Tarihte bugün: 01 - 15 Aralık
Tarihte bugün: 1 Aralık
Günümüzün en önemli sinemacılarından ABD'li aktör, senarist ve yönetmen Woody Allen, 1935 yılında Brooklyn, New York'ta
doğdu.
Kendi yazdığı senaryoları filme alan ve genellikle başrolünde oynayan Allen, kendine özgü bir anlatım dili yarattı.
İnce bir zeka ürünü diyaloglar, nevrotik, New York'ta yaşayan, 60'lardan kalma siyah çerçeveli gözlük takan, biraz ünlü,
biraz başarılı senarist, prodüktör ve yazarlar, mizahi bir dille günlük hayatın alaya alınması Woody Allen sinemasının
neredeyse vazgeçilmez unsurları.
1992'de aktris Mia Farrow ile ilişkisini bitiren ve evlatlık kızı Soon-Yi ile evlenerek büyük tepki toplayan 70 yaşındaki
Allen, "aynı hataların tümünü bugün de yapardım" diyor ve yaşının kendisine bilgelik, anlayış ve olgunluk kazandırmadığını
söylüyor.
Allen'ın kariyerine sığdırdığı sayısız ödül arasında dört adet Oscar heykelciği de bulunuyor. (En İyi Film ve En İyi Yönetmen
dahil)
Hayatı
Gerçek adı Allen Stewart Konigsberg olan Woody Allen, Brooklyn'in düşük - orta sınıflı bir bölgesinde, Ortodoks Yahudi bir
ailede dünyaya geldi.
Sürekli iş değiştiren bir babası, çiçekçi dükkanındaki kitaplardan sorumlu bir annesi ve bir kız kardeşi vardı.
İlk kez yedi - sekiz yaşlarındayken film çekmeye merak saldı. Okumayı sökmediği yıllarda filmler için hikayeler yaratıyordu.
Brooklyn'deki Midwood Lisesi'ni bitirdi, üniversite eğitimini ise tamamlamadı.
15 yaşında bir karar aldı ve adını 'Woody Allen' olarak değiştirdi. 16 yaşında radyo ve televizyon programlarına espriler
yazmaya başladı.
1961 - 1964 arasında stand - up komedi yaptı. Bu dönemdeki şovları bir yapımcının dikkatini çekti. Böylece bir sinema filmi
için senaryo yazma teklifi aldı.
1965'te ilk sinema filmi senaryosunu yazdı ve 'What's New Pussycat?' adlı bu filmde oynadı. Senaryonun yapımcıların elinde
değişime uğramasından hoşnut kalmayınca, kendi yönetmeyecekse filmlere senaryo yazmama kararı aldı.
Daha sonra - sadece oyuncu olarak - 'Casino Royale' adlı bir filmde yer aldı. Bunu ilk filmi olan 'What's Up, Tiger Lily'
izledi. Kendisi filmi beğenmemişti, ancak çok olumlu eleştiriler aldı.
Bir sonraki filmi 'Take the Money and Run Woody' de ilk kez yönetmen koltuğuna oturdu. Bu film kariyerinde bir dönüm noktası
oldu. United Artists firması 'her ne istiyorsa yazması ve her ne istiyorsa yapması' teklifiyle onunla anlaşma imzaladı.
İkinci filmi 'Bananas'nın (1971) ardından filmlerinde hem senarist, hem yönetmen, hem aktör hem de casting yönetmeni olarak
görev aldı.
'Play it again Sam' adlı oyunu yazıp oynadı. Ardından 'Woody Everything You Always Wanted to Know About 'in senaryosunu
yazdı.
1973'te 'Sleeper'ı, 1977'de 'kariyerinin en önemli filmi' olarak anılacak olan 'Annie Hall'u çekti.
1986'da 'Allen', 'Annie Hall' ve 'Manhattan' filmlerinden sonra 'Hannah and Her Sisters'ı yazıp yönetti. Bu filmde çalıştığı
görüntü yönetmeni Carlo Di Palma ile daha sonra da pek çok filmde birlikte çalıştı.
Son 10 yılda 'Crimes and Misdemeanors', 'Bullets over Broadway' ve 'Deconstructing Harry' gibi filmleri çekti.
İlişkileri
1954'te Harlene Rosen ile evlendi. Bu evlilik 1960'ta son buldu. Allen ikinci evliliğini 'Bananas' filminde rol alan Louise
Lasser ile yaptı.
Aktrist Diane Keaton ile 1970'li yıllarda birlikte oldu. Keaton, Allen'ın Annie Hall (1977) ve Manhattan (1979) gibi önemli
filmlerinde rol aldı.
Allen'ın oğlu Satchel'in annesi Mia Farrow ise Allen'ın bir başka tutkulu ilişkisi oldu. 1980'de başlayan bu ilişki, 1992'de
Allen, Farrow'un üvey kızı Soon-Yi Previn ile birlikte olunca sonlandı.
Allen, 1997'de 1970 doğumlu Soon-Yi Previn ile Venedik'te evlendi.
Yönettiği filmler
What's up, Tiger Lily?
Take the Money and Run
Bananas
Everything you Always Wanted to Know About (but were afraid to ask)
Sleeper
Love and Death
Annie Hall
Interiors
Manhattan
Stardust Memories
A Midsummer Night's Comedy
Zelig
Broadway Danny Rose
The Purple Rose of Cairo
Hannah and Her Sisters
Radio Days
September
Crimes and Misdemeanors
Another Woman
New York Stories (with Francis Ford Coppola and Martin Scorcese)
Alice
Shadows and Fog
Husbands and Wives
Manhattan Murder Mystery
Bullets Over Broadway
Mighty Aphrodite
Everyone says I Love You
Deconstructing Harry
Celebrity
Sweet and Lowdown
Small Time Crooks
Curse of the Jade Scorpion
Sounds From a Town I Love
Hollywood Ending
Anything Else
Melinda and Melinda
Match Point
Oynadığı filmler
Match Point (2005)
Anything Else (2003)
Hollywood Ending (2002)
Curse of the Jade Scorpion (2001)
Stanley Kubrick: A Life in Pictures (2001)
Picking Up the Pieces (2000)
Company Man (2000)
Small Time Crooks (2000)
Wild Man Blues (1998)
The Imposters - (1998)
Deconstructing Harry (1997)
Everyone Says I Love You (1996)
Mighty Aphrodite (1995)
Sunshine Boys, The (1995)
Don't Drink the Water (1994)
Manhattan Murder Mystery (1993)
Shadows and Fog (1992)
Husbands and Wives (1992)
Scenes from a Mall (1991)
New York Stories (1989)
Crimes and Misdemeanors (1989)
Radio Days (1987)
King Lear (1987)
Hannah and Her Sisters (1986)
Meeting Woody Allen (1986)
Broadway Danny Rose (1984)
Zelig (1983)
Midsummer Night's Comedy, A (1982)
Stardust Memories (1980)
Manhattan (1979)
Annie Hall (1977)
The Front (1976)
Love and Death (1975)
Sleeper (1973)
Play It Again, Sam (1972)
Everything You Always Wanted to Know About But Were Afraid to Ask (1972)
Bananas (1971)
Men of Crisis: The Harvey Wallinger Story (1971) (TV)
Take the Money and Run (1969)
Casino Royale (1967)
What's Up, Tiger Lily? (1966)
What's New, Pussycat (1965)
Günün diğer önemli olayları
1402: Timur, 57 yıldır Rodos şövalyelerinin hüküm sürdüğü İzmir'i kuşattı.
1906: Dünyanın ilk sinema salonu Paris'te açıldı.
1928: Yeni Türk harflerinin kullanımı yürürlüğe girdi. Gazeteler, mecmualar, levha, tabela ve ilanlar yeni harflerle
basılmaya başladı.
1928: II. İktisat Şurası toplandı.
1928: Vakit gazetesinin 30 Kasım'da başlattığı ''Mutlu Çiftler Müsabakası'' ilgiyle karşılandı.
1928: Osmanlı borçlarının tasfiyesine ilişkin anlaşma TBMM'de onaylandı.
1940: II. Dünya Savaşı dolayısıyla Türkiye'de geceleri karartma uygulaması başladı.
1943: Roosevelt, Churchill ve Stalin'in katıldığı Tahran Konferansı sona erdi.
1950: Türk askerleri, Kore'de Kunuri Zaferi'ni kazandı.
1954: Gazeteci Hüseyin Cahit Yalçın cezaevine girdi.
1964: Türkiye ile Avrupa Ekonomik Topluluğu arasında ortaklık kurulmasını öngören, 12 Eylül 1963'te imzalanan Ankara
Antlaşması yürürlüğe girdi.
1965: Ereğli'de grizu patlamasında 9 işçi öldü.
1968: Şarkıcı, oyuncu Dario Moreno 47 yaşında İstanbul'da öldü.
1980: Turgut Özal Başbakanlık Müsteşarlığına atandı.
1980: Sanat dergisi ''Gösteri'' yayımlanmaya başladı.
1986: Yazar Demir Özlü, hakkında açılan davaya katılmaması gerekçesiyle vatandaşlıktan çıkarıldı.
1989: Doğu Almanya Parlamentosu, komünist partiyi iptal etti.
1994: Tango şarkıcısı Şecaattin Tanyerli öldü.
2004: Yargıtay Başkanı Eraslan Özkaya yaş haddinden emekliye ayrıldı.
*****************************
2 Aralık
Napolyon Bonapart, 1804 yılında Paris'te Papa'nın elinden taç giyerek Fransa İmparatoru oldu.
'Tarihe yön veren bir komutan, risk almaktan çekinmeyen bir kumarbaz, işkolik ve sabırsız bir dahi' olarak anılan Napolyon,
aynı zamanda askeri dehanın en önemli simgelerinden biri sayılıyor.
İki kez Fransa tahtına çıkan Napolyon'un yaşadığı çağda ekonomi, politika, teknoloji, kültür ve sosyal hayata da büyük etkisi
oldu.
Tarihin en önemli askeri başarıları arasında gösterilen zaferlere imza atan Napolyon, Waterloo'da aldığı ağır yenilgiyle
tahttan oldu ve tarih sahnesinden çekildi.
Hayatı
15 ağustos 1769'te Korsika'nın Ajaccio kentinde doğdu. 1779 yılında Brienne'de öğrenim gördü, 1784'te 'Parisian École Royale
Militaire' adlı askeri akademiye girdi.
1785'te Valence'daki topçu alayına katıldı. Korsika'da askeri ve politik açıdan etkin bir rol oynadı. 1793'te sivil savaş
çıktığında ailesiyle Fransa'ya gitti ve burada kısa sürede yükselerek general oldu.
Paris'teki siyasi faaliyetleri nedeniyle bir dönem 'vatana ihanet'ten tutuklandı. Ancak onu koruyan siyasilerin de desteğiyle
serbest kaldı. Bu arada Fransa'da yeni bir anayasa ve direktuvarlık doğdu.
1795 ekiminde Fransa ordusunun başına getirilen Napolyon, kısa sürede ülkenin en saygın askeri otoritelerinden biri haline
geldi.
1796'da İtalya'daki ordunun başkomutanı oldu. Bu dönemde General de Beauharnais'in dul karısı Josephine ile evlendi.
Aynı yıl Fransa, Avusturya'ya saldırdı. Napolyon, ününü dünyaya yayacak ve daha sonra 'strateji ustalığı' olarak
değerlendirilecek olan ilk İtalya seferine çıktı. Sefer büyük başarıyla sonuçlandı.
1797'de Fransa'ya döndüğünde coşkuyla karşılandı. Direktuvarlık tarafından İngiltere'yi ele geçirmekle görevlendirildi.
1798'de Mısır seferine çıktı ve İngiliz donanmasını yenilgiye uğrattı, Malta'yı aldı. 1799'da ise Suriye'ye girdi ancak
başarılı savunma ve orduda başgösteren salgın hastalıklar nedeniyle Mısır'a çekildi.
Ordusunu Mısır'da bıraktı ve Fransa'ya döndü. 9 kasım 1799'daki hükümet darbesiyle Fransa tarihinde yeni bir dönem başladı.
Kısa bir süre içinde anayasada değişiklikler yapıldı ve yönetim üç konsülün eline bırakıldı. Napolyon en önemli görev olan
'birinci konsül'lüğe getirildi. Ekonomi ve yasal alanda reform çabaları içinde girdi.
1800 yılında tekrar İtalya'ya girdi ve Milano'yu aldı.
1804'te ünlü 'Code Napoleon'u (Napolyon Kanunları) yaptı. Reform ve yasa çalışmaları halk tarafından da desteklendi.
Napolyon, aynı yıl Paris'teki Notre Dame Katedrali'nde Papa Pius VII'nin eliyle taç giyerek imparator oldu. İmparatorluğu
süresince Avusturya, İngiltere, Rusya ve Prusya'ya karşı birçok zafer kazandı.
Düşüş dönemi başlıyor
İmparatorluğu dönemindeki olumsuz unsurlar İngiliz donanmasının gücü, İspanya ve İtalya'da akrabalarını tahta geçirmesi,
halkın bu kişileri istemem*si ve Fransa'ya bağlı devletlerdeki milliyetçilik akımları oldu.
1810 yılının mart ayında ikinci eşi Marie-Louise ile evlendi, yasal varisi Napolyon II, 1811'de doğdu.
1812 yılında 400 bin asker ile Rusya'ya girdi. Ancak yiyecek sıkıntısı, asker kaçakları ve Rusya'nın dondurucu soğuğu gibi
sebepler nedeniyle ordunun yönetimini Joachim Murat'ya bırakarak Paris'e döndü. Yıl sonunda savaşacak sadece 10 bin askeri
kalmıştı.
Bu dönemde kendisine karşı düzenlenen hükümet darbesini bastırdı ve yeni bir ordu kurdu. Ancak 1813 ve 1814'te baskılar arttı
ve halk desteği düştü.
1814'te düşna orduları Paris kapılarına dayandı. Napolyon imparatorluk tahtını bırakarak Elbe adasına sürgüne gönderildi.
7 mart 1815'te ise tahtına geri döndü. Elbe adasından kaçtı ve gizlice Paris'e döndü. Halk desteği tekrar yükseldi. Böylece
Napolyon ikinci kez tahta çıktı.
Bir ordu topladı ve Belçika'ya saldırdı. Ancak haziran ayında İngiliz ve Prusya kuvvetleri tarafından Waterloo'da büyük bir
yenilgiye uğradı. Paris'e dönünce tahtına ikinci kez veda etmek zorunda kaldı.
Amerika'ya kaçmak istedi, ancak bunu başaramadı ve İngilizlere teslim oldu. İngilizler onu Atlantik'teki St. Helena adasına
götürdü. Son yıllarını bu küçük adada geçiren Napolyon, 5 mayıs 1821'de 51 yaşındayken öldü.
Cenazesi 1840'ta Paris'e getirilebildi ve İnvalides'e gömüldü. Napolyon'un ölüm nedeni ise hala bir bilmece. İddialardan biri
uşağı tarafından zehirlendiği.
Günün diğer önemli olayları
1873: Türkiye'nin ilk borsası sayılan ''Dersaadet Tahvilat Borsası'' açıldı.
1888: Vatan şairi Namık Kemal 48 yaşında Sakız Adası'nda öldü.
1901: King Camp Gillette tarafından jiletin patenti alındı.
1909: Leo Baekland ilk yapay plastik ''Bakalit''in patentini aldı.
1909: Fransız Baron Cathers, Osmanlı'daki ilk uçak gösterisini yaptı. Uçak, Şişli Hürriyeti Ebediye tepesinden Bulgar
Hastanesine indi.
1914: Avusturya, Belgrad'ı işgal etti.
1918: Ermenistan, Osmanlı devletinden bağımsızlığını ilan etti.
1920: Gümrü Antlaşması ile Kars Ermenistan'dan alındı.
1928: Celal Sahir Bey'in (Erozan) hazırladığı İmla Lügati yayımlandı.
1961: Küba lideri Fidel Castro, kendisini, Küba'yı komünizme taşıyacak bir Marksist Leninist olarak deklare etti.
1963: Karadeniz Teknik Üniversitesi Trabzon'da açıldı.
1963: Türkiye'nin ilk koalisyon hükümetinin başkanı İsmet İnönü 24 yıl sonra ilk kez üstlendiği başbakanlık görevinden istifa
etti.
1982: Dr. Robert K. Jarvik tarafından geliştirilen ilk yapay kalp, Barney Clark adlı hastaya takıldı.
1988: Benazir Butto, Pakistan Başbakanı olarak yemin etti.
1993: Eğitimci Fikret Madaralı öldü.
1993: Kolombiyalı uyuşturucu imparatoru Pablo Escobar, Meddelin'de güvenlik güçlerince öldürüldü.
1995: Sendikacı, yazar, siyaset adamı Kemal Sülker öldü.
2003: Yargıtay 11. Ceza Dairesi kayıp trilyon davasında kapatılan RP'nin Genel Başkanı Necmettin Erbakan'a ''özel belgede
sahtecilik'' suçundan verilen 2 yıl 4 ay hapis cezasını oybirliğiyle onayladı.
2003: Türkiye'nin gazete ve dergi dağıtımında ilk isimlerinden Fazıl Ünverdi 87 yaşında İstanbul'da öldü.
***********************************
3 Aralık
'Modern tıbbın en yüksek başarısı' olarak nitelenen ameliyattan 18 gün sonra hasta zatürreden hayatını kaybetti.
Yabancı kalbin reddinin önlenmesi için kullanılan ilaçların hastayı infeksiyona duyarlı hale getirdiği ortaya çıktı.
Dr. Barnard'ın kalp nakli yaptığı hasta, artık tedavi imkanı kalmamış 55 yaşındaki Güney Afrikalı bir bakkal olan Louis
Washkansky'di.
Washkansky'e geçirdiği trafik kazası sonucu ağır yaralanan ve ölmek üzereyken hastaneye getirilen Denise Darvall’ın kalbi
nakledildi.
Groote Schuur Hastanesi’nde, 20 cerrahtan oluşan ekiple yapılan ameliyat, Dr. Barnard’a uluslararası bir şöhret ve birçok tıp
ödülü getirdi.
Ancak birden tüm dünyanın ilgi odağı olmak Barnard ve ekibi için sıradışı bir durumdu. Zira, Barnard bu konuyla ilgili
şikayetini daha sonra, “ilk ameliyatla ilgili en büyük zorluğumuz bu oldu. İlgi ve sorularla uğraşmak” sözleriyle dile
getirecekti.
Dr. Barnard kalp naklinin 30'uncu yıldönümünde Associated Press'e verdiği bir başka demeçte de, “ilk kalp nakli ameliyatını
büyük bir olay diye görmemiştik gerçekten. Hatta ameliyatı yaptığımız o gece, ameliyatın fotoğrafını bile çekmemiştik”
diyecekti.
1983’te eklem iltihabı nedeniyle ameliyat yapmayı bırakan Dr. Barnard, 2001 yılında (79 yaşındayken) tatilini geçirdiği Güney
Kıbrıs’ın Baf kenti yakınlarındaki bir otelde astım krizi geçirerek, hayatını kaybetti.
Üç evlilik yapan ve altı çocuk babası olan Barnard, ölümle ilgili olarak şöyle demişti:
“Yolun sonunda olduğunu bilen için bunu kabullenmek zor değildir. Bir aslan size saldırırsa önünüzde timsahlarla dolu bir
göle 'karşıya geçerim' umuduyla atlarsınız, ama aslan ortada yokken...”
Kalp naklinin yaygınlaşması
Dr. Barnard ve ekibinin yaptığı ameliyatın ardından, dünyanın çeşitli yerlerinde bu tür operasyonlar yapılmaya başladı. Ancak
sonuçlar pek de iç açıcı türden değildi. Birçok hasta bu ameliyatlar sonucu kaybedilince tepkiler de başladı.
Kalp naklinin 'daha tehlikesiz' bir hal alması ise, Shumway’in çalışmaları ve Cyclosprine ile reddedilmenin kontrolü
sayesinde 1980'lerde mümkün oldu.
Görev yapamayacak kadar hasta ve bedene zararlı hale gelen kalbin yerine yenisini koyarak fonksiyonel bir yaşam sağlamak
amacıyla yapılan kalp nakli, verici ve alıcı uyumunun sağlanması, verici bulabilme olanaklarının genişletilmesi, kalp -
akciğer transplantasyonunun geçerli hale gelmesiyle yaygınlaştı.
Bugün kalp naklinde Lower ve Shumway'in tanımladığı ortotopik kalp nakli tekniği, standart cerrahi tekniği olarak
uygulanıyor.
Türkiye'de kalp nakli
1967 yılında Dr. Christian Barnard ilk kalp nakli ameliyatını yaptıktan bir yıl sonra Dr. Kemal Bayazıt Ankara Yüksek İhtisas
Hastanesi'nde, iki gün sonra da Dr. Siyami Ersek İstanbul g*ğüs Cerrahisi Merkezi'nde iki başarılı kalp nakli gerçekleştirdi.
Türkiye’de ameliyattan sonra hastanın uzun süre yaşadığı ilk kalp nakli ise, Koşuyolu Hastanesi'nde Dr. Yakut ve Dr. Ömer
Bayazıt tarafından 1989 yılında yapıldı.
Günün diğer önemli gelişmeleri:
1574: Sultan II. Selim öldü.
1918: I. Dünya Savaşı'ndan sonra Londra'da yapılan Müttefik Kongresi sona erdi; Almanya'nın savaş tazminatı ödemesine karar
verildi.
1923: Teşkilatı Esasiye Encümeni yeni anayasayı görüşmeye başladı.
1932: Şair Samih Rıfat öldü.
1934: Dini kisvelerle ilgili yasaklar öngören Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun kabul edildi.
1942: Zonguldak'ta bir maden ocağındaki kazada 63 işçi öldü.
1956: Ankara'da Siyasal Bilgiler Fakültesi öğrencileri dersleri boykot etti.
1956: İngiltere ve Fransa Süveyş'ten çekileceklerini açıkladılar.
1959: Dr. Fazıl Küçük Kıbrıs Cumhurbaşkanı Yardımcısı oldu.
1971: Prof. Dr. Mümtaz Soysal 6 yıl 8 ay hapse mahkum edildi.
1971: Pakistan-Hindistan Savaşı başladı.
1981: Bülent Ecevit, dört aylık hapis cezasını çekmek üzere Ankara Merkez Kapalı Cezaevine konuldu.
1989: Malta'da bir araya gelen ABD Başkanı George Bush ve Sovyetler Birliği Komünist Partisi Genel Sekreteri Mihail Gorbaçov,
'soğuk savaş'ın bittiğini resmen ilan ettiler.
1994: Şair Orhan Şaik Gökyay İstanbul'da öldü.
1999: Bakanlar Kurulu, Bolu'ya bağlı Düzce ilçesinin il, Kaynaşlı ve Derince beldelerinin de Düzce'ye bağlı ilçe yapılmasına
karar verdi.
2003: Türk-İş'in 19. Genel Kurulunda Genel Başkanlığa Salih Kılıç seçildi.
*********************************
4 Aralık
Rock müzisyeni Frank Zappa, 1993 yılında Los Angeles'ta hayatını kaybetti.
Eserlerindeki karmaşıklığı maskelemek için, özellikle kaleme aldığı kaba saba, eğlenceli şarkı sözleri, besteleri ve
gitardaki ustalığı zaman içinde onu bir rock ilahı haline getirdi.
Müziğindeki klasik duruşa rağmen, albümlerine 'Lumpy Gravy' (Topaklı Sos) ve 'Burnt Weenie Sandwich' (Yanmış Sandviç) gibi
isimler verdi.
Döneminin çoğu müzisyeninin tersine uyuşturucu ve alkol bağımlısı değildi ama, stüdyoda sadece kahve ve sigarayla uzun
saatler, hatta günler geçirecek kadar müzik müptelasıydı.
Müziğe - ciddi anlamda - 16 yaşında klasik eserler yazarak başladı. İlk rock 'n roll şarkısını yazdığında 21 yaşındaydı.
60'ın üzerinde albümü olan Frank Zappa'nın grubu 'The Mothers of Invention'da dönem dönem George Duke, Chester Thompson,
Steve Vai, Terry Bozzio, Vinnie Colaiuta gibi usta isimler çaldı.
'Jazz From Hell' albümüyle 1987'de 'En İyi Albüm' dalında Grammy kazandı. Zappa, 1993'te prostat kanserine yenilerek hayatını
kaybetti.
Hayatı
21 aralık 1940'ta Baltimor'da doğan Zappa, 12 yaşındayken bateriyle tanıştı. 1954 yılında 'The Rumblers' grubuna girerek
müzik kariyerindeki ilk önemli adımı attı.
1956'da 'Blackouts' grubunu kurdu ve davulu bırakıp, gitara geçti. 1958'de lise öğrenimini tamamladı ve yüksekokulda kısa bir
dönem müzik eğitimi aldı.
1959'da düşük bütçeli bir film olan 'Run Home Slow'un müziklerini besteledi. Aynı yıl ilk evliliğini Kay ile yaptı.
Bu dönem çeşitli gruplarda çalarak geçimini sağlamaya çalışırken, 1959'da 'Run Home Slow' filminden gelen parayla kendi
şirketini kurdu. 1964'te stüdyoda yaptıkları bir film nedeniyle tutuklandı ve 'porno' suçlaması nedeniyle şirket kapandı.
Bu gelişmenin ardından Los Angeles'a gitti ve 'The Muthers'ı kurdu. Grup adını Anneler Günü'nde 'The Mothers' olarak
değiştirdi. Grup, 1966'da 'MGM'nin prodüktörü Tom Wilson'un dikkatini çekti. 'MGM'nin yan kuruluşu 'Verve' ile anlaşma yapan
grubun ismi plak şirketinin isteğiyle 'The Mothers Of Invention' olarak değişti. Ardından ilk albüm 'Freak Out' çıktı.
1967'in ağustos ayında grup dağıldı, 1970 ağustosta tekrar kuruldu.
Zappa, 1967 ağustosunda ikinci evliliğini yaptı. Bu evlilikten Dweezil, Ahmet Rodan, Moon, Diva adlı çocukları oldu.
1980'de ABD Başkanı Reagan'ın eşi Nancy Reagan'ın başlattığı ve müstehcen şarkı sözlerinin sansür edilmesini amaçlayan 'PMRC'
kampanyası sırasında dava edildi. Mahkemede, “kötü yasalar çıkaranlar, kötü şarkı sözü yazanlardan daha tehlikelidir”
diyecekti.
1986'da televizyon dizisi 'Miami Vice'da oyunculuk yaptı. Bir yıl sonra Çekoslovakya Cumhurbaşkanı Havel, onu ülkesine onur
konuğu olarak çağırdı. Davetin nedeni Havel'in bir Zappa hayranı olmasıydı.
1988'de Grammy ödül töreninde 'Jazz From Hell' albümüyle '1987'nin En İyi Rock Enstrümantal' ödülünü aldı.
1991'de kanser teşhisi konuldu ve iki yıl sonra yakalandığı prostat kanseri sonucu hayatını kaybetti.
Günün diğer önemli olayları
1897: Osmanlı devleti ile Yunanistan arasında barış anlaşması imzalandı.
1920: Ankara'da maaşlarını alamayan öğretmenler ilk kez grev yaptı.
1929: Türk parasının değerini yükseltmek için alınacak önlemlerle her yerde yerli malı kullanılmasını hedefleyen bir
kararname yayımlandı.
1933: Eskişehir Şeker Fabrikası kuruldu.
1943: İnönü-Churchil-Roosevelt arasında Kahire Konferansı yapıldı.
1945: İstanbul'da komünizm karşıtı gösteride, Tan, La Turquie, Yeni Dünya matbaaları, Berrak ve ABC kitapevleri tahrip
edildi.
1955: Türkiye'de ilk elektrikli tren, İstanbul'da Sirkeci- Halkalı arasında çalışmaya başladı.
1961: İngiltere'de doğum kontrol hapları serbestçe satışa çıkarıldı.
1981: ABD Başkanı Ronald Reagan CIA'nın ülkedeki casusluk faaliyetlerine izin vererek örgütün yetkilerini genişletti.
1983: Gazeteci Yazar Doğan Avcıoğlu 57 yaşında öldü.
1994: Yazar, çevirmen Burhan Arpad öldü.
**********************************
5 Aralık
1934 yılında 'Türk Kadınına Milletvekili Seçme ve Seçilme Hakkının Verildiğine Dair Kanun' kabul edildi.
Böylece Türk kadını seçme ve seçilme hakkına birçok batı ülkesinden daha önce sahip oldu. Atatürk kadının seçme ve seçilme
hakkına kavuşmasıyla ilgili olarak şu yorumu yapacaktı:
"Bu karar, Türk kadınına sosyal ve siyasi hayatta bütün milletlerin üstünde yer vermiştir. Çarşaf içinde, peçe altında ve
kafes arkasındaki Türk kadınını artık tarihlerde aramak lazım gelecektir... Medeni memleketlerin birçoğunda kadından
esirgenen bu hak, bugün Türk kadınının elindedir ve onu selahiyet ve lihakatle kullanacaktır."
İtalya'da kadınlar 1948'de, Japonya'da ise ancak 1950'de seçme hakkını kazandı. Türkiye'nin Medeni Kanun'u aldığı İsviçre'de
ise kadınlar seçme ve seçilme hakkını 1971'e kadar alamadı. İsveç ve Danimarka örneklerinde de durum farklı değildi.
Türk kadını, Atatürk hayattayken yapılan son seçimde (1935) ilk kez seçilme hakkını kullandı ve TBMM'ne 18 milletvekiliyle
girdi.
Kadına milletvekili seçme ve seçilme hakkının verilmesinden önce de 1926'da Büyük Millet Meclisi onayıyla Medeni Kanun
yürürlüğe girdi ve kadını 'şeriat'tan kurtararak, haklarını 'iade etti'.
TBMM tarafından 3 nisan 1930'da kabul edilen bir başka yasa ile kadına belediye seçimlerine katılma hakkı tanındı.
26 ekim 1932'de ise kadına muhtar, köy ihtiyar kurulu üyeliğine seçilme ve seçme hakkı getirildi.
8 ekim 1934'de kabul edilen ve 5 aralık 1934'de yürürlüğe giren son yasayla da kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkı
tanındı.
Ancak 2000'li yıllarda nüfusun yarısını oluşturan kadınların Meclis'teki temsil oranı yok denecek kadar az. Kadın
milletvekili sayısı, erkek milletvekillerinin sadece yüzde 4.2'si oranında.
Günün diğer önemli olayları
1492: Kristof Kolomb, Haiti'yi keşfetti.
1791: Besteci Wolfgang Amadeus Mozart Viyana'da öldü.
1901: Çok sayıda çizgi filme imza atan Walt Disney, Chicago'da doğdu.
1920: TBMM'de Anadolu ve Rumeli Müdafaai Hukuk Grubu kuruldu, Mustafa Kemal Grup Başkanlığı'na seçildi.
1921: Britanya İmparatorluğu, İrlanda devrimci grubu Sinn Fein ile anlaşmaya vardı ve İrlanda bağımsız bir devlet oldu.
1923: Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu kuruldu.
1926: İzlenimcilik akımının kurucularından Fransız ressam Claude Monet öldü.
1927: Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk Washington Büyükelçisi Ahmet Muhtar güven mektubunu sundu.
1927: Cumhuriyet döneminin ilk kağıt paraları tedavüle çıkarıldı.
1933: ABD'de 14 yıldır devam eden içki yasağı kaldırıldı.
1945: Gazeteci ve iktisatçı profesör Suphi Nuri İleri öldü.
1950: Milli Savunma Bakanlığı, Kore'deki askerlerin yüzde 10'unun kaybedildiğini açıkladı.
1978: Sovyetler Birliği, Afganistan ile 20 yıllık dostluk anlaşması imzaladı.
1987: Cibali Tütün Fabrikası yandı.
1997: Irak'ın kuzeyinde bazı kamplara yerleşerek kış mevsimini geçirmeye hazırlanan teröristlere karşı Süpürme Harekatı
başlatıldı.
***************************
6 Aralık
Aziz Nicholaos ya da Noel Baba olarak da bilinen ve Demre'de yaşayan Aya Nikola 343 yılında 65 yaşında öldü.
Tüm dünyada Noel Baba adıyla tanınan, Avrupa'da çoğunlukla Santa Claus olarak bilinen Aya Nikola, Hıristiyanlığın ilk
yıllarında Antalya'nın Kale ilçesine bağlı Demre beldesinde yaşamış bir din adamıdır.
Günümüz Noel Baba figürü ise, kızakla dolaşıp çocuklara hediyeler verdiği rivayet edilen çok eski bir kelt tanrısı ile Aya
Nikola'nın karışımı üzerine, Coca Cola'nın 1931'de gerçekleştirdiği reklam kampanyasının harmanıdır.
Aya Nikola'nın ölüm günü tüm Hıristiyanlarca 6 aralık olarak kabul edilir. Ancak bu tarihin kesin bir kaynağa dayandığı
söylenemez.
Azizden bahseden en eski kaynaklar olan, altıncı yüzyıla ait 'Vita Sionitae' ile 'Vita de Stratelatis' adlı eserler de kesin
tarih vermezler. Bu kaynaklarda sadece azizin doğum yerinin, Likya'nın en büyük limanı Patara olduğu geçer.
Noel Baba bugünkü kişiliğiyle, Kuzey Kutbu'ndaki Kahkaha Vadisi'nde yaşar. Küçük bir ülke olarak hayal edilebilecek bu
vadide, yardımcıları, cinleri, perileri, eşi ve rengeyikleri ile birlikte yıl boyunca oyuncaklar üretir.
Yalnızca yılda bir kez, Kahkaha Vadisi'nden ayrılıp bir gece içinde dünyadaki tüm çocuklara hediyeler dağıtır. Kahkaha
Vadisi'nde onlarca cin ve peri, yardımcılar ve görevli birçok kişi de yaşar. Bunlardan bazıları şunlardır...
Snowflake (Kar Tanesi): Noel Baba'nın yardımcılarından biri. Dünyaya kar yağmasını sağlar. Ayrıca görevleri arasında kendine
mektup yazan tüm çocuklara Kuzey Kutbu'ndaki hava ile ilgili rapor verir.
Glitter (Cin): Cinler, Noel Baba'nın oyuncak yapmasına yardım eder ve oyuncakları Noel Baba'nın kızağına yükler. Bir kısmı
daima Noel Baba'nın eşine mutfakta ve ev işlerinde yardımcı olur, diğerleri ise rengeyiklerine spor yaptırır.
Rudolph (Kırmızı Burunlu Rengeyiği): Noel Baba'nın en ünlü rengeyiğidir. Gerektiğinde diğer rengeyikleriyle birlikte Noel
Baba'nın cinlerine yardım eder. Aynı zamanda Noel Baba'nın mektuplarını okumasına yardım eder, onları düzenler, çocukların
istedikleri oyuncaklar hakkında bilgi verir. Diğer geyiklerin formda kalması için onları çalıştırır, bakımlarına dikkat eder.
Bayan Claus: Noel Baba'nın eşi ve en büyük yardımcısıdır. Çocukların kendine yazdığı mektupları cevaplar, onlara Noel Baba'ya
nasıl davranmaları gerektiği konusunda bilgiler verir. Noel Baba'ya, yolculuk sırasında yolda yesin diye kurabiye ve pastalar
pişirir, Noel Baba'nın kıyafetlerini yıkar, ütüler.
Günün diğer önemli olayları
1492: Kristof Kolomb altın araştırmaları yapmak için Santa Domingo Adası'na vardı.
1862: ABD Başkanı Abraham Lincoln, Minnesota'daki Sioux isyanına katılarak tutuklanan 303 kızılderiliden 39'unun asılmasına
karar verdi, idamlar 26 aralıkta infaz edildi.
1877: Thomas Edison ilk ses kaydını yaptı.
1922: Mustafa Kemal, Ankara'da görüştüğü Hakimiyeti Milliye ve Yenigün gazetelerinin muhabirlerine, Halk Fırkası'nı
kuracağını açıkladı.
1936: Çok sayıda şiiri bestelenen Şair Leyla Hanım (Saz) öldü.
1938: Fransa ve Almanya dostluk anlaşması imzaladı.
1940: Yunanistan, Arnavutluk'ta Premete kentini işgal etti.
1941: İngiltere, Romanya, Macaristan ve Finlandiya'ya savaş ilan etti.
1971: Hindistan, Pakistan'dan bağımsızlığını ilan eden Bangladeş Demokratik Cumhuriyeti'ni tanıdığını açıkladı.
1972: Yazar, gazeteci Adnan Veli Kanık 56 yaşında öldü.
1994: THY'nin Boeing 737 tipi uçağı Van'da düştü, 56 kişi öldü.
***************************
7 Aralık
Ressam Abidin Dino, 1993'de, Paris'te 80 yaşındayken hayatını kaybetti.
Abidin Dino, 1913'te İstanbul'da doğdu. Çocukluğu İsviçre ve Fransa'da geçti. Robert Kolej'de eğitim görürken, sanata duyduğu
ilgi nedeniyle ortaöğrenimini yarıda bırakarak resim, karikatür ve edebiyatla uğraşmaya başladı.
Dino'nun ilk karikatür ve desenleri 1930'lu yıllarda Yarın gazetesinde, ilk yazıları Artist dergisinde yayımlandı. 1933'te
sanatçı arkadaşlarıyla birlikte D Grubu'nu oluşturdu.
D Grubu'nun ilk sergisinde yer alan desenlerini, o sırada Türkiye'de çalışmalar yapan Sovyet sinemacı Yutkeviç'in beğenerek
çağrıda bulunması üzerine, Atatürk'ün isteğiyle sinema öğrenimi görmek üzere Rusya'ya gitti.
1934'te gittği Sovyetler Birliği’nde 1937'ye kadar kalan ve 1930'ların sonlarında Londra ve Paris'e giden Abidin Dino,
Gertrude Stein, Tristan Tzara ve Pablo Picasso gibi zamanın önde gelen sanatçılarıyla dostluklar kurdu.
1938'de Türkiye'ye döndü. Arkadaşlarıyla, Liman Ressamları adıyla da bilinen toplumsal gerçekçi Yeniler Grubu'nu kurdu. Dino
bu dönemde çeşitli dergilerde yayımlanan yazı ve desenleriyle yeni bir gerçeklik kavramı üzerinde duruyordu.
1941'de siyasal görüşleri yüzünden İstanbul'dan uzaklaştırılan Dino, 1946'ya kadar kaldığı Güney Anadolu'da yaptığı
resimlerde köy yaşamını işleme olanağı buldu. Bu döneminde bir yandan da heykelle ilgilendi.
1952'de Paris'e yerleşen ve yaşamını orada sürdüren sanatçının 'İşkence', 'Atom Korkusu', 'Savaş ve Barış', 'reklamlar',
'Dört Kent', 'Dağ-Deniz' gibi birçok yapıtı çeşitli galeri, müze ve koleksiyonlarda yer aldı.
Aralarında Pertev Naili Boratav'ın 'Türk Masalları', Nazım Hikmet'in 'Kuvayi Milliye' ve Yaşar Kemal'in 'Deniz Küstü' gibi
yapıtlarının da bulunduğu kitapları resimledi.
Kırk yılı aşkın zamandır yurdundan uzakta yaşamasına karşın resminde Türkiye'nin geleneksel kültürüne olan ilgisini her zaman
canlı tutmayı başarabilen Abidin Dino, 7 aralık 1993'de Paris'te öldü.
Ölümünden sonra, 'Kısa Hayat Öyküsü', 'Kel' ve 'Verese' adlı oyunları; 'Eller', 'Pera Palas', 'Sinan' adlı anlatıları ile
1938-1993 yılları arasında yazdığı yazıları 'Kültür, Sanat ve Politika Üstüne Yazılar' başlığıyla yayımlandı.
Abidin Dino'nun cenazesi 16 aralıkta İstanbul'a getirilerek Aşiyan Mezarlığı'nda toprağa verildi.
Onların gözüyle Dino
John Berger:
"Abidin bu hafta Paris'te Villejuif Hastanesi'nde öldü. Sesini yitirdikten, konuşamayacak hale geldikten üç gün sonra... Ona
ait aklıma gelen imgelerin hepsi ister istemez yollar, kervansaraylar, yolculuklarla ilgili. Gezginlerin tetikte olma hali
vardı onda... Stüdyosundaki küçük kitaplığının ya da geceleri kaldırdığı portatif şövalesinin önünde durmadan yolculuklara
çıkardı. Gezegenlere dönüşen kadın resimleri yapardı... Sonra çiçek resimleri yapardı, onların boyunlarını, aşka giden
Boğaziçi geçitlerini... Acaba şimdi yeni bir yolculuğa mı çıktı?.."
Nazım Hikmet:
Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?
işin kolayına kaçmadan ama
gül yanaklı bebesini emziren melek yüzlü anneciğin resmini değil
ne de ak örtüde elmaların
ne de akvaryumda su kabarcıklarının arasında dolaşan kırmızı balığınkini
Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?
1961 yazı ortalarındaki Küba'nın resmini yapabilir misin?
Çok şükür çok şükür bugünü de gördüm
ölsem gam yemem gayrının resmini yapabilir misin üstad?
Günün diğer önemli olayları
1842: New York Filarmoni Orkestrası ilk konserini verdi.
1894: Süveyş Kanalı'nı hayata geçiren Fransız diplomat Ferdinand de Lesseps öldü.
1921: Sadrazam Sait Halim Paşa, Roma'da bir Ermeni tedhişçi tarafından öldürüldü.
1925: İstiklal Mahkemesi, Erzurum'da çalışmalarına başladı.
1932: Muhsin Ertuğrul'un 'Bir Millet Uyanıyor' filmi gösterime girdi.
1941: Japon uçakları Amerikan deniz üssü Pearl Harbor'u bombaladı, 2 bin 400 kişi öldü.
1944: Reşat Ekrem Koçu'nun İstanbul Ansiklopedisi'nin ilk fasikülü çıktı.
1956: 'Çalıkuşu'nun da yazarı olan Reşat Nuri Güntekin Londra'da 67 yaşında öldü.
1958: İstanbul'da sokaklarda holahop çevirmek yasaklandı.
1972: Apollo 17 uzay mekiği, Cape Canaveral Uzay Üssü'nden fırlatıldı.
1974: 'Hayali Küçük Ali' olarak tanınan Karagöz oynatıcısı ve yazar Mehmed Muhiddin Sevilen 88 yaşında öldü.
1979: İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi öğretim üyesi Prof.Dr. Cavit Orhan Tütengil uğradığı saldırıda 58 yaşında öldü.
1988: Nemrut Dağı Ulusal Parkı açıldı.
1988: Ermenistan'daki depremde yaklaşık 100 bin kişi öldü.
1991: Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu'nun (DİSK) Genel Kurulu 11 yıl aradan sonra toplandı.
1992: Fotoğraf sanatçısı ve sinema yönetmeni Şahin Kaygun 41 yaşında öldü.
2002: Türkiye güzeli Azra Akın, Londra'da yapılan yarışmada Dünya Güzeli seçildi.
*************************************
8 Aralık
Efsanevi Beatles grubunun üyelerinden, şarkıcı John Lennon, 1980'de bir hayranı tarafından öldürüldü.
John Lennon, 9 ekim 1940'da İngiltere'nin Liverpool kentinde dünyaya geldi. Birer işçi olan anne ve babası Lennon iki
yaşındayken boşandılar.
1956'da lisedeyken, Paul McCartney ile tanıştı. Şubat 1958'de Paul McCartney, George Harrison'ı Lennon'a tanıttı. Daha sonra
Stu Sutcliffe basçı olarak gruba katıldı ve grubun adının 'The Silver Beetles' olmasını önerdi.
Temmuz 1960'da grubun 'The Silver Beatles' olan adı 'The Beatles' adına çevrildi. Bir yıl sonra da Ringo Starr gruba katıldı.
Grubun ilk 45'liği olan 'Love Me Do' ekim 1962'de piyasaya çıktı.
The Beatles ile dünya çapında başarı kazandılar, bazı eleştirmenler tarafından dünyanın gelmiş geçmiş en iyi grubu olarak
nitelendirildiler. Kazandıkları ödülleri kendileri bile sayamıyordu.
1969'da Yoko Ono ile evlenen John Lennon, grubun 1970'de yayınlanan albümü 'Cold Turkey' çıktıktan hemen sonra The
Beatles'dan ayrıldı.
Bu dönemden sonra Lennon'ın hayatında birçok iniş ve çıkış oldu. Beş yıl aradan sonra müziğe dönme hazırlıkları yaptığı
dönemde, akli dengesi yerinde olmayan Mark David Chapman tarafından New York'taki dairesinin önünde öldürüldü.
Ölümünden bir ay önce son albümü olan 'Double Fantasy' yayınlanmış ve Lennon, eski politik çizgisinden uzaklaşmış hayatı ve
yaşamayı kucaklayan bir çalışma hazırlamıştı.
Geçtiğimiz ay, ömürboyu hapse mahkum edilen Mark David Chapman'ın, 1991'de çekilen ve John Lennon'ı neden öldürdüğünü
anlattığı bir ses kaydı ortaya çıktı.
Chapman, ses kayıtlarında, "bu mutlak bir ihtiyaçtı. O aşamada artık kendimi engellemek için hiçbir şey yapamazdım. Tüm
ruhumla ve bilincimle buna inanmıştım...
"Bu, bir tren gibiydi, hiçbir şeyin durduramayacağı makinisti olmayan bir tren. Hiçbir şey beni durduramazdı. Bir yanda
dünyanın hayranlık duyduğu bir insan, diğer tarafta ben. Kişiliksiz, basit bir insan...
"İçimde birşey parçalandı, Lennon'ı öldürmekle kimliğimin ortaya çıkacağını düşündüğümü hatırlıyorum" şeklinde konuşuyor.
Chapman, Lennon'ı gördüğü zaman kafasında bir sesin, "hadi yap, hadi yap" dediğini söylüyor.
Günün diğer önemli olayları
1808: Napolyon Bonapart komutasındaki Fransız ordusu Madrid'e girdi.
1911: Mustafa Kemal, Bingazi-Derne-Tobruk bölgesinde yerli halkı örgütleyerek, İtalyan kuvvetlerine karşı başarılı
direnişlerde bulundu.
1941: Amerika ve İngiltere, Japonya'ya savaş ilan etti.
1948: Birleşmiş Milletler, Güney Kore'nin tanınmasını onayladı.
1967: Kıbrıs'taki kriz sonrasında Yunan askerlerinin adadan tahliyesine başlandı.
1987: Dokuzuncu Nantes Üç Kıta Film Şenliği'nde büyük ödül Ömer Kavur'un 'Anayurt Oteli' filmine verildi.
1992: TBMM, Somali'ye asker gönderilmesini kararlaştırdı.
1995: Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) kuruldu.
2000: Uluslararası Halter Federasyonunun Atina'daki kongresinde ilk kez bir sporcu olarak Naim Süleymanoğlu asbaşkanlığa
seçildi.
*****************************************
9 Aralık
Soprano Zehra Yıldız, geçirdiği beyin kanaması sonucu 1997'de 41 yaşındayken hayata veda etti.
'Uçan Hollandalı' operasında Senta'ydı Zehra Yıldız; denizci aşkına ebediyete kadar sadakat sözü veriyordu. 'Salome'de yedi
kat tüllerin içinde işveli mi işveli bir dilberdi.
'Tosca'da Floria Tosca olarak, gerçek hayattaki eşi Süha Yıldız'ın canlandırdığı Cavaradossi'ye, "yalnızca senin için
ölebilirim" diyordu.
Türkiye'de Leyla Gencer'den sonra primadonna niteliği taşıyan tek ses olarak nitelenen Zehra Yıldız, Siyasal Bilgiler
Yüksekokulu İşletme Bölümü ve İstanbul Mimar Sinan Konservatuvarı Şan Bölümü'nden mezun oldu.
1982'de İstanbul Devlet Operası'nın solist kadrosuna dahil edildi ve Johann Strauss'un 'Venedik'te Bir Gece' operetindeki o
küçük rolle çıktığı sahneden ölümüne kadar da hiç inmedi.
1984'te İtalya'da yapılan La Boheme Operası Uluslararası Yarışması'nda ilk beş soprano arasına giren Yıldız, 1987'de Parma'da
düzenlenen Uluslararası Verdi Yarışması'nda Corale Verdi Akademisi'nde bir yıl burslu okumaya hak kazandı.
Ertesi yıl Ettore Bastianni Şan Yarışması'nda gümüş madalya kazandı. İstanbul Devlet Operası'nın baş kadın oyuncusu olarak
birçok opera temsilinde, Yunus Emre Oratoryosu, Mahler'in İkinci ve Dördüncü Senfonileri, Beethoven'ın Dokuzuncu Senfonisi,
Verdi'nin Requem'i gibi senfonik yapıtlarda üstlendiği senfonik sololarıyla alkış topladı.
1993-1994 yıllarında Bonn Operası'nda ünlü şef ve yapımcılarla çalıştı. 1994-1995 sezonunda Kültür Bakanlığı tarafından Yılın
En Başarılı Kadın Opera Sanatçısı seçilen Yıldız, sanat camiasında yıldızı daha çok parlayacak bir soprano olarak anılıyordu.
Dünyadaki meslektaşlarına göre geç keşfedilmişti, maddi imkanlarını zorlayarak birçok seminere kendi başına katılmış,
kendisine çok emek harcamıştı çünkü.
Dünyanın gelmiş geçmiş en iyi beş kadın sesinden biri kabul edilen Türk divası Leyla Gencer de, "o çocuğun, benim için çok
ayrı bir yeri vardı. Sesi güzeldi, kendisi güzeldi ve çok yetenekliydi...
"Ama bu özellikler insanı her zaman gerçek bir sanatçı yapmaya yetmez. Onu gerçek bir sanatçı yapan, her şeyin hep en iyisini
yapmaya çalışmasıydı. Mükemmeli yakalamak için çabasıydı" diyerek anıyordu onu.
Ölümünün ardından, 1999 yılında, tenor olan eşi Süha Yıldız'ın öncülüğünde sanatçının anısını yaşatmak amacıyla Zehra Yıldız
Kültür ve Sanat Vakfı kuruldu. Vakıf her yıl Zehra Yıldız'ı anarken şan festivalleri düzenlemeyi, burslar, konser olanakları
ve dünyaca ünlü şancılar tarafından verilecek seminerlerle genç şan sanatçılarına kol kanat germeyi hedefliyor.
1995 yılında yapılan bir röportajda, "hiçbir zaman aryamı bitirince ellerimi iki yana açıp alkış beklemiyorum. Bundan nefret
ederim. Bırakın müzik belirlesin sonunu" demişti.
Günün diğer önemli olayları
1893: İstanbul'da günlerdir süren soğuk hava yüzünden Haliç dondu.
1917: Kudüs, İngiliz ordularının işgal etmesiyle Osmanlı devletinin elinden çıktı.
1925: Yerli kumaştan elbise giyilmesi kanunu çıktı.
1928: Latin harfleriyle ilk mezar taşı dikildi. Avukat Ali Kemal Bey annesi Aliye Hanım'ın mezar taşını Latin harfleriyle
yazdırdı.
1949: Birleşmiş Milletler Kudüs'te yönetimi aldı.
1950: Harry Gold, İkinci Dünya Savaşı sırasında atom bombasının sırlarını Sovyetler Birliği'ne verdiği için 30 yıl hapisle
cezalandırıldı.
1952: Tiyatro sanatçıları Ruhi Su, Ulvi Uraz, Aclan Sayılgan, Kemal Bekir Özmanav, Süheyl Terek tutuklandı. Sanatçıların
Paris'te faaliyet gösteren İleri Jön Türkler örgütüyle ilişkileri olduğu iddia edildi.
1967: Ankara'da üniversite öğrencileri NATO'ya karşı direniş mitingi düzenledi.
1987: Gazze Şeridi'ndeki Cebaliye mülteci kampına İsrail askerinin saldırısı ile intifadanın ilk şehitleri verildi.
1999: Düzce'nin il, Kaynaşlı ve Derince'nin ilçe yapılmasına ilişkin Kanun Hükmünde Kararname, Resmi Gazete'de yayımlandı.
2003: Eski Başbakan Mesut Yılmaz ile eski Devlet Bakanı Cumhur Ersümer hakkında Türkbank ihalesine fesat karıştırdıkları
gerekçesiyle Meclis Soruşturması açıldı. Aynı gün eski Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan ve eski Devlet
Bakanı Recep Önal ile eski Enerji ve Tabii Kaynaklar bakanları Cumhur Ersümer ve Zeki Çakan haklarında da farklı gerekçelerle
Meclis soruşturmaları açıldı.
*********************************
10 Aralık
İsveçli kimya mühendisi Alfred Nobel 1896'da hayatını kaybetti.
Bugün kendi adıyla verilen Nobel Ödülleri ile tanınan Alfred Nobel, 21 ekim 1833'te iflas etmiş bir işadamının oğlu olarak
dünyaya geldi. Babasının değerli ticari malzemelerle yüklü gemisi battığı için ailesi çok yoksuldu.
Tarihe 'dinamitin mucidi' olarak geçen Alfred Nobel, patlayıcılara olan düşkünlüğünü babasından aldı. 1866'da yüzde 75
nitrogliserin, yüzde 25 emici bir toprak türü olan 'kieselguhr' karışımından o tehlikeli maddeyi buldu: 'Nobel'in Güvenlik
Barutu' ya da daha çok bilinen adıyla dinamit.
Bu buluşuyla Nobel, kısa sürede tüm Avrupa'da dinamit kralı olarak tanındı. Nobel'in patlayıcılara olan merakı Stokcholm'de
kurduğu küçük laboratuvarında deneyler yaparken küçük kız kardeşi Emil'in ölümüne de neden oldu.
1879'da Paris'te bir laboratuvar kuran Nobel, buradaki çalışmaları sırasında dumansız barutu keşfetti. Bu dönemde Fransa'ya
karşı kurulan bir ittifakta yer alan İtalya ile işbirliği yapınca Paris'i terk ederek İtalya'ya yerleşmek zorunda kaldı.
Nobel, San Remo'da 1896'da beyin kanaması sonucu hayata veda etti. Vasiyetinde, servetinin 1 milyon kronunun yeğenleri ve bir
dönem aşık olduğu Sofie Hess arasında paylaştırılmasını, geri kalan 33 milyon 200 bin kronunun da her yıl insanlığa hizmette
bulunanlara sunulmasını istedi.
Bu ödüller fizik, kimya, tıp, edebiyat ve barışa hizmet olmak üzere toplam beş dalda verilecekti. Nobel'in bu vasiyeti
önceleri büyük tartışma yarattı.
Ancak 1900'de İsveç hükümeti Nobel Vakfı'nı kurdu. Bu yıldan sonra da Nobel Ödülleri düzenli olarak verilmeye başlandı.
Günün diğer önemli olayları
1774: Kazak isyanı önderi Pugaçev idam edildi.
1898: İspanyol-Amerikan savaşı sonrasında, Paris Barış Antlaşmasıyla Küba, İspanya'dan bağımsızlığını kazandı.
1901: İlk Nobel ödülleri verildi.
1918: Trabzon'da, Faik Ahmet (Barutçu) tarafından yayınlanan 'İstikbal' gazetesinin ilk sayısı çıktı.
1919: Kaptan Ross Smith, İngiltere'den Avustralya'ya 2 bin 500 mil gibi bir mesafeyi uçan ilk insan oldu.
1923: Türkiye Cumhuriyeti ile Arnavutluk Hükümeti arasında Dostluk Antlaşması imzalandı.
1948: Birleşmiş Milletler Meclisi, İnsan Hakları Beyannamesi'ni kabul etti. Türkiye İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'ne
kabul oyu verdi.
1964: Martin Luther King, Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1970: Rus yazar Aleksandr Soljenitsin, Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1978: Enver Sedat ve Menahem Begin Nobel Barış Ödülü aldılar.
1979: Rahibe Teresa Nobel Barış Ödülü aldı.
1986: Türk asıllı Bulgar halterci Naim Süleymanov (Süleymanoğlu) Avustralya'da Türkiye'ye iltica etmek istediğini bildirdi.
1988: Türkiye'de ilk karaciğer nakli gerçekleştirildi. Ameliyatı, Hacettepe Üniversitesi'nden Prof. Dr. Mehmet Haberal yaptı.
Bursalı Ahmet Aktaş'ın karaciğeri, korneaları ve böbrekleri beş hastaya nakledildi.
1994: FKÖ lideri Yaser Arafat, Şimon Peres ve İzak Rabin, Nobel Barış Ödülü aldı.
2000: İsveç'teki Avrupa Kros Şampiyonası'nda Türkiye genç bayanlarda takımda gümüş, aynı kategoride Elvan Can ile tarihinde
ilk kez bronz madalya kazandı.
**************************************
11 Aralık
Yazar Hüseyin Nihal Atsız, 1975'de İstanbul'da 70 yaşında öldü.
Turancılık akımının önde gelen temsilcilerinden fikir adamı Nihal Atsız, 1905'de İstanbul'da doğdu.
Atsız, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdikten sonra aynı bölümde Fuad
Köprülü'nün asistanı oldu.
1931'de köycülük görüşünü savunan ilk dergilerden 'Atsız Mecmua'yı (17 sayı) çıkardı. Daha sonra bu dergideki Türkçü-Turancı
yazılarından dolayı Malatya'ya sürüldü.
1952'ye kadar Anadolu ve İstanbul'daki okullarda aralıklı olarak öğretmenlik yaptı ve Süleymaniye Kütüphanesi Tasnif
Komisyonu üyeliğinden emekli oldu.
İkinci Dünya savaşı yıllarında güçlenen Turancılık akımı içinde etkin ve hareketli bir yeri olan Atsız, daha önce de
çıkardığı 'Orhun' dergisini 1943'de yeniden yayımlamaya başladı.
1944'deki Irkçılık-Turancılık davasında tutuklandı, ertesi yıl serbest bırakıldı. 1952'de 'Orhun' dergisini üçüncü kez,
1964'de de 'Ötüken' dergisini çıkardı.
1973'de bir yazısı nedeniyle hüküm giydi, ancak ertesi yıl sağlık durumu nedeniyle Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk tarafından
affedildi. Nihal Atsız'ın şamancı-ırkçı ağırlıklı milliyetçiliği, Türkçülük akımı içinde egemen olamadı.
Bazı eserleri: 'Bozkurtların Ölümü', 'Bozkurtlar Diriliyor', 'Deli Kurt', 'Ruh Adam' (roman), 'Yolların Sonu' (şiir),
'Edirneli Nazmi', 'Türk Tarihi Üzerine Toplamalar', 'Türkler ve Osmanlı Sultanları Tarihi', 'Türk Edebiyatı Tarihi', 'Türk
Ülküsü', 'Osmanlı Tarihine Ait Takvimler', 'Türk Tarihinde Meseleler', 'Kemalpaşaoğlu Birgili Mehmet Efendi', 'Ebussud ve
Ali' (bibliyografya).
Oğluna vasiyeti
Şair ve denemeci Yağmur Atsız'ın babası olan Nihal Atsız'ın oğluna yazdığı vasiyeti tartışma yaratmış bir yazıdır.
"Yağmur, oğlum;
Bugün tam birbuçuk yaşındasın. Vasiyetnameyi bitirdim, kapatıyorum. Sana bir de resmimi yadigar olarak bırakıyorum.
Ögütlerimi tut, iyi bir Türk ol! Komünizm bana düşman bir meslektir. Bunu iyi belle. Yahudiler bütün milletlerin gizli
düşmanıdır. Ruslar, Çinliler, Acemler, Yunanlar tarihi düşmanlarımızdır. Bulgarlar, Almanlar, İtalyanlar, İngilizler,
Fransızlar, Araplar, Sırplar , Hırvatlar, İspanyollar, Portekizliler, Romenler yeni düşmanlarımızdır. Japonlar, Afganlar,
Amerikalılar dış düşmanlarımızdır. Ermeniler, Kürtler, Zazalar, Çerkezler, Abazalar, Boşnaklar, Arnavutlur, Lazlar, Gürcüler,
Çeçenler, Çingeneler iç düşmanlarımızdır. Bu kadar çok düşmanla carpışmak için iyi hazırlanmalı.
Tanrı yardımcı olsun."
Günün diğer önemli olayları
1843: Verem ve kolera hastalıklarını keşfeden Alman doktor Robert Koch doğdu.
1930: Bank of the United States, ekonomik kriz nedeniyle kapılarını kapattı.
1936: İngiltere Kralı VIII. Edward, sevgilisi Madam Simpson uğruna tahtını terk etti.
1938: Sivas-Erzincan demiryolu açıldı.
1942: Çorum'da 5.9 büyüklüğündeki depremde 25 kişi öldü, 589 ev yıkıldı.
1951: Kurtuluş Savaşı komutanlarından Orgeneral Mustafa Muğlalı öldü.
1953: Hürriyet gazetesinin kurucusu Sedat Simavi İstanbul'da öldü.
1962: Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği kuruldu.
1967: Gazeteci ve siyaset adamı Asım Us İstanbul'da öldü.
1974: Oymabaskı sanatçısı Aliye Berger 71 yaşında öldü.
1978: İran'ın başkenti Tahran'da sabah toplu gösteriler düzenlendi. İsfahan'da 40 kişi öldürüldü, 60 kişi yaralandı.
1987: Sinema ve tiyatro sanatçısı Adile Naşit 57 yaşında öldü.
********************
12 Aralık
Anadolu rock'ın önemli isimlerinden Cem Karaca'nın 1985'de Türkiye'ye girmesi yasallaştı.
Cem Karaca 5 nisan 1945'de İstanbul'da dünyaya geldi. Annesi (Toto Karaca) ve babası tiyatrocu olan Karaca, sanatla iç içe
büyüdü. Müzik hayatının ilk bölümünde rock tarzı çalışmalar yapıyordu. O dönemdeki en büyük destekçişi İlhami Gencer'di.
Askerde Anadolu'nun ilkokul kitaplarında anlatıldığı gibi olmadığını fark etti. Asker arkadaşının çaldığı bağlama ise onu
bambaşka diyarlara taşıdı. Bir zamanlar ilkel ve sıkıcı bulduğu müziğin kendi duygularını anlattığını keşfetti.
1967'de askerlik dönüşü Apaşlar grubuna katıldı. Bu grupla Hürriyet'in düzenlediği Altın Mikrofon yarışmasında Emrah isimli
parçalayla ikinci oldular ve doğu-batı müziği sentezinde şarkılar üretmeye çalıştılar.
'Resimdeki Gözyaşları' isimli parçayla büyük başarı elde eden Apaşlar'la Almanya'ya gitti. Apaşlar'la olan beraberliği
1969'un sonlarına kadar sürdü. Grupta çıkan anlaşmazlıklar had safhaya çıkınca gruptan ayrıldı.
Apaşlar'ın basçısı Seyhan Karabay ile birlikte Kardaşlar grubunu kurdu. Bu sırada Almanya'ya giderek Ferdy Klein
Orkestrası'yla dört tane 45lik doldurdu. Amacı maddi sıkıntı yaşamadan çalışmalar yapmaktı.
İlk 45'likleri 'Dadaloğlu' ile büyük bir başarı elde ettiler. Fakat 1972'de Seyhan Karabay arasındaki tartışmalar nedeniyle
Kardaşlar'la yolları ayrıldı.
Bu sırada eşi benzeri görülmemiş bir değiş-tokuş meydana geldi. Cem Karaca, Kardaşlar'dan ayrılıp Anadolu popun güçlü sesi
Moğollar'la birleşirken Kardaşlar da Moğollar'la anlaşamayan Ersen Dinleten'i gruplarına dahil etti.
Üç 45'lik çıkaran Karaca, Moğollar'ın dağılmasıyla kariyerinin en önemli dönemini yaşayacağı Dervişan grubunu kurdu. Dervişan
politik rock'ın yanısıra progressive rock'ın Türkiye ile tanışmasında önemli rol oynadı.
Aynı zamanda tam anlamıyla ilk stüdyo albümünü bu grupla çıkardı: 'Yoksulluk Kader Olamaz'. Dervişan'ın dağılmasından sonra
Edirdahan isimli grubu kurdu. Yeni albümü 'Safinaz'la eski başarısını elde edemedi.
Bu albümden sonra Almanya'ya gitti ve 1987'ye kadar sürgün hayatı yaşamak zorunda kaldı. Bu dönemdeki çalışmalarında sık sık
gurbet acısı gibi temaları işledi. Bu süre içindeki en iyi albümünü Almanca olarak çıkardı: 'Die Kanaken'.
Bu albümde yabancı düşmanlığı, gurbetçilerin yaşamı gibi konuları işledi. Albümdeki bazı parçaların Türkçesini sonraki
albümlerinde kaydetti. 'Die Kanaken' albümünün arka kapağında kendisiyle ilgili şunlar yazılıydı:
"Cem Karaca ülkesi olan Türkiye'de bir rock yıldızı. Ülkesinde 50'ye yakın 45'lik ve LP yayınlayan Karaca'nın parçalarının
çoğu sosyal içerikli sözlere sahip. 1981'in ocak ayında Almanya'dayken son albümü yüzünden ülkesinde aranmaya başladı...
"Bunun üzerine Karaca, ülkesine geri dönmedi. Mallarına el konan şarkıcı 200 yıl hapis cezasına çarptırıldı ve 1983'te de
darbeci generaller onu Türk vatandaşlığından attılar...
"Almanya'da daha çok Nazım Hikmet'in şiirlerini seslendirmesiyle tanınan Karaca, ilk olarak 1983'ün başlarında Almanca
sözlerle ve doğu-batı sentezinden oluşan bir müzikle seyirci önüne çıktı...
"Amacı Türkiye'de olan biteni anlatmak değil, burada olup bitenleri anlatmak ve Alman-Türk ilişkilerini düzeltmeye çalışmak.
Şarkıları yabancı düşmanlığı ve ırkçılıkdan bahsediyor."
Yurda döndüğü zaman Turgut Özal'ın elini öptüğü için döneklikle suçlandı. Bu dönemde çıkardığı albümler sanki ülkesine uzun
yıllar sonra dönen ve kendini evinde hissetmeyen bir kişi gibi verimsizdi.
1990 ve 1992'de Uğur Dikmen ve Cahit Berkay'la 'Yiyin Efendiler' ve 'Nerde Kalmıştık' albümleriyle biraz da olsa eski
günlerine döndü. 1997'de çekilen 'Ağır Roman' filminde seslendirdiği 'Resimdeki Gözyaşları' ile yeniden popüler oldu.
1999'da Cahit Berkay, Engin Yörükoğlu, Ahmet Güvenç ve Uğur Dikmen'in desteğiyle 'Bindik Bir Alamete...' isimli albümünü
çıkardı. 'Kahpe Bizans' filmi için üç parça kaydedip, filmde küçük bir rol aldı.
2000'li yıllarda çeşitli şiir çalışmaları da yaptı. Barış Manço'nun efsanevi grubu Kurtalan Ekspres'le birleşerek konserler
verdi. Son olarak Yol Arkadaşları isimli grubuyla sahneye çıkan Cem Karaca, 8 şubat 2004'de hayata gözlerini yumdu.
Günün diğer önemli olayları
1901: İtalyan mucit Guglielmo Marconi, telsiz-telgraf sistemini geliştirdi ve İngiltere'den Atlantik aşırı ilk mesajını
yollamayı başardı.
1916: Ahmet İzzet Paşa'nın izinli olarak bir süre İstanbul'a gitmesi üzerine Atatürk, İkinci Ordu Komutan Vekilliğine atandı.
1925: Ankara-Ereğli demiryolunun yapımına ilişkin kanun kabul edildi.
1932: Adile Ayda ilk kadın dışişleri memuru oldu.
1940: Macaristan ve Yugoslavya arasında Ebedi Dostluk Paktı imzalandı.
1949: TBMM, Avrupa Konseyi'ne katılma kararını onayladı.
1952: İstanbul'da yeni bir balık akını yaşandı. Balık pazarlarına tonlarca uskumru balığı gelince, bolluk nedeniyle kilosunun
fiyatı 50 kuruşa kadar düşen uskumrudan, Yunan ve Bulgar balıkçı gemileri de satın aldı.
1970: Denizyolları İşletmesi için Camialtı Tersanesi'nde yapılan 'İstanbul' feribotu denize müzikildi.
1977: Yerel seçimlerde 67 il merkezindeki belediye başkanlıklarından 42'sini CHP, 15'ini AP, beşini MHP, üçünü MSP ve ikisini
bağımsız adaylar kazandı.
1984: 16 haziran 1970 olaylarıyla ilgili olarak, İstanbul Dördüncü Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanmakta olan kapatılan
DİSK'in 24 yöneticisi beraat etti.
1984: Bilkent Üniversitesi kuruldu.
1985: İki ülke arasında sürdürülen görüşmelerden sonuç alınamayınca Sovyetler, kendilerine ait ekonomik bölgede çıkan kalkan
için Türk balıkçılarına 10 yıllık avlanma yasağı koydu.
1990: Tahtakale'de dolar ve markın hızlı yükselişini durdurmak için Merkez Bankası piyasaya müdahalesini artırdı ve sabah
saatlerinde bankalararası döviz piyasasına 20-30 milyon dolar birden sürdü.
1997: Avrupa Birliği'nin Lüksemburg'da gerçekleştirdiği devlet ve hükümet başkanları zirvesi sonucunda Çek Cumhuriyeti,
Slovakya, Macaristan, Polonya, Slovenya, Romanya, Bulgaristan, Litvanya, Letonya, Estonya ve Kıbrıs Rum kesimi tam üyelik
için aday ülkeler olarak belirlendi.
1999: 'Time' dergisi, Türkiye'nin dinamik ekonomisi ve kuvvetli sivil toplumuyla AB için Doğu Avrupa ülkelerinden daha cazip
aday ülke olduğunu yazdı.
1999: Helsinki'de gerçekleştirilen Avrupa Konseyi Zirve Toplantısında Türkiye'ye adaylık statüsü tanındı.
2000: Gaziosmanpaşa'da düzenlenen saldırıda ölen iki polisin cenaze töreni dolayısıyla İstanbul Çevik Kuvvet Şube
Müdürlüğü'ne bağlı yaklaşık 4 bin polis eylem yaptı.
2001: Batı Şeria ve Gazze'de düzenlenen ve 10 kişinin öldüğü iki intihar saldırısının ardından İsrail F-16 savaş uçakları
Filistin topraklarını bombaladı.
2001: Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak ve bunlara yardımcı olmak suçlarını DGM'lerin
görev alanından çıkaran yasa değişikliğini onayladı.
2004: Fatih Akın'ın filmi 'Duvara Karşı', Avrupa Sinema Akademisi'nce verilen Avrupa En İyi Film Ödülü'nü kazandı.
***********************************
13 Aralık
Öykü, roman ve oyun yazarı Oğuz Atay, 1977'de İstanbul'da 43 yaşında hayatını kaybetti.
Çağdaş Türk edebiyatında yenilikçi roman anlayışının en özgün örneklerini veren Oğuz Atay, 12 ekim 1934'te İnebolu'da doğdu.
Babası hukukçu, bir süre de CHP milletvekilliği yapmış olan Cemil Atay'dı.
Ortaöğrenimini Ankara Maarif Koleji'nde tamamladı. İTÜ İnşaat Fakültesi'ni bitirdi. İstanbul Devlet Mühendislik ve Mimarlık
Akademisi İnşaat Bölümü'nde öğretim üyeliği yaptı. 1975'te doçent oldu. 'Topografya' adlı mesleki bir kitap yazdı.
Beyninde çıkan bir tümör nedeniyle, bir süre Londra'da tedavi gördü. 13 aralık 1977'de, bu hastalıktan kurtulamayarak,
İstanbul'da hayata veda etti. Atay, son olarak 'Eylembilim' adlı bir roman üstünde çalışıyordu.
'Tutunamayanlar'ı yayımlamasının (1971-1972, iki cilt) ardından, önemli bir tartışmanın odağına yer aldı. TRT 1970 Roman
Ödülü'nü kazanan 'Tutunamayanlar'ı, 1973 yılında ikinci romanı 'Tehlikeli Oyunlar' izledi.
1958-1959 yıllarında 'Pazar Postası'nda, daha sonra da 'Meydan-Larousse' ansiklopedisinde çalıştı. Yazılarını 1971'den sonra
'Yeni Dergi' ve 'Soyut'ta yayımladı. Öykülerini 'Korkuyu Beklerken' başlığı altında topladı.
Hocası Prof. Mustafa İnan'ın (1911-1967) hayatını romanlaştırarak 'Bir Bilim Adamının Romanı'nı yazdı. 'Oyunlarla
Yaşayanlar', Devlet Tiyatroları'nda sahnelendi. Büyük projesi 'Türkiye'nin Ruhu'nu yazamadı.
Yapıtları birçok edebiyat eleştirmeni ve incelemecisi tarafından irdelenen Oğuz Atay, 1984'den itibaren bütün kitaplarının
tekrar basılmasıyla birlikte Türk edebiyatının en etkili isimlerinden biri oldu.
Hakkında yazılan en kapsamlı kitaplar, Yıldız Ecevit'in 'Oğuz Atay'da Aydın Olgusu' (1989) adlı incelemesi ve 'Ben
Buradayım...' (2005) isimli biyografisi ile Tatjana Syppel'in 'Oğuz Atay'ın Dünyası' adlı kitaplarıdır (1989).
Oğuz Atay, 'Tutunamayanlar'la, küçük burjuva düzenini ve Türk aydınının acıklı güldürüsünü zengin bir roman tekniği ve cesur
biçim denemeleriyle anlatmış, Türk romanında yeni bir açılımın öncüsü olmuştur.
Günün diğer önemli olayları
1522: Kanuni, Rodos'un teslimini istedi.
1754: Sultan I. Mahmud öldü.
1789: Fransa'da Ulusal Muhafız Birliği (National Guard) kuruldu.
1914: Mesudiye zırhlısı, Çanakkale'de bir İngiliz denizaltısı tarafından batırıldı.
1945: Filarmoni Derneği, İstanbul'da ilk konserini verdi.
1949: İsrail Kudüs'ü başkent ilan etti. Arap-İsrail Savaşı'ndan sonra, Eski Kent ve Doğu Kudüs Ürdün'de, Batı Kudüs de
İsrail'de kaldı. Kent, BM kararlarına göre 'uluslararası kent' ilan edilmişti.
1957: İran'da deprem: 2 bin kişi öldü.
1960: Fransa Cumhurbaşkanı Charles de Gaulle'ün Cezayir ziyareti olaylı geçti. Fransız milliyetçilerinin çıkardığı olaylarda
123 kişi öldü.
1974: Anadolu Ajansı'nın kurucuları arasında ve ilk yönetim kurulunda üye olarak yer alan romancı, gazeteci, siyaset adamı
Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Ankara'da 85 yaşında vefat etti.
1979: Şair ve yazar Behçet Necatigil, 63 yaşında İstanbul'da vefat etti.
1995: Avrupa Parlamentosu, Türkiye ile imzalanan Gümrük Birliği Anlaşması'nı onayladı.
1998: İtalya'da düzenlenen Beşinci Avrupa Kros Şampiyonası'nda Türk Genç Bayan Milli Takımı şampiyon oldu.
2004: Şili'nin eski diktatörü Augusto Pinochet'nin, 1970 ve 1980'li yıllardaki Akbaba Operasyonu sırasında suç işlediği
gerekçesiyle evinde gözetim altında tutulmasına ve hakkında yeni dava açılmasına karar verildi.
*********************************
14 Aralık
Güney Kutbu'nu keşfetmek için uzun hazırlıklar yapan Norveçli kaşif Roald Amundsen, 1911'de bölgeye ulaştı.
Tam ismi Roald Engelbregt Gravning Amundsen, 1872-1928 yılları arasında yaşadı. Güney Kutbu'na ulaşan ve Kuzeybatı Geçidi'ni
aşan ilk denizci olan Norveçli kaşif, arkadaşları arasında 'Viking' lakabıyla tanınıyordu.
Aslında amacı Kuzey Kutbu'nu keşfetmektir, ama 1909'da Frederick Cook ve Robert Peary, Kuzey Kutbu'na gidince 1910'da yolunu
Güney Kutbu'na çevirir.
Bu kez de güney için yarış başlar. 20 kasım 1911'de dört kişilik ekibi ve 150 köpekle yola çıkar. Ancak yolda erzakları
bitince köpeklerin bir kısmını yerler. 14 kasımda, Robert Falcon Scott'dan 35 gün önce Güney Kutbu'na varır.
1893'te bir fok gemisinde denizciliğe başlayan Amundsen, dünyanın çeşitli kıyılarında dolaştı, değişik gemicilik teknikleri,
buharlı gemiler ve bilimsel denizcilik yöntemleri konusunda uzmanlaştı.
Kuzey Kutbu'nun kaşifi Nansen'in de yüreklendirmesiyle, Atlas Okyanusu'nu Büyük Okyanus'a bağlayan deniz yolunu bulmayı
aklına koydu.
İlk denemeleri başarılı sonuçlar verdi ve iki okyanusu birbirine bağlayan deniz yolunun varlığı kesinlik kazandı. Daha önce
geçilememiş olan Kuzeybatı Geçidi'nin baştan sona kadar gemiyle aşılabileceğini gösterin ilk gemici oldu.
Amundsen, 16 haziran 1928'de, kaza geçiren arkadaşı Nobile'yi aramak amacıyla Kuzey Kutbu'na uçtu. Kendisinden bir daha haber
alınamadı. Kuzey Buz Denizi'ne düştüğü sanılıyor.
Günün diğer önemli olayları
1503: Fransız astrolog ve fizikçi Nostradamus (Michel de Nostredame) doğdu.
1799: ABD'nin kurucusu ve ilk başkanı George Washington öldü.
1900: Bilim adamı Max Planck, kuantum teorisini Berlin Fizik Birliği'nde sundu.
1939: Sovyetler Birliği, Milletler Cemiyeti üyeliğinden çıkarıldı.
1967: Yunanistan Kralı Konstantin'in cuntaya karşı darbe girişimi başarısız oldu. Albaylar Cuntası iktidarı sürdü. Kral
ülkesini terk etmek zorunda kaldı.
1981: İsrail, Suriye kontrolündeki Golan Tepeleri'ni ilhak etti. İsrail parlamentosu, Golan Tepeleri'nin ilhakını bir günde
onayladı.
1989: Şili'de ilk demokratik seçimler yapıldı.
1995: Bosna'da barış için anlaşmaya varıldı.
2003: Bestekar udi İrfan Özbakır, hayatını kaybetti.
2003: Devrik Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin, doğum yeri Tikrit'e 20 kilometre uzaklıktaki El Dor kasabasında bir
sığınakta ABD birliklerince yakalandı.
*******************************
15 Aralık
Oturan Boğa ya da kendi dilindeki adıyla Totanka Iyotake, 1890'da, Hayalet Dansı yaptığı için ABD'li askerler tarafından
öldürüldü.
Her şey 1492'de, Christoph Colombus'un Amerika ismini verdiği topraklara ayak basmasıyla başladı. Yeni bulunan kıta, hemen
ardından 'Avrupa yerlilerinin' istilasına uğradı.
Önce Güney Amerika 'medenileştirildi'. Amazon'da o tarihe kadar görülmemiş kıyımlar, katliamlar yaptı 'uygar Avrupa'.
Amazon'un sık ormanlarından, yağışından ve vahşi hayvanlarından korkan Avrupalılar, salgın hastalıklarla daha fazla mücadele
edecek gücü bulamadı. Altın Şehir 'El Dorado'yu bulamamanın şoku ise Güney'de yaşadıkları en büyük hayal kırıklığıydı.
Kuzey Amerika'ya doğru yelken açtılar bir süre sonra. Yaşanması daha kolay, verimli topraklara sahip Kuzey Amerika o
tarihlerde Kızılderililerin anavatanıydı. Ama 'uygar Avrupa'ya karşı anavatanlarını kaybetmeleri çok uzun sürmedi.
Görülmemiş bir katliam başladı Kuzey'de. Çatışmalarda canını kurtarabilen yerliler açlıktan, soğuktan veya hastalıktan
ölüyordu. Beyazlar, Kızılderilileri smüzikmek ve aç bırakmak için milyonlarca yaban sığırını öldürme politikası izliyordu.
Kızılderili önderleri cesaretlerini yitirmişlerdi. General Amstrong Custer, 1860'larda 'baş temizlikçi'ydi. General için 'en
iyi Kızılderili, ölü Kızılderili'ydi.
Köklerini kurutmak için dağ-bayır dolaşıp insan avlıyor, savunmasız köyleri basıp ateşe veriyor, yeni doğmuş bebekleri,
yatalak ihtiyarları kılıçtan geçiriyor, 'kaçışı kurtuluş' sananları kurşuna nişangah yapıyordu.
İşte tam bu dönemlerde uzaklarda, Nevada'da, geleceği görebilen, ölülerle konuşabilen bir Kızılderili'nin yaşadığı söylentisi
tüm Kızılderili topluluklarına yayıldı.
Her Kızılderili reisi, bir büyük reisin gelip, kendilerini beyazların elinden kurtaracağına inanmaya başladı. Bu konunun
araştırılması için tüm Kızılderili reisleri heyet gönderdi.
Heyetin dönüşünü bekleyen Kızılderililerin çoğu kendilerinden geçerek ve bu olguya kendilerini iyice vererek dans etmeye
başladı. Bu dans bir uyanışın, bir dirilişin habercisi gibi tüm Kızılderili toplumlarına yayıldı.
Kızılderili önderleri ısrarla Büyük Kurtarıcı'nın geleceğini ve beyazların zulmünden kurtularak anayurtlarına kavuşacaklarını
anlatmaya başladı.
Beyazların 'Hayalet Dansı Ayini' adını verdikleri bu şölenler, yerlilerde bir silkinişi ve birlikteliği doğuruyordu. Çok
geçmeden tüm kıtanın Kızılderilileri bu dansı uygulamaya başladı.
Heyecan doruktaydı. Suskunluğu parçalayan çığlık giderek artıyordu. Yitirilen dağların, ovaların ağıdı koca birer yürek olup,
ırmak olup akıyordu.
Dönemin hükümeti bu yeni eylemden etkilenen yerlilerin üzerine silahlı güçler göndererek püskürtmeye çalıştı. Katliamlar
birbirini kovaladı. Kızılderililere karşı sürek avı arttı.
Hükümet, Hayalet Dansı ile gelen bu özgürlük kıvılcımını tehlikeli ve sakıncalı görerek, dansın yapılmasını tüm kabilelerde
yasaklattı. Sioux şefi Oturan Boğa (Totanka Iyotake), Hayalet Dansı yasağına uymadığı için öldürüldü.
Hayalet Dansı ve kuralları kuşaklar boyunca gizlilik içerisinde kabileler arasında sessizce uygulandı. Kızılderili tarihinde,
kardeş dayanışmasının 'yenilmez güç' olduğunu kanıtlayan ilk lider, yaşlı Oturan Boğa oldu.
Hayalet Dansı
Kartal mesajı getirdi
Güneşin çocuklarına
Bufalonun dönüşü için,
Ve güzel günler yakında
Sen bedenimi öldürebilirsin
Ruhuma lanet okuyabilirsin
Senin tanrına inanmadığım için
Dualarım karşısında durma şansın yok
Sevgime karşı durma şansın yok
Onlar yasakladılar Hayalet Dansı'nı
Fakat biz tekrar yaşayacağız
Kız kardeşim yukarıda
Kızıla boyanmış o yaralı dizde
Öldürüldü, bir azize o şimdi
Büyük davulun var senin mesafeler ötesinden
Gökyüzünde siyah kuş
Duyduğun bu ses ve müzik bufalonun ağlamasıdır
Çılgın At gizemliydi
Kendinden geçmenin en iyisini bilirdi
Ve Oturan Boğa büyük havariydi
Hayalet Dansı'na gelin Comanchee'ler
Gelin Karaayaklar
Gelin Shoshone'ler
Gelin Cheyenne'ler
Biz tekrar yaşayacağız
Gelin Arapaho'lar
Gelin Cherokee'ler
Gelin Paiute'ler
Gelin Sioux'lar
Tekrar yaşayacağız
Günün diğer önemli olayları
1574: II. Sultan Selim öldü.
1934: Bingöl'de 4.9 büyüklüğündeki depremde 12 kişi öldü.
1936: Ankara'da 19 Mayıs Stadyumu, Başbakan İsmet İnönü'nün söylevi ile açıldı.
1939: 'Rüzgar Gibi Geçti' (Gone with the Wind) filmi, ilk kez gösterildi.
1948: Fransa ilk nükleer reaktörün kuruluş çalışmalarına başladı.
1954: Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı kuruldu.
1986: Olimpiyat şampiyonu halterci Naim Süleymanoğlu, T.C. vatandaşlığına geçti.
1987: Cumhuriyet tarihinde dolar, resmen ilk kez dört haneli rakama ulaştı. Merkez Bankası Amerikan Dolarının satış kurunu
1.300 liraya yükseltti.
1992: TRT'nin kurucularından ve ilk Genel Müdürü Adnan Öztrak öldü.
2000: Afyonkarahisar ve çevresinde büyüklüğü 5.8 olan depremde altı kişi öldü, 42 kişi yaralandı.
2004: Şair ve yazar Şükran Kurdakul, 77 yaşında İstanbul'da vefat etti.