya veya başka bir cisme tutunmaya çalışın.

Kırılmış ağaç ve kaya parçalarından uzak kalmaya veya korunmaya çalışın.

Yerden de destek alarak yüzme hareketi yaparak akan karın üstünde kalmaya çalışın.

Ağzınızı sıkıca kapatın, mümkünse kafanız karın altında kaldığı anda uzun süre nefesinizi tutun.

Önerilen başka bir yöntem de akış sırasında oturma pozisyonu almaktır. Bu yöntemde bacaklar ve kollar birbirlerine yapıştırılır ve çığ durmadan kısa süre önce, bacaklar ile yeri sertçe iterek kalkmaya çalışılır.

Çığ durmadan önce mutlaka bir elinizi ağız ve burnu kapatacak şekilde yüzünüzde, diğer elinizi de başınızın üzerinde (yüzeye doğru uzatarak) tutun ve kar altında kaldığınız zaman boyunca hayati önem taşıyacak olan nefes boşluğunu genişletin. Bu arada başınızı sağa sola çevirerek boşluğu büyütebilirsiniz.

Hava kesesi, çok küçük olsa bile ağız ve burnun kar ile dolmaması demektir. Kesenin varlığı, kazazedenin her zaman kurtulma şansının olduğunu ümit etmesini sağlar.

Karda ses iletimi az olmasına rağmen, yüzeye yakın olduğunuzu hissediyorsanız bağrmak faydalı olur.

Bazı olaylar ve araştırmalar göstermiştir ki, sırt çantası taşıyan insanların çığın topuğu civarında yüzeyde kalma şansları, taşımayanlardan daha fazladır.

 

Araçtaysanız

 

Çığ sırasında bir aracın içinde bulunuyorsanız motoru durdurup, ışıkları söndürün.

Araçtaki oksijen miktarını korumak için sigara içmeyin, ateş yakmayın.

Telsiz varsa çağrı yapın ve telsizi alıcı konumunda sürekli açık tutun.

Dışarı ses (korna) ve ışık verecek herhangi bir alet (fener gibi) faydalı olabilir.

Araçta bir çubuk veya benzeri bir alet varsa bunu kar içinde yukarı doğru batırıp kurtarmaya gelecek olanların çubuğu görmelerini sağlayabilirsiniz.

Son olarak aracı çevreleyen karı kazmaya çalışın. Ancak, kazarken kendinizi güvende hissetmiyorsanız araç içinde kalmanız daha emniyetlidir.

 

Günün diğer önemli haberleri

 

1908: Sicilya Messina'da 7.5 büyüklüğünde deprem: 70 bin kişi öldü.

1913: Gazeteci ve Yazar Ahmet Mithat Efendi öldü.

1938: Hasan Ali Yücel, Milli Eğitim Bakanlığı'na getirildi.

1941: Gazeteci yazar Ahmet İhsan Tokgöz öldü.

1960: Yazar Reşat Nuri Güntekin'in ölümünden dört yıl sonra 'Son Sığınak' adında yeni bir romanı ortaya çıktı.

1967: Kıbrıs Türk toplumu, adada Kıbrıs Geçici Türk Yönetimi'ni kurdu.

1995: Yargıtay, 12 eylülden sonra açılan 359 sanıklı Devrimci-Yol davasında verilen kararı onayladı.

1996: Hakkında iki yıl kesinleşmiş hapis cezası bulunan Aczmendi Müslüm Gündüz, müridi olan bir kadın ile İstanbul'da yakalandı.

1997: Ankara Metrosu açıldı.

 

29 Aralık

 

Süleyman Demirel, Adalet Partisi'nin ilk genel başkanı Ragıp Gümüşpala'nın ölümü üzerine 1964'de genel başkan seçildi.

 

Süleyman Demirel, 1 kasım 1924'te Isparta'nın Atabey ilçesine bağlı İslamköy'de dünyaya geldi. İlköğrenimini doğduğu köyde, ortaokul ve liseyi Isparta ve Afyon'da bitirdi. Şubat 1949'da İTÜ İnşaat Fakültesi'nden mezun oldu.

 

Aynı yıl Elektrik İşleri Etüd İdaresi'nde göreve başladı. Önce 1949-1950, daha sonra 1954-1955 yıllarında Amerika Birleşik Devletleri'nde barajlar, sulama ve elektrifikasyon konularında ihtisas yaptı.

 

1954 yılında Barajlar Dairesi Başkanı, 1955 yılında da Devlet Su İşleri Genel Müdürü oldu. 1962-1964 yılları arasında serbest müşavir-mühendis olarak çalıştı. Aynı yıllarda Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde su mühendisliği konusunda dersler verdi.

 

1962'de Adalet Partisi Genel İdare Kurulu üyeliği ile siyasete atıldı. 29 aralık 1964'de genel başkan seçilmesinin ardından, kurulmasını sağladığı ve şubat-ekim 1965 arasında görev yapan koalisyon hükümetinde Başbakan Yardımcısı olarak görev aldı.

 

10 ekim 1965'de yapılan genel seçimlerde başında bulunduğu AP, yüzde 53 oy alarak tek başına iktidar oldu. Isparta Milletvekili olarak TBMM'ye girdi ve Türkiye'nin 12'nci başbakanı olarak hükümeti kurdu. Bu hükümet dört yıl sürdü.

 

Adalet Partisi, 10 ekim 1969'daki genel seçimlerde de tek başına iktidar oldu. Önce 31'inci Hükümeti, sonra da parti içi kriz dolayısıyla 32'nci Hükümeti kurdu. 12 mart 1971 muhtırası üzerine, başbakanlık görevini bıraktı. 1975, 1977 ve 1979'da üç defa daha hükümet kurdu.

 

12 eylül 1980 darbesi üzerine görevi bıraktı ve yedi yıl yasaklı olarak siyaset dışı kaldı. 6 eylül 1987'de yapılan halk oylaması ile yasaklar kaldırıldı ve 24 eylül 1987'de, Doğru Yol Partisi Genel Başkanlığı'na seçildi.

 

29 kasım 1987'de yapılan genel seçimlerde Isparta Milletvekili olarak tekrar TBMM'ye girdi. 20 ekim 1991'deki genel seçimler sonrasında, DYP ile Sosyaldemokrat Halkçı Parti'nin bir araya gelerek kurduğu 49'uncu Hükümet'te Başbakan olarak görev aldı.

 

16 mayıs 1993'de, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Türkiye'nin Dokuzuncu Cumhurbaşkanı olarak seçildi. Görevini 2000 yılında dönemin Anayasa Mahkemesi Başkanı ve kendisi gibi Afyon Lisesi mezunu olan Ahmet Necdet Sezer'e devretti.

 

Türkiye iç politikasına düşünceleri kadar sözleriyle de etki etti. İşte Süleyman Demirel ile özdeşleşen sözlerden birkaçı...

 

 

Dün dündür, bugün bugündür.

GAP'ı gaptırmam.

Verdimse ben verdim.

Şapkamı alır giderim.

Petrol vardı da biz mi içtik?

Bana sağcılar adam öldürüyor dedirtemezsiniz.

Üs yok tesis var.

Bulun 226'yı düşürün.

Ben bir gün evimde otururken Çankaya'ya çıkayım diyerek çıkmadım.

Ben altı kere gittiysem yedi kere geldim.

Güniz Sokak'ta Nazmiye ile tavuk besleyecek değiliz.

Bize plan değil pilav lazım.

Devlet seçim sonuçlarına göre gereken tedbirleri alır.

40 günde kabak yetişmez.

 

Günün diğer önemli olayları

 

1921: İsmet Paşa'nın emri altına girmeyi kabul etmeyen Çerkez Ethem, Kütahya'da Milli Kuvvetlere karşı saldırıya geçti.

1941: NBC, Türkçe radyo yayınına başladı.

1976: Bursa TOFAŞ Otomobil Fabrikası'nda Murat 131'in imalatına başlandı.

1984: Hindistan'da 31 ekimde öldürülen Başbakan İndra Gandhi'nin yerine oğlu Rajiv Gandhi geçti.

1987: Hattat ve cilt sanatçısı Prof. Emin Barın 74 yaşında İstanbul'da öldü.

1989: Yazar Vaclav Havel, Çekoslovakya Devlet Başkanı oldu.

1990: 1961'de işletmeden kaldırılan tramvay, İstiklal Caddesi'nde çalışmaya başladı.

1992: Kültür ve Sanat Büyük Ödülü yazar Yaşar Kemal'e verildi.

1995: Türkiye, Yunanistan'a nota vererek, Kardak kayalıklarının Türkiye'ye ait olduğunu bildirdi. Kriz, 27 aralıkta Kardak kayalıklarına oturan bir Türk teknesinin hangi tarafça kurtarılacağı tartışmasıyla başladı. Türkiye'nin notasına karşılık, Yunanistan, 10 ocak 1996'da kayalıkların kendisine ait olduğunu iddia etti. Karşılıklı bayrak dikilmesinden sonra Yunan sahil güvenlik botunun Türk bayrağını kayalıklardan müzikerek Yunan bayrağı çekmesi üzerine, Türk savaş gemilerinin korumasında Sualtı Taarruz Timleri, 31 ocak gece yarısı Kardak'a bitişik bir kayalığa çıktı. ABD'nin de araya girmesiyle Kardak'tan Yunan bayrağı müzikildi ve gemiler çekildi.

 

30 Aralık

 

'Traşsız heykeltraş' İlhan Koman 1986'da 65 yaşındayken İsveç'in başkenti Stockholm'de hayatını kaybetti.

 

İlhan Koman, 1921'de Edirne'de doğdu. Edirne Lisesi'ni bitirdikten sonra, 1941'de İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü'ne girdi. Bir yıl sonra heykel bölümüne geçti, Belling'in öğrencisi olarak 1945'te bu okulu bitirdi.

 

1947-50 arasında Fransa'da Academie Julian ve l'Ecole du Louvre'da çalışmalar yaptı ve ilk sergisini Paris'te açtı. 1958'e kadar İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi'nde öğretim üyeliği yaptı, daha sonra İsveç'e yerleşti ve ölümüne kadar orada yaşadı.

 

1967'de Stokholm Uygulamalı Sanatlar Yüksek Okulu'na öğretim üyesi olarak kabul edildi. Bu dönemde yeni geometrik türevler ve yel değirmenleri gibi bilimsel buluşları tescillendi.

 

Anıtkabir'in büyük rölyeflerinden doğu kanadını yaptı. 1954 Ankara Devlet Sergisi'nde ikincilik, 1955 Ankara Devlet Sergisi'nde birincilik ödüllerini aldı.

 

1969'da İsveç'te Sundsvall'de bir alan düzenlemesi için açılan yarışmada birincilik ödülü, 1970'te de Oerebro Belediye Sarayı önüne konulmak üzere yaptırılan heykel yarışmasında da birincilik ödüllerinden birini aldı.

 

Yapı Kredi Sigorta Genel Müdürlüğü binasının önünde bulunan Akdeniz Heykeli sanatçının Türkiye'de bulunan çalışmalarından en çok bilini olarak sayılabilir.

 

Sanata bakışı

 

"Bir nesnenin sanat olması için, has, öz, gerçek olması gerekir. Sanatta tek ölçü budur. Sanatın kopya, özenti, taklit olmayan, kendi kendine bir olay olması gerekir. Bu, küçük veya büyük de olur, obje de eşya da olur, figüratif veya non-figüratif de olur. Bütün sorun tek ve gerçek olmasıdır... Bir de Racine'in sanatı tarifi vardır: Sanat, hiçbir şeyden bir şey yapmaktır. Ben bazen çalışmamdan memnun olmayınca, kendi kendime küfür ve alayla Racine'in lafını tersyüz edip, şimdi bir şeyden hiçbir şey yaptın be mübarek adam, derim. Aslında sanat, bence insanın bilinmeyene doğru çıktığı bir serüvendir. Sanatçı, devamlı kendisini yenileyebilmelidir."

 

Günün diğer önemli olayları

 

1898: Gülhane Askeri Tıp Akademisi, 'Gülhane Şeririyat Hastanesi' adıyla, sade bir törenle hizmete açıldı.

1916: Rusya Çarlık ailesini nüfuzu altına alan Gregoriy Rasputin, soylular tarafından öldürüldü.

1922: Sovyet Rusya, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği adını aldı.

1947: Romanya Kralı Michael, Sovyet destekli komünistler tarafından görevinden çekilmeye zorlandı. Tüm Doğu Avrupa     komünist kontrolü altına geçti.

1948: Politikacı Rıza Tevfik (Bölükbaşı) 80 yaşında İstanbul'da öldü. Rıza Tevfik, 1920'de Damat Ferit Paşa hükümetinin temsilcisi sıfatıyla Sevr Antlaşması'nı imzalayan delegelerden biriydi.

1960: Ressam Haşmet Akal, 42 yaşında öldü.

1990: Türkiye İnsan Hakları Vakfı kuruldu.

1993: İsrail ile Vatikan, birbirlerini karşılıklı olarak tanıma kararı aldı.

1993: Cumhuriyet Senatosu başkanlarından, Çalışma ve Dışişleri eski bakanlarından İhsan Sabri Çağlayangil 85 yaşında Ankara'da vefat etti.

1999: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş, idama mahkum edilen terör örgütünün elebaşı Abdullah Öcalan'ın karar düzeltme istemini reddetti. Davada, iç hukuk yollarının tamamlanmasıyla, dosya Adalet Bakanlığına gönderildi.

 

31 Aralık

 

Sultanahmet Camisi'nin temeli 1609'da atıldı. Mimarı Sedefkar Mehmet Ağa olan cami sekiz yılda tamamlandı.

 

Türk ve İslam dünyasının en ünlü anıtlarından biri olan Sultanahmet Camisi, orijinal olarak altı minare ile inşa edilen tek camidir. Mavi Cami olarak da bilinen eserin asıl adı Birinci Sultan Ahmet Camisi'dir.

 

Esas mesleğine yakışır şekilde Mimar Mehmet Ağa, caminin içini kuyumcu titizliği ile dekore etmiştir. 1609-1616 yılları arasında inşa edilen cami büyük bir kompleksin içerisindeydi.

 

Bunların bir kısmı zamanımıza gelemeyen sosyal ve kültürel içerikli yapılardı. Kapalı Çarşı, Türk hamamı, aşevi, hastane, okullar, kervansaray ve Sultan Ahmet'in türbesi belli başlı kısımlardı.

 

Caminin mimarı klasik Türk sanatının ulu mimarı olan Koca Sinan'ın öğrencisiydi ve caminin yapımında hocasının daha önce denediği bir planı, daha büyük ölçüde uygulamıştı.

 

Sultanahmet Camisi'nin esas girişi Roma devrinden kalan hipodrom tarafındadır. Bir dış avlunun çevrelediği iç avlu ve esas mekan yüksek bir podyum üzerindedir. İç avlu kapısından ortadaki şadırvan ve etrafı çevreleyen galerilerle birbiri üzerine yükselen kubbeler görülür.

 

İçeriye açılan üç kapıdan herhangi birinden girildiğinde dış görünüşü tamamlayan boyama, çini ve vitrayların zengin ve renkli süslemeleri ile karşılaşılır. İç mekan büyük bir bütündür. Ana ve yan kubbeler geniş sivri kemerlerin dayandığı dört iri sütun üzerinde yükselir.

 

Cami içini çevreleyen balkonların duvarları, 20 bin İznik çinisi ile süslüdür. Bunların yukarısı ve bütün kubbe içleri boya işidir. Boya süslemelere hakim olan mavi renk sonradan eklenmişti. 1990 restorasyonunda iç dekorun koyu rengi orijinal renklere döndürüldü.

 

Her camide olduğu gibi, yerler halılarla kaplıdır. Ana giriş karşısında yer alan mihrap yanında, oyma işçiliği olan mermer minber yer alır. Diğer tarafta ise Sultanların locası balkon şeklinde görülür.

 

260 pencerenin aydınlattığı iç mekanı örten kubbe 23.5 metre çapında ve 43 metre yüksekliğindedir. Yakın yıllarda tamir edilerek yeniden inşa edilen cami çarşısı, eserin doğusunda yer alır. Sultan Ahmet'in tek kubbeli türbesi ve medrese binası Ayasofya tarafındadır.

 

Minareler klasik Türk üslubunun başka bir örneğidir. Spiral merdivenlerle şerefelere ulaşılır. Kubbeler ve minarelerin üstleri kurşunla kaplıdır, bunların uçlarındaki alemler ise altın kaplamalı bakırdan yapılmıştır.

 

Günün diğer önemli olayları

 

1534: Kanuni Sultan Süleyman komutasındaki Osmanlı ordusu, Bağdat'a girdi.

1879: Edison, ilk elektrik lambasının kullanımını gündelik hayata soktu.

1892: Deutche Bank'ın bulunduğu grubun yaptığı demiryolu Ankara'ya ulaştı.

1921: Mustafa Kemal, Çerkez Ethem güçlerinin dağıtılması için Batı Cephesi Komutanlığı'na talimat verdi.

1961: Eski DP'li bakanlardan ve Yassıada'da mahkum edilenlerden Tevfik İleri, Ankara'da 50 yaşında öldü.

1977: Cumhuriyet tarihinde ilk kez gensoruyla hükümet düşürüldü.  218 güvenoyuna karşılık 228 güvensizlik oyuyla İkinci MC iktidarı devrildi.

1983: Yazar Sevim Burak 52 yaşında öldü.

1994: Heykeltıraş, Ressam Haluk Tezonar 52 yaşında öldü.

1998: Danıştay, Sincan'da düzenlenen Kudüs Gecesi'nin ardından İçişleri Bakanlığınca görevden alınan ve yargılama sonucunda 4 yıl 7 ay ağır hapis cezasına çarptırılan eski Sincan Belediye Başkanı Bekir Yıldız'ın belediye başkanlığını düşürdü.

Tarihte bugün Arşivi

Ocak

Şubat

Mart

Nisan

Mayıs

Haziran

Temmuz

Ağustos

Eylül

Ekim

Kasım

Aralık

1 Kasım

2 Kasım

3 Kasım

4 Kasım

5 Kasım

6 Kasım

7 Kasım

8 Kasım

9 Kasım

10 Kasım

11 Kasım

12 Kasım

13 Kasım

14 Kasım

15 Kasım

16 Kasım

17 Kasım

18 Kasım

19 Kasım

20 Kasım

21 Kasım

22 Kasım

23 Kasım

24 Kasım

25 Kasım

26 Kasım

27 Kasım

28 Kasım

29 Kasım

30 Kasım

MAIL: Ziyaretçi Sayacı
Gizlilik Politikası