Ana sayfa  Annelik  Elsanatları  Haberler  Magazin Dünya  Magazin Türkiye

Moda  Ressamlar  Seramik Tiyatro Sinema  Yazılar  Yemekler

 

Tarihte Bugün Arşiv: Temmuz Ağustos Eylül Ekim Kasım

Tarihte Bugün

Önceki Dosyalar 1-15 TEMMUZ 16-31 TEMMUZ 1-15 Ağustos 16-31 Ağustos 1-15 Eylül 16-30 Eylül 1-15 Ekim 16-31 Ekim 1-15 Kasım 16-30 Kasım Sitede Ara

Grafik Saati

Tarihte bugün: 16 - 30 Kasım 

Tarihte bugün: 16 Kasım

A Milli Futbol Takımı, 1995'de İsveç ile yaptığı karşılaşmada 2-2 berabere kalarak Avrupa Futbol Şampiyonası'na katılmaya hak kazandı.

Bu akşam 18'inci Dünya Kupası Avrupa Elemeleri ikinci baraj maçında İsviçre'yle karşılaşacak olan A Milli Takım, 10 yıl önce bugün İsveç'le 2-2 berabere kalarak ilk kez Avrupa Futbol Şampiyonası'na katılmaya hak kazanmıştı.
 
Grubun son maçında deplasmanda İsveç ile karşılaşan A Milli Takım'a finallere katılmak için beraberlik yetiyordu. Hakan Şükür ve Andersson'un kendi kalesine attığı gol Türkiye'ye beraberlik getirdi.
 
Böylece Türkiye, teknik direktör Fatih Terim döneminde, tarihinde ilk kez Avrupa Futbol Şampiyonası finallerine katılmaya hak kazandı.
 
A Milli Futbol Takımı, bugüne dek kasım ayında yaptığı maçlarda başarılı bir performans çizemezken, toplam 54 maçta, 17 galibiyet, 26 yenilgi ve 12 de beraberlik aldı.
 
Ay-yıldızlılar, 40 resmi maçta 10 galibiyet, 20 yenilgi ve 10 beraberlik alırken, 15 özel maçta ise altı galibiyet, altı yenilgi ve üç beraberlik elde etti.
 
Kasım ayında 28 ayrı rakiple karşılaşan ve 74 gol kaydeden milliler, 92 golü de filelerinde gördü. 16 maçta rakip ağları havalandıramayan Türkiye, üç mücadelede sahadan golsüz eşitlikle ayrıldı.
 
Türkiye, bundan önce 16 kasımda tek galibiyetini 16 kasım 1983'de Avusturya karşısındaki resmi maçta 3-1'lik skorla aldı. Ay-yıldızlılar, aynı tarihteki diğer resmi maçlarda üç yenilgi ve bir beraberlik, özel karşılaşmalarda ise iki yenilgiyle tanıştı.
 
Günün diğer önemli olayları
 
1869: Süveyş Kanalı açıldı.
1918: Macaristan Halk Cumhuriyeti ilan edildi.
1918: Bakü, Türk orduları tarafından tahliye edildi.
1922: İşgal Orduları Başkomutanı General Harrington'a yazıyla başvuran Padişah Vahdettin, İstanbul'da hayatını tehlikede gördüğünü ve İngiltere'ye sığınmak isteğini bildirdi.
1933: ABD ve Sovyetler Birliği, diplomatik ilişkileri başlattı.
1945: Nazi sırlarını taşıyan 88 Alman bilim adamı ABD'ye ulaştı.
1945: BM Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) kuruldu.
1948: 'Sihirli halı' operasyonu başladı ve Yahudileri İsrail'e taşıyan ilk uçak, Yemen'e indi.
1960: ABD'li aktör Clark Gable, 59 yaşında öldü.
1967: Rumlar, işgal ettikleri Türk köylerini boşalttı.
1972: CHP'den ve milletvekilliğinden istifa eden İsmet İnönü, Anayasa'nın eski cumhurbaşkanlarına tanıdığı haktan yararlanarak, Cumhuriyet Senatosu'nda yemin etti ve İlk Tabii Senatör olarak görevine başladı.
1974: Sosyolog ve halkbilimci Ziyaettin Fahri Fındıkoğlu öldü.
1978: Türkiye'nin ilk film operatörü ve Atatürk'ün fotoğrafçısı Remzi Ar öldü.
1987: Yasadışı TKP Genel Sekreteri Haydar Kutlu ile yurtdışında yaşayan TİP Genel Sekreteri Nihat Sargın Türkiye'ye geldi ve Esenboğa Havaalanı'nda gözaltına alındı.
1990: ODTÜ'de yaklaşık bin500 öğretim üyesi, antilaik gelişmeleri protesto için Anıtkabir'e yürüdü.
1993: Rusya Devlet Başkanı Boris Yeltsin, Lenin Müzesi'ni kapattı.
2002: Cumhurbaşkanı Sezer, AK Parti Kayseri Milletvekili Abdullah Gül'ü, hükümeti kurmakla görevlendirdi.

Tarihte bugün: 17 Kasım

Bir kopyası da Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nde bulunan 'Düşünen Adam' heykeli ile tanınan heykeltıraş August Rodin, 1917'de öldü.

Auguste Rodin, 12 kasım 1840'da Paris'te doğdu. 'Düşünen Adam' heykeli, aslında düşünen bir adamı simgelemesi için yapılmamıştı. Heykel, 'İlahi Komedya' ile tanına İtalyan şair Dante Alighieri'yi tasvir ediyordu.

Orijinali Rodin'in Paris'teki, günümüzde müze olarak kullanılan evinde bulunan heykelin bir kopyası da Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nin bahçesindedir.

Sanat görüşü

Rodin, Fransız yazar Honore de Balzac'ın heykelini yeni tamamlamıştır. Balzac'ın üzerinde yenleri geniş bir giysi vardı. Elleri önünde kavuşmuş durumdadır.

Rodin, yorgunluktan bitkin, fakat yengili haliyle birkaç adım geri çekilir, yapıtını hoşnutlukla gözden geçirir. Karşısında duran bir başyapıttır! Mutluluğunu birileriyle paylaşmak ister. Koşup öğrencilerinden birini uyandırır.

Gittikçe artan bir heyecanıyla, genç adamın, heykeli görür görmez göstereceği tepkiyi kaçırmamak çabası içindedir. Öğrencinin gözleri heykeli şöyle bir süzdükten sonra, bakışları yavaş yavaş eller üzerinde odaklanır.

Öğrenci, bir süre sonra, kendini tutamayarak, "olağanüstü" diye haykırır. "Ne eller! Üstadım, böylesine şaşılası elleri yaşamımda ilk kez görüyorum!"

Rodin'in yüzü kararır. Atölyeden fırlar ve çok geçmeden beraberinde başka bir öğrenci ile çıkagelir. Bu öğrencinin tepkisi de ötekinin tepkisinden farklı değildir: "Üstad, ellerin böylesini ancak Tanrı yaratabilir. Yaşıyor bu eller!"

Bu ikinci öğrenciden başka bir izlenim işitmek isteyen Rodin, isteğine erişemeyince, bu kez daha da büyük bir öfke ile atölyeden fırlar. Az sonra, gözleri fal taşı gibi açılmış bir halde üçüncü bir öğrenci ile gelir.

0 da ötekiler gibi aynı hayranlık ve saygı tonuyla, "eller, eller!" diye haykırır. "Üstadım, şimdiye dek hiç bir şey yapmamış olsaydınız bile, bu eller sizi ölümsüz kılmaya yeterdi" diye de ilave eder.

Bu sözler üzerine Rodin'in içinde bir fırtına kopar. Korkunç bir çığlıkla koşarak atölyenin köşesindeki baltayı kaptığı gibi heykele saldırır. Öğrenciler engel olmak için çabalasa da, bir vuruşta o olağanüstü elleri paramparça eder.

Sonra, şaşkınlıktan taş kesilmiş öğrencilerine dönerek belermiş gözleriyle haykırır: "Aptallar! Ben bu elleri, kendi başlarına yaşamaya kalktıkları için parçaladım. Bu halleriyle bütünün yapısına uygun düşmüyorlar. Şunu hiç aklınızdan çıkarmayın: Hiçbir parça bütünden daha önemli değildir!"

Paris'te Rodin Müzesi'nde bulunan Balzac heykelinin niçin elsiz olduğu, işte bu sanat görüşünde yatmaktadır.

Günün diğer önemli olayları

1558: İngiltere Kraliçesi I. Elizabeth tahta çıktı.
1877: Rus birlikleri Kars'a saldırdı.
1913: Panama Kanalı'ndan ilk gemi geçiş yaptı.
1918: İngilizler, Bakü'yü işgal etti.
1922: Son Osmanlı Padişahı VI. Mehmet (Vahdettin) İstanbul'u terk etti.
1922: Abdülmecit halife oldu.
1924: İlk muhalefet partisi Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kuruldu.
1967: TBMM ikinci kez yaptığı gizli oturumda, 18 saat 20 dakika Kıbrıs'taki son gelişmeleri görüştü.
1972: Türkiye'de ilk kadın partisi olan Türkiye Ulusal Kadınlar Partisi kuruldu.
1982: Şair yazar, tiyatro oyuncusu ve eleştirmen Suat Taşer, İzmir'de 63 yaşında öldü.
1984: Tiyatro sanatçısı, şair Ercüment Behzat Lav, 81 yaşında öldü.
1993: Güney Afrika siyasi liderleri, ırk ayrımına son veren yeni anayasayı kabul etti.

Tarihte bugün: 18 Kasım

Gerçek adı Eugene Grindel olan Fransız şair Paul Eluard 1912'de hayatını kaybetti. Eluard, hem aşk hem de devrim şairi olarak tanınıyordu.

Paul Eluard, gerçek adıyla Eugene Grindel, 1895 yılında Saint-Denis'de doğdu.

1912'de akciğer rahatsızlığı nedeniyle İsviçre'deki Clavadel sanatoryumunda tüberküloz tedavisi görürken genç bir Rus kızıyla, Helena Dmitrievna Diakonova ile tanıştı, ona Gala adını verdi. 1917 şubat ayında evlendiler.

Birinci Dünya Savaşı'nda cephede görev aldı ve bu dehşetin anılarını 'Le Devoir' adlı şiir derlemesinde dile getirdi. Savaş sonrasında önce Dada hareketine, sonra da gerçeküstücü akıma aktif olarak katıldı.

1929 yılında Dali'yle tanışan Gala, Eluard'dan ayrıldı. Eluard ise 1930'da, Nusch adını vereceği Maria Benz'le tanışıp 1934 yılında evlendi.

Bu arada, 1926 yılında diğer gerçeküstücülerle birlikte üye olduğu Komünist Parti'den 1933 yılında ihraç edildi.

İkinci Dünya Savaşı sırasında, direniş hareketinin büyük şairlerinden biri olan Eluard 1942 yılında, içinde ünlü 'Özgürlük' şiirinin de yer aldığı 'Poesie et Verite' adlı derlemeyi gizlice yayımladı.

Fransa özgürlüğüne kavuştuktan sonra büyük şöhret kazandı. 1952 yılında, bir kalp krizi sonucunda öldü.

Eluard, hem aşk hem de devrim şairi olarak 20'nci yüzyılın en büyük Fransız edebiyatçıları arasında gösterilir. 'La Vie immediate' (1932), 'La Rose publique' (1934), 'Les yeux fertiles' (1936) ve 'Cours naturel' (1938) yapıtlarından birkaçıdır.

Şiirlerinden örnekler

Halkım Ben

Halkım ben,
hani şu sayılamayan,
hani şu çok halk.
Soluğumun öyle bir gücü var ki
sessizliği deler geçerim, dinlemem,
filiz verir, boy atarım,
zifiri karanlık demem.

Zulüm, acı, ölüm, şu bu
bir anda gizlerse de tohumu,
ölmüş gibi görünürse de halk,
döner gelir elbet bir gün nisan ayı,
kavuşur baharına toprak,
kızgın eller dağıtır atar ağır havayı.
Ölümün içinden yeşerir yaşamak.

İspanya'da

Kan rengi bir ağaç varsa İspanya'da
Hürriyet ağacıdır

Susmayan bir ağız varsa İspanya'da
Hürriyeti haykırır

Bir bardak saf şarap varsa İspanya'da
Milletin olmalıdır.

Karartma

Kapılar tutulmuş neylersin
Neylersin içerde kalmışız
Yollar kesilmiş
Şehir yenilmiş neylersin
Açlıktır başlamış
Elde silah kalmamış neylersin
Neylersin karanlık bastırmış
s*vişmezsin de neylersin.

Savaşta Ölenler

Her yer tıklım tıklım ölü
Acı boğacak beni boğacak beni
Otlar yalnızlıktan kupkuru
Ama suçlu ben değilim ben değilim
Katillerle bir olmadım olmayacağım da
Özgür kalacağım işte böyle bir başıma
Ve insanoğluna bundan sonra da
Ne ölüm dokuncak ne dirim.

Günün diğer önemli olayları

1583: Galata'daki Saint Benoit Kilisesi'ne yerleşen Cizvitler, St. Benoit mektebini açtı.
1601: Tiryaki Hasan Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu, Haçlı ordusunu yenerek Kanije zaferini kazandı.
1865: Mark Twain'in ilk öyküsü yayımlandı.
1912: İstanbul'da kolera salgını başladı.
1928: Walt Disney'in yarattığı çizgi film Mickey Mouse'un ilk gösterimi yapıldı.
1931: Japonlar, Mançurya'yı işgal etti.
1933: İstanbul Darülfünunu, İstanbul Üniversitesi olarak açıldı.
1951: Perihan Sanerk, Emniyet Müdürlüğüne yükselen ilk kadın oldu.
1967: Türk jetleri Kıbrıs üzerinde alçaktan uçtu. BM Barış Gücü denetimindeki Erenköy bölgesinde Türkler ile Rumlar arasında çıkan çatışma yedi saat sürdü.
1976: İspanya'da 37 yıllık diktatörlüğün ardından demokrasinin kurulması kararı alındı.
1983: BM Güvenlik Konseyi, KKTC'yi tanımadı.
1990: Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Konferansı (AGİK) toplandı, Paris Sözleşmesi imzalandı.
1992: Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu kabul edildi.
1999: İstanbul'daki Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Zirvesi'nde, Bakü-Ceyhan petrol boru hattı ve Hazar geçişli doğal gaz projelerine ilişkin anlaşmalar, ilgili ülkelerin devlet başkanlarınca imzalandı.
2000: Türk Sanat Müziği'nin ünlü ismi, besteci ve ses sanatçısı Yıldırım Gürses kalp yetmezliğinden öldü.

Tarihte bugün: 19 Kasım

Şair Enver Gökçe, 1996'da, 61 yaşındayken Ankara'da hayatını kaybetti. Gökçe, ortak dili zenginleştiren yerel sözcüklerle örülmüş eserleriyle özgün bir şairdi.

1920'de Erzincan'ın Kemaliye ilçesine bağlı Çit köyünde doğdu. 19 kasım 1981'de Ankara'da yaşamını yitirdi.

Sekiz yaşında ailesiyle birlikte Ankara'ya geldi. Ankara Gazi Lisesi'ni bitirdi. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden mezun oldu.

İstanbul Kadırga Öğrenci Yurdunda yöneticilik yaparken Türk Ceza Yasası'nın 141. Maddesi'ne aykırı eylemde bulunmakla suçlandı. Yargılanıp ceza aldı. Yedi yıl cezaevinde kaldı.

1957'de özgürlüğüne kavuştu. Ardından üç yıla yakın Çorum'da sürgün cezası çekti. Dönüşünde Ankara'da gazetelerde düzeltmenlik, serbest yazarlık yaptı. İstanbul'da Yurtlar Müdürlüğü'nde çalıştı.

Sonra doğduğu köye çekildi. 1977'de tedavi için Bulgaristan'a gitti. Dönüşünde tekrar Ankara'ya yerleşip çeviriler yaptı. Son günlerini Ankara'da Seyran Bağları Huzurevi'nde geçirdi.

İlk şiiri 1943'te 'Ülkü' dergisinde yayımlandı. Daha sonra 'Ülkü', 'Yurt ve Dünya', 'Ant', 'Gün', 'Söz', 'Yağmur ve Toprak', 'Yeryüzü' gibi dergilerde imzalı imzasız şiirleri, yazıları çıktı.

Ortak dili zenginleştiren yerel sözcüklerle örülmüş eserleriyle özgün bir şiire ulaştı. '1940 kuşağı' ya da 'acılı kuşak' olarak anılan toplumcu şairlerin önde gelen temsilcileri arasında yer aldı. Pablo Neruda'dan da şiirler çevirdi.

Şiirlerinden örnekler

Ne Fayda

Sen benimsin
Ciğerparem, sevdiğim
Gülden ağır
Söylemem sana

Saçlarına
Kızıl güller takayım
Sallan da gel
Bir o yana
Bir bu yana

Meğer
Müşkül işmiş hürriyet
Savunmayla yetmiyor
Bir başka sevda

Telden
Demirden geçsen
Mapusu delsen
Ne fayda

İbrahim

Yan binmişsin eşeğe
Kasketi de yıkmışsın afili
Kaşın üstüne.
Bir günün beyliği beylik
Aldırma sat anasını;
Olmasa da olur
"Mükeyyifat"tan sayılır
Gaz, tuz ve şeker.
Hadi sür
Paçanın kokusunu aldı seninkiler!
Küçük Yılmaz bekler şehir ekmeği
He oğul, he!
Senin de şansın var
Hadi şöyle gir de köyden içeri
Ayaklarını sallaya sallaya
Bozkulağı anırta anırta
Ko desinler Şahmaran'ın bağı var!

Görüş Günü

Bu gün görüş günümüz
Dost kardeş bir arada
Telden tele
Mendil salla el salla
Merhaba

İzin olsun hapisane içinde
Seni
Senden sormalara doyamam
Yarım döner cigaramın ateşi
Gitme dayanamam

Gelmeyen Bahar

Gel kardeşim, gel beri
Hey kurt hey kuş hey börtü böcek
Ah gidenler gelir mi geri
Açar mı bugun dört bahardır kanayan çicek
Demek
Daha bizim yaşımızda
İnsanlar ölecek.

Günün diğer önemli olayları

1900: İngiltere'de, seçme ve seçilme hakkı isteyen 119 kadın, Avam Kamarası'na zorla girmekten tutuklandı.
1926: Troçki ve Zinovyev, Politburo'dan kovuldu.
1938: Atatürk'ün naaşı, İstanbul'dan Ankara'ya, hazin bir törenle yola çıkarıldı.
1949: İstanbul Radyosu normal yayınına başladı.
1967: TBMM, hükümete ülke dışına asker gönderme yetkisi verdi. Donanma alarma geçirildi, Ankara'daki 28'inci Tümen İskenderun'a hareket etti.
1977: Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat, İsrail'i ziyaret eden ilk Arap lider oldu.
1979: Eski milletvekillerinden Ortadoğu gazetesi yazarı İlhan Darendelioğlu, İstanbul'da uğradığı silahlı saldırıda öldü.
1985: ABD Başkanı Ronald Reagan ile Sovyetler Birliği Devlet Başkanı Mihail Gorbaçov, Cenova'da ilk kez buluştu.
1988: Pakistan'da Benazir Butto başbakan seçildi.
1994: Halil Mutlu Dünya Halter Şampiyonası'nda yedi dünya rekoru kırarak üç altın madalya kazandı. Naim Süleymanoğlu 64 a beş dünya rekoru kırarak üç altın madalya, Fedail Güler de 70 a iki dünya rekoru kırarak iki altın madalya elde etti.
1999: İstanbul'daki AGİT Zirvesi'nin son günü, Avrupa Konvansiyonel Kuvvetler Antlaşması'nın yeni koşullara uyarlanmış şekli, tarafların liderlerince imzalandı.

Tarihte bugün: 20 Kasım

İstanbul'da İngiltere Başkonsolosluğu ile HSBC Bank Genel Müdürlüğü'ne 2003'de düzenlenen intihar saldırılarında 27 kişi öldü.

İstanbul, 15 kasım 2003 cumartesi ve 20 kasım 2003 perşembe günleri dört ayrı bombalı saldırıyla uyandı. İlk hedef 15 kasım sabahı Neveşalom ve Beth İsrail sinagoglarıydı.

Beş gün sonraki hedef ise Beyoğlu'ndaki İngiliz Konsolosluğu ve Levent'teki HSBC Genel Müdürlüğü binasıydı. Dört saldırıda, teröristler de dahil 62 kişi öldü, 718 kişi yaralandı.

Bilirkişi raporuna göre saldırılarda 2 bin 600 kilogram patlayıcı kullanıldı ve bu patlayıcıların sadece üçte biri infilak etti. Uzmanlar, "kullanılan malzemenin tamamı infilak etseydi, patlama çok daha büyük olacaktı" diyor.

Saldırıların ardından İTÜ Afet Yönetimi Merkezi'nin hazırladığı raporda, öncelikle patlamaların olay yerindeki tahribatına ve patlayıcının niteliğine dikkat çekiliyor.

Neveşalom Sinagogu'nun önünde patlamayla oluşan çukurun çapının 3 metre, derinliğinin ise 1 metre olduğu vurgulanan rapora göre, Beth İsrail Sinagogu'nda ise 500 kilo patlayacı kullanılmış ve açılan 3 metre çaplı çukur da 50 santimlik derinlikte.

Patlayıcı Uzmanı Hikmet İskender'e göre, saldırganlar profesyonel değil ancak eğitimliydi. Böylesine güçlü bir patlayıcı yapmak için mühendis olunmasa da karmaşık bir eğitime ihtiyaç olduğu belirtiliyor.

Anfo olarak bilinen bombaların, fuel-oil, mazot, kerosen ve ağır yağların bileşimi ile amonyum nitrat, dinamit benzeri bir ateşleyiciyle patlatıldığı belirlendi.

Rapordaki en çarpıcı rakamlar ise 20 kasımda düzenlenen saldırılara ilişkin. Bu saldırılarda sadece araçlar değil, patlayıcı miktarı da çok daha büyük.

Saldırının şiddetini artıran bir başka ayrıntı ise binaların yapısı. Eski binalar patlamayı emiyor, yeniler ise yansıtıyor.

Günün diğer önemli olayları

1910: Meksika Devrimi başladı.
1922: Lozan Konferansı'nın açılış töreni yapıldı.
1923: Halk Fırkası, Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti örgütünü bünyesine aldı.
1926: ABD'li yazar Jack London intihar etti.
1943: İstanbul Teknik Üniversitesi kuruldu.
1945: II. Dünya Savaşı'ndan sonra Nürnberg duruşmaları başladı.
1949: Türk Milli Futbol Takımı, Dünya Kupası grup eleme maçlarının ilkinde Suriye'yi 7-0 yendi.
1953: Türkiye'deki ilk otomobil mukavemet yarışı İstanbul-Ankara-İzmir-İstanbul güzergahında yapıldı.
1959: BM, Çocuk Hakları Deklarasyonu'nu yayımladı.
1961: Türkiye'de ilk koalisyon hükümeti, Başbakan İsmet İnönü tarafından AP ve CHP'li bakanlarla kuruldu.
1975: İspanya'da General Franco öldü.
1979: İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi ve Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof.Dr. Ümit Doğanay uğradığı saldırıda öldürüldü.
1984: Ressam Eşref Üren 87 yaşında öldü.
1989: Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi kabul edildi.

Tarihte bugün: 21 Kasım

Atatürk'ün naaşı, 1938 yılında Ankara Etnoğrafya Müzesi'ndeki geçici kabrine kondu.

Ankara'nın Namazgah semtinde bulunan Etnografya Müzesi, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından Milli Eğitim Bakanlığı'na müze yapılmak üzere bağışlanan alan üzerine kuruludur.

1924 yılına kadar Anadolu'da Kurtuluş Savaşı'na katılan, milli kültüre önem veren devrimciler, Türklerin maddi ve manevi kültü mirasını içeren bir Etnografya Müzesi'nin kurulmasının gerekliliğine inanıyorlardı.

Bu nedenle Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Tanrıöver, eski mesai arkadaşı Budapeşte Etnografya Müzesi şeflerinden Türkolog J. Meszaroş'un müzenin kuruluşu konusundaki görüşlerini sordu.

Böylece Halk Müzesi'ne hazırlık amacıyla İstanbul'da 1924'de Prof. Celal Esad Arseven, daha sonra da 1925'de İstanbul Müzeler Müdürü Halil Ethem Erdem başkanlığında, eser toplamak ve satın almak üzere özel bir komisyon kuruldu.

Satın alınan bin 250 adet eser, 1927 yılında inşası tamamlanan müzede teşhir edilmeye başlandı. Müze Müdürlüğü'ne ise Hamit Zübeyr Koşay atandı.

15 nisan 1928'de müzeyi ziyaret eden Gazi Mustafa Kemal Paşa müze hakkında bilgi aldıktan sonra, Afgan Kralı Amanullah Han'ın Türkiye'yi ziyareti nedeniyle müzenin açılmasını istedi.

Müze 18 temmuz 1930'da halka açıldı. 1938 kasım ayında iç avlusu, geçici kabir olarak ayrılıncaya kadar açık kaldı. Atatürk'ün naaşı 1953'de Anıtkabir'e nakledilene kadar burada kaldı.

Hala sembolik bgir kabir olarak korunan bu kısımda, üzerinde beyaz mermere yazılmış şu kitabe bulunmaktadır: "Burası 10 kasım 1938'de sonsuzluğa ulaşan Atatürk'ün 21 kasım 1938'den 10 kasım 1953'e kadar yattığı yerdir."

Dikdörtgen planlı ve tek kubbeli binanın mimarı Arif Hikmet (Koyunoğlu), Cumhuriyetin ilk dönem mimarlarındandı. Taş duvarları küfeki taşı ile kaplanan yapının alınlık kısmı mermer olup, üzeri oyma süslüdür.

Binaya 28 basamaklı bir merdivenle çıkılır. Dört sütunlu, üçlü bir giriş sistemi vardır. Kapıdan girilince kubbealtı holüne ve buradan da iç avlu denilen sütunlu kısma geçilir. Buranın ortası mermer bir havuzdur ve çatı kısmı açıktır.

İç avlunun etrafında büyüklü küçüklü ve simetrik salonlar vardır. Müzenin önündeki, at üstünde duran bronz Atatürk heykeli ise 1927'de Milli Eğitim Bakanlığı tarafından İtalyan Sanatkarı Conanica'ya yaptırılmıştı.

Günün diğer önemli olayları

1918: Mustafa Kemal, Fethi Bey (Okyar) ile birlikte, 'Minber' gazetesini çıkarmaya başladı.
1921: Lozan Konferansı'nın ilk oturumu yapıldı.
1941: Yüksekokullarda 'Türk İnkılap Tarihi' dersi zorunlu tutuldu.
1972: 1200 kilovat uzun dalga Ankara radyo verici istasyonu yayına başladı.
1989: İsmet Kaya Erdem TBMM'nin 16'ncı başkanı oldu. Görevi 20 ekim 1991'de sona erdi.
1990: Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı'nca Ankara Eryaman'da yaptırılan ikinci parti bin 76 konut, metrekaresi 1 milyon liradan ve yüzde 30'u peşin, kalanı da 100 eşit taksitle satışa sunuldu.
1995: ABD'nin Daytona kentinde parafe edilen ve 14 aralıkta Paris'te Franco Tudjman, Slobodan Miloseviç ve Alia İzzetbegoviç tarafından imzalanan anlaşma, kanlı Bosna Savaşı'na son verdi.
1996: Bir Tasarruf Genelgesi yayımlayan Başbakanlık, özel idare, belediyeler ile tüm kamu kurum ve kuruluşlarının alım harcamalarının 31 aralıka kadar durdurulduğunu açıkladı.
1996: Kamu kurum ve kuruluşlarına ait taşınmazların satışına ilişkin Bakanlar Kurulu kararı, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Tarihte bugün: 22 Kasım

ABD Başkanı John Fitzgerald Kennedy, 1963 yılında Dallas'ta uğradığı suikast sonucu hayatını kaybetti.

ABD halkının en sevdiği başkanlardan biri olan Kennedy'nin öldürülmesiyle ilgili olarak binlerce sayfadan oluşan raporlar hazırlandı, ancak suikaste ilişkin sır perdesi hiçbir zaman kalkmadı.

Yönetmen Oliver Stone'un 1991 tarihli 'JFK' adlı yarı - belgesel filmi de soruşturma sırasında çarpıtılan delilleri gözönüne serdi ve suikaste ilişkin gizemi sürdürdü.

'ABD'nin Katolik ve Mason olmayan ilk başkanı' Kennedy, 43 yaşındayken (1960'da) Eisenhower'ın ardından başkanlık görevini devraldı. Barışçı politika anlayışını savunuyor, siyahlara karşı ırk ayrımını kaldırmak istiyordu.

Kennedy'nin Vietnam’dan çekilme kararını aldıktan 55 gün sonra bir suikasta kurban gitmesi ve yerine gelen yardımcısı Lyndon Johnson'ın Vietnam’da 'topyekün savaş'a girmesi de akıllarda bir soru işareti olarak kaldı.

Suikastin faili de öldürüldü

Başkan John. F. Kennedy, 22 kasım 1963'te seçim kampanyası sırasında eşi Jacqulin Kennedy ile geldiği Dallas'ta üstü açık bir otomobille halkı selamlarken vuruldu.

Zanlı Lee Harvey Oswald yakalandı, ancak birkaç gün içinde o da vurularak öldürüldü.

Normal koşullar altında başkanların kent içi turlarını üstü kapalı araçlarla gerçekleştirmesi gerekirken, güneşli havanın tadını çıkarmak isteyen Kennedy halkı üstü açık bir arabayla selamlamak istediğini söyledi.

Bunun üzerine Başkan'a üstü açık bir Lincoln araç tahsis edildi ve Kennedy beraberinde eşi Jackie ve Vali Connely ile uzun bir kortejin orta yerinde ağır ağır ilerleyerek halkı selamlamaya başladı.

Binlerce kişi, hayranlık duydukları başkanlarını selamlamak üzere yol kenarlarına dizilmiş, Başkan'ın geçişini coşkuyla izliyordu.

Seçmenlerin ilgilisinden hoşnut Kennedy ve yanında zarif eşi Jackie, seçmenlerin ilgisinden hoşnut ve az sonra yaşayacakları felaketten habersiz halkı selamlamayı sürdürüyordu.

Üç amatör kamera kaydetti

John F. Kennedy suikasti Başkan'ın geçişini izlemek üzere bölgede bulunan sıradan insanların elindeki üç ayrı amatör kamera tarafından kaydedildi. Ancak bu amatör kamera sahiplerinden sadece biri suikasti bir 'adli delil' olabilecek kadar başarılı kaydetti. Bu kişi Kennedy hayranı ABD'li bir işçi olan Abraham Zapruder idi.

Başkan'ın başına isabet edecek mermiler namlularından saniyede 500 metre hızla yola çıkarken, Zapruder farkında olmadan zengin bir adam olma yolunda ilerliyordu.

Zira Zapruder, bir duvarın üzerine çıkarak kamerasıyla Kennedy'nin aracını kesintisiz planda takip ederken, nereden geldiği belli olmayan iki el silah sesi duyuldu. Zapruder ilk şaşkınlığın ardından Kennedy'nin vuruluş anını birebir kaydetti.

Biraz grenli, biraz da titrek olan görüntülerde Başkan Kennedy'nin kafatasının nasıl parçalandığı kare kare görülüyordu.

Film ayrıca, iki atış arasındaki açı farkını açıkça ortaya koyuyor ve suikastin 'bir kişinin işi olmadığını' belgeliyordu. Bu kanıt, suikasti soruşturan Warren Komisyonu üyeleri tarafından da defalarca izlendi ancak FBI delilleri görmezden geldi ve cinayetin tek zanlısının Lee Harvey Oswald olduğunda ısrar etti.

Kennedy suikasti dosyası tozlu raflara kaldırıldığında ise, sivil halkın bu görüntüleri izlemesine izin verildi. Tarih, suikastten tam 12 yıl sonrayı, 1975'i gösteriyordu.

Günün diğer önemli olayları

1332: Şair Aşık Paşa öldü.
1617: Sultan I. Ahmet öldü; I. Mustafa tahta çıktı.
1906: Öykü yazarı Sait Faik Abasıyanık doğdu.
1906: SOS tehlike sinyali, Berlin'deki uluslararası radyo telgraf konvansiyonunda kabul edildi.
1909: İstanbul'da, tıp fakültesine bağlı olarak 'dişçilik' eğitimi veren yüksekokul açıldı.
1948: II. Türkiye İktisat Kongresi toplandı.
1950: Dünya Barış Konseyi, şair Nazım Hikmet'e, İspanya'dan Pablo Picasso, Şili'den Pablo Neruda, Amerika'dan Paul Robeson ve Polonya'dan Wanda Jakubowska ile beraber Uluslararası Barış Ödülü verdi.
1962: Hükümetin davetlisi olarak Türkiye'yi ziyaret eden Kıbrıs Cumhurbaşkanı Makarios'un gezisi olaylı geçti.
1968: Ankara'da Dr. Kemal Beyazıt ve ekibi, ilk kalp naklini gerçekleştirdi. Maviş Karakurt adlı hasta, 18 saat yaşayabildi.
1975: Monarşi İspanya'ya geri döndü; Carlos İspanya Kralı oldu.
1976: Yazar Sevgi Sosyal, 40 yaşında öldü.
1982: Açıköğretim uygulaması başladı.
1982: Türkiye I. Pul Kongresi Ankara'da yapıldı.
1983: TRT Genel Müdürü Macit Akman, 'Yorgun Savaşçı' filminin yaktırıldığını açıkladı.
1994: Tiyatro oyuncusu Asuman Korad, Ankara'da öldü.

Tarihte bugün: 23 Kasım

Unutulmaz 'Casablanca' filminin ilk gösterimi, 1942 yılının 23 kasım günü New York'ta yapıldı.

Yönetmenliğini Michael Curtiz'in üstlendiği 'Casablanca', Hollywood klasikleri arasında özel bir yere sahip. Film, ABD Film Enstitüsü tarafından 2002 yılında tüm zamanların en iyi aşk filmi seçildi.

Humphrey Bogart, Ingrid Bergman, Claude Rains ve Paul Henreid gibi dönemin usta oyuncularının başrol oynadığı 'Casablanca', gösterime girdiği 1943 yılında En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Senaryo dallarında Oscar aldı.

Murray Burnett'in 'Everybody Comed to Rick's' adlı yayımlanmamış oyununu 20 bin dolar gibi çok yüksek bir rakamla satın alan Warner Bros şirketi tarafından 1942'de yapılan filmin belki de en ilginç özelliği, senaryosunun sürekli yeniden yazılmış olması.

Ilsa karakterini canlandıran Ingrid Bergman, filmin sonunda hangi erkeğe varacağını ancak çekimler başladıktan bir süre sonra öğrenebilmiş.

Filmin konusu İkinci Dünya Savaşı'nın ilk zamanlarında geçmektedir. Çek direniş örgütünün lideri Victor Lazlow, Alman konsantrasyon kampından kaçarak Casablanca'ya gelir. Amacı Lizbon'a, oradan da ABD'ye iltica etmektir.

Fakat bütün umutları, şans eseri Casablanca'nın en meşhur gece kulübünün sahibi olan Rick'e bağlanmıştır. Rick, kaçış için gerekli olan pasaportlara sahip tek kişidir.

Öte yandan Rick'in, Victor'un yakalanması ya da ölmesi için önemli bir nedeni vardır. Victor'un karısı Ilsa, Rick'in bir zamanlar kendisini terk ettiğine inandığı ve kalbinin derinliklerine gömdüğü büyük aşkıdır.

Günün diğer önemli olayları

1918: Fransız generali Franchet d'Esperey, işgal orduları komutanı olarak İstanbul'a girdi. Beyaz ata binen Franchet d'Esperey'e, ''bir kral gibi'' tören yapılması tepki çekti.
1925: Şurayı Devlet (Danıştay) kanunu kabul edildi.
1936: Henry R. Luce tarafından yayınlanan Life dergisinin ilk sayısı çıktı.
1967: ABD Başkanı Johnson'un Kıbrıs özel temsilcisi Cyrus Vance, Kıbrıs krizini görüşmek üzere Ankara'ya geldi. Daha sonra Türkiye'ye gelen BM Genel Sekreteri U. Thant'ın özel temsilcisi Rolz Bennet ile Vance, temaslarından sonuç alamayınca Atina'ya geçtiler.
1970: Türkiye'nin Ortak Pazar'a üyeliği için 22 yıllık geçiş dönemi öngören Katma Protokol, Brüksel'de imzalandı.
1976: Fransız düşünürü Andre Malraux, öldü.
1985: DSP Genel Başkanlığı'na Rahşan Ecevit seçildi.
1990: Prof. Dr. Tansu Çiller, DYP'den siyasete atıldı.
1992: Türk Tiyatrosu'nun önemli isimlerinden sanatçı Vasfi Rıza Zobu, 90 yaşında öldü.
1993: Seramik sanatçısı Ünal Cimit, 59 yaşında öldü.
2003: Çin'de yapılan Dünya Liseler Futbol Şampiyonası'nda Trabzon Lisesi, ev sahibi ülke temsilcisini 1-0 yenerek ilk kez şampiyon oldu.

Tarihte bugün: 24 Kasım

Millet Mektepleri'nin açılışı ve Atatürk'ün Başöğretmenliği kabul tarihi olan 24 kasım, 1981'de Öğretmenler Günü olarak kutlanmaya başlandı.

Bugün 24 Kasım Öğretmenler Günü. Öğretmenlerimiz için bir değil, 365 günün bile yetmeyeceğini biliyoruz. Yine de bu özel günde bütün öğretmenlerimizi canı gönülden kutluyor, zorlu görevlerinde başarılar diliyoruz.

Dünyanın Bütün Çiçekleri

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum
Bütün çiçekleri getirin buraya,
Öğrencilerimi getirin, getirin buraya,
Kaya diplerinde açmış çiğdemlere benzer
Bütün köy çocuklarını getirin buraya,
Son bir ders vereceğim onlara,
Son şarkımı söyleyeceğim,
Getirin, getirin. ve sonra öleceğim.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum
Kır ve dağ çiçeklerini istiyorum.
Kaderleri bana benzeyen,
Yalnızlıkta açarlar, kimse bilmez onları,
Geniş ovalarda kaybolur kokuları.
Yurdumun sevgili ve adsız çiçekleri,
Hepinizi, hepinizi istiyorum, gelin görün beni,
Toprağı nasıl örterseniz öylece örtün beni.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum
Ben bir köy öğretmeniyim, bahçıvanım,
Ben bir bahçe suluyorum gönlümde,
Kimse bilmez, kimse anlamaz dilimden
Ne güller fışkırır çilelerinde,
Kandır, hayattır, emektir benim güllerim
Korkmadım, korkmuyorum ölümden,
Siz çiçek getirin yalnız, çiçek getirin.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum
En güzellerini saymadım çiçeklerin,
Çocukları, öğrencilerimi istiyorum
Yalnız ve çileli hayatımın çiçeklerini,
Köy okullarında açan, gizli ve sessiz,
O bakımsız ama kokusu eşsiz çiçek.
Kimse bilmeyecek seni, beni kimse bilmeyecek
Seni, beni yalnızlık örtecek, yalnızlık örtecek.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum
Okulun duvarı çöktü altında kaldım,
Ama ben dünya üstündeyim, toprakta.

Yaz kış bir şey söyleyen sonsuz toprakta,
Çile çektim, yalnız kaldım, ama yaşadım.
Yurdumun çiçeklenmesi için, daima yaşadım,
Bilir bunu bahçeler, kayalar, köyler bilir.
Şimdi ustum, örtün beni, yatırın buraya,

Dünyanın bütün çiçeklerini getirin buraya.
Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum
Afyon ovasında açan haşhaş çiçeklerini,
Bacımın suladığı fesleğenleri,
Köy çiçeklerinin hepsini, hepsini,

Avluların pembe entarili hatmisini,
Çoban yastığını, peygamber çiçeğini de unutmayın,
Aman Isparta güllerini de unutmayın,
Hepsini, hepsini bir anda koklamak istiyorum
Getirin, dünyanın bütün çiçeklerini istiyorum.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum
Baharda Polatlı kırlarında açan,
Güz geldi mi Kop dağına göçen,
Yürükler yaylasında, Toroslarda eğleşen,
Muş ovasından, Ağrı eteğinden,
Gücenmesin, bütün yurt bahçelerinden
Çiçek getirin, örtün beni,
Eğin türkülerinin içine gömün beni.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum
Ben mezarsız yaşamayı diliyorum,
Ölmem*k istiyorum, yaşamak istiyorum,
Yetiştirdiğim bahçe yarıda kalmasın,
Tarumar olmasın istiyorum, perişan olmasın,
Beni bilse bilse çiçekler bilir dostlarım,
Niçin yaşadığımı ben onlara söyledim,
Çiçeklerde açar benim gizli arzularım.

Ceyhun Atuf Kansu

Günün diğer önemli olayları

1870: Türkiye'nin ilk mizah gazetesi 'Diyojen' yayımlandı.
1927: Ankara'da, Heinrinck Krippel tarafından yapılan Zafer Abidesi açıldı.
1934: Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal, Meclisten çıkan kanunla 'Atatürk' soyadını aldı.
1941: II. Dünya Savaşı ortamında, pasta ve unlu yiyeceklerin yapımı yasaklandı.
1961: BM, nükleer silah yasağını ABD'nin protestosuna karşın kabul etti.
1963: ABD Başkanı John Kennedy'nin katil zanlısı Lee Harvey Oswald, Jack Ruby tarafından öldürüldü.
1976: Van ve çevresinde, Çaldıran-Muradiye'de etkili olan 7.2 büyüklüğündeki depremde 3 bin 840 kişi öldü.
1977: Yunanistan, Büyük İskender'in babası Kral II. Philip'in mezarının bulunduğunu açıkladı.
1979: Basın Şeref Kartı sahibi Ahmet İhsan Bahçıvangil, 69 yaşında öldü.
1988: Sürgünde Bağımsız Filistin Devleti kuruldu.
1989: Hakkari'nin Yüksekova ilçesinin İkiyaka köyünde, çoğu kadın ve çocuk olmak üzere 28 vatandaş, teröristlerce öldürüldü.
1991: Quenn topluluğunun solisti Freddy Mercury, AIDS ile gelen zatürree yüzünden Londra'da öldü.
1996: ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz'a Budapeşte'de Hilton Oteli lobisinde yumruklu saldırıda bulunuldu.

Tarihte bugün: 25 Kasım

Orhun Yazıtları, Kopenhag Üniversitesi Genel Dilbilimi Profesörü Wilhelm Ludwig Thomsen tarafından 1893'de okundu.

Orhun Yazıtları, Göktürk İmparatorluğu'nun en ünlü hükümdarı Bilge Kağan devrinden kalma altı dikilitaştır. Moğolistan'ın kuzeyinde, Baykal Gölü'nün güneyinde, Orhun Irmağı vadisindeki Kocho Saydam Gölü yakınlarındadır.

Kültigin ve Bilge Kağan yazıtları, Kocho Tsaydam bölgesindeki Orhun Irmağı civarında, Bilge Tonyukuk yazıtları ise yaklaşık 360 kilometre uzakta, Tola Irmağı'nın yukarı yatağındaki Bayn Tsokto bölgesindedir.

Orhun Irmağı civarında olmamasına rağmen Bilge Tonyukuk yazıtlarının da Orhun yazıtlarıyla birlikte düşünülmesi, anılması Kültigin ve Bilge Kağan yazıtları ile aynı döneme ait olması ve aynı konuları içermesindendir.

Yazıtlar Türk dili, tarihi, edebiyatı, sanatı, töresi hakkında önemli bilgiler verir. Türk ve Türkçe adı, ilk kez Doğu Göktürkler dönemine ait bu yazıtlarda geçer.

Yazıtların özellikle üçü çok önemlidir. İki taştan oluşan Tonyukuk 716, Kültigin 732, Bilge Kağan 735 yılında dikilmiştir. Kültigin yazıtı, Bilge Kağan'ın ağzından yazılmıştır. Kültigin, Bilge Kağan'ın kardeşi, ihtiyar Tonyukuk ise veziridir.

Anıtların olduğu yerde yalnızca dikilitaşlar değil, yüzlerce heykel, şehir harabeleri, taş yollar, su kanalları, koç ve kaplumbağa heykelleri ile sunak taşları da vardır.

Orhun Yazıtları'nı 1889'da Rus tarihçi Yardintsev buldu. 1890'da Fin, 1891'de de bir Rus heyeti incelemeler yaptı. Ancak bu heyetler yazıları çözemedi. 1893'de Danimarkalı bilgin Vilhelm Thomsen, yazıtları okumayı başardı.

Alfabe, dördü sesli, dördü sessiz harften oluşuyordu. Harfler birbirine birleştirilmiyor, kelimeler de iki nokta üst üste konularak ayrılıyordu. Orhun Yazıtları'nda yazılar yukarıdan aşağıya yazılmış ve sağdan sola doğru istiflenmişti.

Günün diğer önemli olayları

1560: Venedikli amiral Andrea Dorya öldü.
1925: Şapka giyilmesi konusundaki kanun, TBMM'de kabul edildi. Kanun, 28 kasımda yürürlüğe girdi.
1934: İsmet Paşa, 'İnönü' soyadını aldı.
1945: Bestekar Lemi Atlı, 76 yaşında İstanbul'da öldü.
1955: 1954'de geçirdiği büyük yangın felaketinden sonra onarımına başlanan Kapalıçarşı, yeniden hizmete açıldı.
1958: Ahmet Adnan Saygun'un bestelediği Yunus Emre Oratoryosu, BM'nin yeni çalışma dönemi dolayısıyla New York'ta seslendirildi.
1967: ABD Başkanı Johnson'un Kıbrıs Özel Temsilcisi Cyrus Vance, Atina'nın önerilerini Ankara'ya getirdi. NATO Genel Sekreteri Brosio da arabuluculuk için Ankara'ya geldi. BM Güvenlik Konseyi, savaştan kaçınılması çağrısı yaptı.
1973: Yunanistan'daki ayaklanmalar sonunda Başbakan Georgios Papadopulos, cunta tarafından devrildi.
1979: Abdi İpekçi'nin katlinden sanık Mehmet Ali Ağca, Kartal Maltepe Askeri Ceza ve Tutukevi'nden kaçtı.
1998: 55'inci Hükümet, gensoru ile düşürüldü. Devlet Bakanı Güneş Taner'in bakanlık görevi sona erdi. Başbakan Mesut Yılmaz, istifasını Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e sundu.
1999: Yargıtay Dokuzuncu Ceza Dairesi, Abdullah Öcalan hakkında verilen ölüm cezasını onadı.

Tarihte bugün: 26 Kasım

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Tansu Çiller, 1996'da Susurluk kazasından söz ederken, 'devlet uğruna kurşun atan da yiyen de şereflidir' dedi.

Bir zamanlar Tansu Çiller vardı. Yükselişi kimsenin beklemediği kadar hızlı olmuştu. Sonra aynı hızla bir düşüş yaşadı.

Tansu Çiller'in, Devlet Bakanlığı ve Başbakanlığı sırasında yaptığı gaflar, sık sık çetele halinde yayımlandı. Siyasi haber sayfalarında 'imsak köşesi' gibi 'Çiller gafları' köşeleri oluştu.

Marmara Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı Prof.Dr. Birol Emil, "Başbakan, dilde anarşi yaratıyor" diyordu: "Ya ana dilini bilmediği için dili sürçüyor ya da yabancı bir dilde düşünüp Türkçe ifade etmeye çalıştığı için böyle oluyor."

DYP içinde de Çiller'in gafları sıkıntı konusu oluyordu. Konuşmalarını kısa kesmesini isteyen milletvekilleri şunları diyordu: "Ne kadar uzun konuşursa, o kadar çok yanlış yapıyor. Konuştukça batıyor, bizi de batırıyor!"

DYP'deki Çillercilere göre, "uykusuzluk ve yorgunluk nedeniyle dili sürçüyordu". Çiller karşıtlarına göre ise, "Çiller, Türkçeyi sonradan öğrenmiş bir ABD'li gibiydi. Bilgisiz olduğu için hata yapıyordu ve yapmaya da devam edecekti."

11 kasım 1996'da eski DSP ve eski CHP'li Ertuğrul Günay, "Çiller, Atatürk'ün 58 yıl önce öldüğünü unutmuş, 58 yıl sonra başsağlığı dileyecek kadar gaflet içinde" dedikten sonra ekliyordu: "İngiltere'de Galler, bizde ise gaflar kraliçesi var!"

Tansu Çiller'den birkaç gaf

Tansu Çiller bir konuşmasında terör örgütü PKK'nın lideri Abdullah Öcalan'dan bahsediyor: "Sayın Öcalan... Sayın değil tabii..."

Tansu Çiller, 7 temmuz günü Yalovalılara 77'nci il oldukları müjdesini vermeye çalışıyor...
- Yedi yedi daha ne edeeer?
- Ondööört...
- Hayııır. Yedi yedi daha ne edeeer?
- Kırkdokuuuz...
- Hayııır. Bugün günlerden neee?
- Cumartesiii...
- Hayııır. Bugün ayın kaçııı?
- Yedisiii...
- Aylardan neee?
- Temmuuuz
- Yedi yedi daha ne edeeer?
- ???

İl yapmanın moda olduğu zamanlardır. Tansu Çiller Samsun'da halka seslenir:
- Samsun'u il yapalım mııı?
- ???

Tansu Çiller, Kurban Bayramı'nda Samsunlu hemşehrilerine seslenir: "Sevgili Samsunlular, mübarek Ramazan Bayramınızı... (Arkadan bir görevli "Kurban Bayramı efendim" diye uyarır.) Mübarek Ramazan Bayramınızı olmasa da, en az onun kadar mübarek Kurban Bayramınızı kutlarııım..."

Kaş ve Kale ilçelerinde halka hitap eden Çiller, Kaş içme suyu şebekesinin açılışını yapar. Çiller, açılışı yaparken, Saklıkent'ten gelen suyun sel felaketiyle adını duyuran Senirkent'ten geldiğini söyler. Ardından Kale ilçesine geçen Çiller, burada da yaptığı gaflara yenilerini ekler. Kale'nin Kınık beldesinde, 'Kınık' adıyla yapımı düşünülen havaalanından bahsederken, 'Demre Havaalanı' der. Hükümeti eleştirirken de, 'Kuran kurslarını kapattılar' yerine, 'ezan kurslarını kapattılar' diye konuşan DYP lideri, hızını alamayınca elma ile portakalı da karıştırır. Çiller, elma yetiştiriciliği yapılmayan Kale ilçesinde portakal üreticisine, "yazık, elmalarınız para etmedi" diye seslenir.

Tansu Çiller, Meclis Grubu'nda Kemal Derviş'i eleştirir: "...Ancak Türkiye gibi bir ülkeyi halüsanattan, bir tür hayali girişimlerle, halusi, halus, halis..." (Cümle bu kadardır. Ve Tansu Çiller sadece 'halüsinasyon' demek istiyordur.)

Günün diğer önemli olayları

1548: Kanuni Sultan Süleyman komutasındaki Osmanlı ordusu Halep'e girdi.
1812: Napolyon Bonapart komutasındaki Fransız ordusu, büyük kayba uğrayarak Rusya topraklarını terk etmek zorunda kaldı.
1926: Türkiye'nin ilk şeker fabrikası, Alpullu'da faaliyete geçti.
1934: Yeni bir kanunla, 'ağa, hacı, hafız, hoca, molla, efendi, bey, beyefendi, paşa, hanım, hanımefendi, hazretleri' gibi lakap ve unvanlar kaldırıldı.
1935: Afyon-Isparta demiryolu açıldı.
1936: Toto Karac'nına nnesi, tiyatro sanatçısı Mari Felekyan hayatın kaybetti.
1943: Tosya ve Ladik'te 7.2 büyüklüğündeki depremde 2 bin 824 kişi öldü.
1947: Eski Milli Eğitim bakanlarından, köy enstitülerinin başlangıcı sayılan okulları kuran Saffet Arıkan öldü.
1954: Kapalıçarşı'daki yangında 1394 dükkan harap oldu. Çarşı yanındaki üç han ve birkaç bina büyük hasar gördü.
1986: Eski dışişleri bakanlarından Prof. Dr. Gündüz Ökçün öldü.
1993: Almanya, PKK'yı terör örgütü ilan ederek, bütün yan kuruluşlarıyla birlikte kapattı.

Tarihte bugün: 27 Kasım

Türk müziği sanatçısı Abdullah Yüce, 1995'de geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti.

4 aralık 1920 yılında İstanbul Eyüp Sultan'da doğdu Abdullah Yüce. Annesi Sultan Hanım, babası Hafız İsa Efendi'dir.

Çocukluğu meşakkat ve fakirlik içinde Eyüp Sultan'da geçti. Tahsilini ortaokuldan terk etmek mecburiyetinde kaldı.

18 yaşında sanat hayatına başladı. 1942 yılında askere gitti dört yıl askerlik yaptı. İlk musiki çalışmalarını Ali Rıza Bey'le yaptı. Bu yıllarda ilk şarkısı olan, "Bu Ne Sevgi Ah, Bu Ne Istırap"ı besteledi.

1946 yılında Fındıklı Salı Pazarı'nda sahne hayatına atıldı. 1949 yılında ilk plak çalışmasını yaptı. 50'ye yakın taş plak doldurdu. Sanat hayatı boyunca, Sadettin Kaynak, Selahattin Pınar, Kemani Hacı Maksut, Kadri Şençalar, İsmail Şençalar, Edip Erten ve Ali Rıza Bey gibi üstatlardan feyz aldı.

"Üç Arkadaş", "Kara Sevda" ve "Hicran Yarası" gibi çeşitli sinema film çalışmaları yaptı. Evli ve iki çocuk babası olan Abdullah Yüce, 1995 yılında vefat etti.

Abdullah Yüce'yi en iyi anlatanlardan biri felsefe profesörü Ahmet İnam'dır herhalde...

Nurol Abdo, nurol!

Emmim Abdullah Yüce, ince paltosu, fötr şapkasıyla duruyor garda. İncecik bıyıkları rakı kokuyor. Abdullah Yüce, sonraları arabeskin, ardından karmakarışık müzik ağdasının malzemesi olacak duygularını uzun hava olarak katıyor müziğe. Onlardaki yürek burkuntusu, plakçıların, kasetçilerin ticaret malzemesi yapılmamış daha. Cenin halinde arabesk. Türkü formunda şarkı, şarkı formunda türkü. Yarım bardak susuz rakıya, sünnet düğünlerinde, nişanlarda yüreğini açan adam. Emmim Abdullah.

Emmim Abdullah'un parmağında elbette şovalye yüzüğü vardı. Ne köylüdür o, ne de kentli. İki yana da yakın, iki yana da uzak.

Seherin vaktinde oturmuş yola
Bahçede açan güllerin sola
O ela gözlere yaşlar da dola... Bebek oy!

Bebek, hangi bebektir? Hangi gelinin? Köylerden kentlere geçişin yeni yeni başladığı dönemlerdeki, göçün etkisini darbelerle duyanların figanı olan bebek. İkinci dünya savaşının yoksulluğunu çeken gelinin. Emmim Abdullah ne entelektüel meyhanelerine ne de Cumhuriyet balolarına katılmıştır. Bıyığındaki rakı kokusuyla mevlud okuyup okumadığı meçhuldür. Kimsesizdi emmim benim.

Sevgili, engin bir deniz. Umudu emmimin. Umutsuz emmimin. Tavernalarda org çalmamış, konservatuvarlarda hocalık yapmamış emmimin. Yar hayaldir. Emmime vuslat haramdır. Vuslattan tedirgin olur. Dünya hep büyük gelmiştir ona. İçindeki eziklik, yâre kul olmaya götürmez onu. "Sevgilim seninim, beni parçala,ez, doğra" demez. Sevgili büyüktür. Emmimin kafa kağıdında Yüce yazar. Yüce olan sevgilidir. Abdo mahzundur. Sevgili deryâ, sevgili deniz: Konuşur, vurur yalnızlığını emmimin. Emmim içli sözlerle vurulduğu için yücedir.

Üzerinde durulan aşk? Nedir o? Abdo'nun dünyası. Üzerinde yaşadığı dünya. Yârin bulunduğu diyar. Bu diyar sonsuz. Aşk sonsuz. Yârsız gerçek, yârsız evren yok. Yâr hava, su. Yâr nimet. Yaşamak mümkün değil emmim Abdo, yâr , bu zalim dünyada değil. Sevgilisini bir derya gibi görene, aşkını sonsuz bulana haramdır bu dünya. Sen rakını iç. Bavulunu al. Çık yollara. Bu diyar senin değil. Yârinin. Yâr senin değil.

Kaçamıyorsun işte. Diyelim ki yari tuttun kaçırdın. Kim o yâr? Bakkal Mahmud'un kızı. Mahmud kızını sana verir mi, emmim? Bakkal Mahmud, teraziden, undan, şekerden saklayıp kaçırdıklarıyla vurgunu düşünür. Seni vurduracaktır. Ne ararsın Acı Pınar'ın düzünde? Sözün kurudu mu? Dünya dönüştü. Biz doldurup biz içiyoruz, kime ne zararımız var? Kime? Elliler gelmiş, Türkiye çok partili düzene girmiş. Amerika içimize giriyor. Komunistler avlanıyor. İnançlar, gözetim altında. Sen neler diyorsun, ey yüce Abdullah:
Havuz başı pıtırak
Yârim gelsin oturak
Bir o desin bir de ben
Bu sevdadan kurtulak

Hangi sevdadan? Sevdadan kurtuluş yok. Dünyada sevda tükeniyor. Havuzbaşı mı kaldı? Pıtırak nerede? Habermas'ın "ideal iletişim durumu" dediği, yetkin iletişimi kurmaya çalışıyorsun yarinle. Öyle yar mi kaldı? Yâr çalçene. Başının etini yer. Sen bir söylersin. O bin. Sevdadan kurtulamazsın emmim Abdo. Yetim Abdo. Mecalsiz Abdo.

Haydi trene, çok üşüdünüz. Tahta bavulunu al yârinin. Unut vefasızlığını. Sana geldi. Gözü yaşlı. Vişne çürüğü başörtüsü. Ver mendilini, silsin burnunu. Gariptir o da. Binin. Gidin. Gidin. Duldur o, tut elinden. Yüce Abdo ısıt onu şarkınla:
Uzayıp giden o tren yolları
Açılıp sarmıyor yârin kolları
Uğurlar kızları, nazlı dulları
Uzayıp giden o tren yolları

Sarsın yârin kolları. Dünya değişmiştir. Nazlı dul yanındadır. Peki, tren değişmiş midir, yollar, dullar? Hepsi. Değiştiği için sararlar seni. Umutsuz bir sarılıştır bu. Çıkışı olmayan. Sonu olmayan. Hasret güzeldi. Birbirine kavuşmayan, hep birbirine paralel olmak zorunda kalan tren yolları güzeldi. Emmim vuslâtı ve ellilerden sonraki Türkiye'yi sevmedi.
Bir balkon. Beşiktaş'ta bir yerlerde bir evde. Sonradan önüne evler yapıldı, denizi görmüyor, şimdi. Görürdü, eskiden. Masa kurulur, sazlar çalınırdı:
Bu ne sevgi ah, bu ne ıstırap
Zavallı kalbim ne kadar harap
Nasibim olsun bir yudum şarap
Sun da içeyim yarin elinden.

Sevgi ile ıstırâb yan yana. Ayrılamaz birbirinden. Kalp harâb! Nasıl olmasın: Sevmek, acı çekmektir.Nâsibim acımdır. Yârim ıstırabımdır. İçelim hadi:
Al şu kadehi, yaşla doldurma
Düşürme yeter gönlümü gama
Gurubun rengi varmadan cama
Ver mezesini tatlı lebinden

Sevgililerimiz yitmiştir. Arabeskin, falanın filanın feryadını boşver; onlar hasreti senin gibi yaşamıyorlar Abdo'cuğum. Hiçbiri yetim değil. Her birinin iş takipçileri, "manajer"leri var. Viski içiyorlar. Rakılar da bozulmuştur. Senin kibar ince bıyığın yok; genç ve Avrupalı görünmek için kestiler.

Abdo emmim, ben seni duydum, dinledim:
O pembe yanaklar o tatlı diller
Çürüyüp aşkını buldu dediler

O diyenler kim biliyor musun? Tarihçiler. Gerçekçiler. Köşe dönücüler. Sil oradaki "çürüyüp"ü. Üstüne "sevinip" yaz.

Abdo emmimi sevgilileri buldular.

Günün diğer önemli haberleri

1526: Kanuni Sultan Süleyman, Avusturya seferine çıktı.
1780: Divan Edebiyatının kadın şairi Fitnat Hanım İstanbul'da öldü.
1895: Fransız romancı Alexandre Dumas, 71 yaşında öldü.
1919: Bulgaristan, Müttefikler ile barış anlaşması imzaladı.
1942: Alman orduları Toulon Limanı'na girerken, buradaki Fransız donanması kendini yok etti.
1947: İstanbul İnönü Stadyumu açıldı.
1950: Kore'de Kunuri Savaşı başladı.
1967: ABD Başkanı Johnson'un Kıbrıs Özel Temsilcisi Cyrus Vance, üçüncü kez Ankara'ya gelerek Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil ile görüştükten sonra Türkiye'nin yeni önerilerini götürdü. Yunan cuntasından kesin cevabını vermesi istendi.
1970: İstanbul Kültür Sarayı (şimdi AKM) yandı.
1976: CHP, Sosyalist Enternasyonel'e üye olacağını açıkladı.
1994: Bestekar, edebiyatçı, gazeteci, yazar ve 1983-1987 arasında Halkçı Parti'den milletvekili olan Rüştü Şardağ öldü.
1995: Çevirmen, araştırmacı, denemeci ve tiyatro yazarı Aziz Çalışlar öldü.

Tarihte bugün: 28 Kasım

Gazeteci, romancı, denemeci, çevirmen, şair ve oyun yazarı Melih Cevdet Anday, 2002'de İstanbul'da vefat etti.

Melih Cevdet Anday, 1915'de İstanbul'da doğdu. Ankara Gazi Lisesi'ni bitirdikten sonra Milli Eğitim Bakanlığı Yayın Müdürlüğü'nde danışmanlık, Ankara Kitaplığı'nda memurluk ve gazetecilik yaptı.

Akşam ve Cumhuriyet gazetelerinde deneme yazıları yazdı. 1954'den sonra bir süre İstanbul Belediye Konservatuarı Tiyatro Bölümü'nde fonetik ve diksiyon öğretmenliği yaptı.

Edebiyatın birçok türünde eserler verdi. Orhan Veli ve Oktay Rifat'la beraber, Batı'nın önemli şair ve yazarınlardan çeviriler yaptı. 2002 yılının kasım ayında İstanbul'da hayata gözlerini yumdu.

Anday'ın, arkadaşları Orhan Veli ve Oktay Rifat gibi Varlık dergisinde yayımladığı ilk şiirlerinde, dönemin ortak dil beğenisini simgeleyen sözcüklere kapıldığı söylenebilir.

Mavi iklimlerde, dal dal erguvan açan rüyalar biçiminde duyarlılıkları yansıtmaya çalışırken, kendi hayatından, deneylerinden kaynaklanmadığını düşündüren söyleyişlere öykünmüştür.
Melih Cevdet
Şiirlerinden örnekler...


İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra dünyayı saran ölüm fırtınası karşısında, yoksulluk, haksızlık ve yalan karşısında, arkadaşları gibi Anday'ın da sık sık ince yergiye başvurduğu görülür.

Garip'ten çok sonra 'Rahatı Kaçan Ağaç' gibi, uyak kullanılarak, geleneksel denge anlayışının sağlanmak istendiği bir şiirde bile kendini ince yergiden alamaz.

Öte yandan çelişkileri sergileme, yergi, olay gibi yan imkanlardan, toplumsal sorunlara bağlı konuları işlerken yararlanmaya çalıştığı söylenebilir.

Bir bölümü 'Yaprak' dergisi çıkarken yazılan 'Telgrafhane'yi (1952) oluşturan şiirlerinin büyük çoğunluğunun bu olanaklara dayanarak kurulmuş olması raslantı değildir.

'Tohum' ve 'Telgrafhane' gibi döneminin iki önemli şiiri ise şairin, hem içerik hem biçim yönünden kendini sınırlamadığını, değişik yönlere açılmak istediğini gösterir.

Genel özellikleri bakımından 1940-1952 yıllarında kazandığı deneylerin bileşkesi olarak kabul edilen şiirlerden oluşan 'Yan Yana'da dörtlü kuruluşların belirgin bir biçimde çoğaldığı görülür.

Orhan Veli'nin kaleminden Anday

"Son zamanlarda Melih Cevdet'i daha çok anlıyorum... Senelerdir, durmadan yenilikler peşinden koşuyor. Her şiiri bir tecrübenin mahsulüdür. Melih Cevdet'e çok az şiir söylüyor diyenler, o şiirlerin ne ince süzgeçtelerden geçirildiğini sezdikleri vakit ne kadar haksız olduklarını anlayacaklardır." (1 mayıs 1946)

"Melih Cevdet, 'Rahatı Kaçan Ağaç' adlı şiirinde mesut bir ağaçtan bahsediyor. O ağaç mesuttur, çünkü saadet kelimesini bilmiyor. Sadece, tabiat içinde yaşıyor. Tabiatsa güzeldir, sevilir. Tabiat içinde, ancak mesut olunur. Halbuki insanlar içinde yaşayan, insanlardan gönül çekmeyi, dert çekmeyi öğrenen insan kolay kolay mesut olamaz. Ağacı, kuşu, karıncayı kıskanır. Melih Cevdet de aynı kıskançlığı duyuyor." (1 kasım 1946)

Günün diğer önemli olayları

1912: Arnavutluk bağımsızlığını ilan etti.
1919: Düşmana karşı Maraş mücadelesi başladı.
1920: Eşref Edip ve Mehmet Akif'in birlikte çıkardıkları 'Sebil-ür Reşat' dergisi, Kastamonu'da yayımlanmaya başladı.
1922: Yunanistan'da, yenilgiye neden olan kabine üyeleri ile Başkomutan Hacıanesti, idama mahkum edildi.
1928: İlk kadın avukat Beyhan Hanım, İstanbul Birinci Ticaret Mahkemesi'nde bir kadın sanığı savundu.
1934: Hakimiyet-i Milliye gazetesi, 'Ulus' adıyla çıkmaya başladı.
1938: Atatürk'ün vasiyetnamesi, Ankara Üçüncü Sulh Mahkemesi'nde açıldı.
1940: Savaş şartları nedeniyle, Milli Korunma Kanunu hükümlerine dayanılarak, üreticilerin 500 kilogramın üzerindeki tahıl ürünlerini Toprak Mahsulleri Ofisi'ne teslim etmeleri zorunluluğu getirildi.
1943: Churchill, Stalin ve Roosevelt Tahran'da bir araya geldi. Toplantıda, ikinci cephenin açılması, Türkiye'nin savaşa girmesi, dünyanın savaş sonrası düzeni, Polonya'nın geleceği, müttefik çıkarmasının Fransa'ya yapılması. Bu konferans Türkiye'nin savaşa girmesi isteğinin en net telaffuz edildiği toplantı oldu.
1950: 11 ekimden beri Kore'de bulunan Türk Birliği de savaşa katıldı.
1958: Türkiye-Fransa ve Türkiye-Belçika arasında mali yardım antlaşmaları imzalandı.
1983: Ankara Metrosu projesi, Bakanlıklar Arası İmar Koordinasyon Kurulu'nda görüşülerek onaylandı.
2002: Abdullah Gül başkanlığında kurulan 58'inci Hükümet, 170 milletvekilinin 'ret' oyuna karşı 346 milletvekilinin 'kabul' oyuyla güvenoyu aldı.
2002: Türkiye'nin önde gelen anayasa hukukçularından, Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Bülent Tanör, kanser tedavisi gördüğü İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesi'nde vefat etti.

Tarihte bugün: 29 Kasım

Dönemin en yakışıklı aktörlerinden biri olan Cary Grant, bugün bile 'her yönüyle kusursuz', 'ideal sinema yıldızı', 'şık', 'nazik', 'çekici', 'atletik', 'gerçek bir centilmen' gibi herkese nasip olmayacak sıfatların peşpeşe sıralanabildiği bir efsane.

Ünlü aktrist Audrey Hepburn'ün bir film çekimi sırasında Grant'e söylediği "sende yanlış olan ne biliyor musun? Hiçbir şey" sözleri de İngiliz aktöre yakıştırılan 'kusursuzluk' sıfatını doğruluyor.

Nitekim kendisi bile bir keresinde "herkes Cary Grant olmak istiyor. Ben bile..." demiştir.

Komedi filmleriyle sivrilen ünlü aktör, zamanla korku ve gerilim ustası yönetmen Alfred Hitchcock filmlerinin vazgeçilmez yüzü haline geldi.

Ancak Hitchcock filmleriyle özdeşleşen Grant'ın gönlünde yatan aslan daima komedi oldu. Grant, "her zaman büyük aktör A.E. Matthews'un ölüm döşeğinde söylediği bir sözü hatırlarım: Ölüm zor, ama komedi kadar değil" sözleriyle - zorluklarına rağmen -bu türe olan tutkusunu dile getirmişti.

'Penny Serenade' ve 'None But the Lonely Heart' filmlerindeki performansıyla iki kez 'En İyi Erkek Oyuncu' dalında Oscar'a aday gösterilen Grant, ikisinde de ödüle ulaşamadı, ancak 1970 yılında Akademi'nin Onur Ödülü'ne layık görüldü ve Oscar heykelciğini kucakladı.

14 yaşında okulu bıraktı

Esas adı Archibald Alexander Leach olan Grant, 18 ocak 1904'te İngiltere Bristol'de fakir bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi.

14 yaşındayken okulu bırakarak bir komedi tiyatro topluluğuna katıldı. Bu dönemde öğrendiği pandomim sayesinde vücudunu, jest ve mimiklerini kullanma sanatını geliştirdi. Burada öğrendikleri arasında dans, ip üzerinde yürüme ve akrobasi de bulunuyordu.

1931'de ilk kez bir filmde rol aldı. 'Singapore Sue' adlı 10 dakikalık kısa filmin ardından sinema için uygun vaktin geldiğine inandı ve Los Angeles'a gitti.

Paramount'un seçmelerinde başarılı bulununca sinema endüstrisi için hayli uzun olan ismine veda ederek, yeni adını aldı: Cary Grant.

Çıkışını 'This is The Night' (1932) adlı film ile yapan ile yapan Grant, kısa bir süre sonra Nancy Carroll, Sylvia Sidney, Marlene Dietrich ve Mae West gibi aktristlerle aynı filmlerde rol almaya başladı. Özellikle Mae West, Grant için bir dönüm noktası oldu.

1937 yılında Paramount ile sözleşmesi bittiğinde başka bir stüdyoyla anlaşma imzalamadı ve kendi istediği filmler, senaryolar ve yönetmenlerle çalışmaya başladı.

Topper', 'The Awful Truth' gibi filmler onu zirveye taşıdı. Sonraki üç yıl 'Bringing up Baby', 'Holiday', (1938), 'Gunga Din', 'Only Angels Have Wings' (1939), 'His Girl Friday', 'My Favorite Wife' ve 'The Philadephia Story' (1940) gibi filmler geldi.

Peşpeşe gelen bu başarıların ardından düşüş devresi başladı. 'Once Upon a Honeymoon' (1942), 'The Bishop's Wife' (1947) Grant'in kariyerinde düşüşü simgeledi.

Grant'in kariyerindeki en iyi filmleri ise Alfred Hitchcock ile çevirdiği 'Suspicion' (1941), 'Notorious' (1946), 'To Catch a Thief' (1955) ve 'North by Northwest' (1959) oldu.

Grant, 62 yaşındayken film çekmeyi bıraktı ve onu bekleyen yeni kariyerine odaklandı: Babalık.

Beş kez evlenen Grant'in dördüncü karısı olan aktris Dyan Cannon'dan Jennifer adlı bir kızı oldu.

Cary Grant çapkınlığıyla da tanınıyor. Döneminin güzel kadınlarının hemen hepsine aşık olan Grant, 'fırsat buldukça' evlendi.

1980'lerde Grant, ABD'yi 'one-man show' olarak nitelenen 'Cary Grant ile Bir Akşam' ile turladı.

Ünlü oyuncu, 29 kasım 1986'da felç geçirdi ve Iowa'da hayata veda etti.

Filmografi

This is the Night / 1932
Sinners in the Sun - 1932
Merrily We Go to Hell - 1932
Devil and the Deep - 1932
Blonde Venus - 1932
Hot Saturday - 1932
Madame Butterfly - 1932
She Done Him Wrong - 1933
The Woman Accused - 1933
The Eagle and the Hawk - 1933
Gambling Ship - 1933
I'm No Angel - 1933
Alice in Wonderland - 1933
Thirty-Day Princess - 1934
Born to be Bad - 1934
Kiss and Make Up - 1934
Ladies Should Listen - 1934
Enter Madame! - 1935
Wings in the Dark - 1935
The Last Outpost - 1935
Sylvia Scarlett - 1936
Big Brown Eyes - 1936
Suzy - 1936
Wedding Present - 1936
When You're in Love - 1937
Riches and Romance aka Amazing Adventure - 1937
Topper - 1937
Toast of New York - 1937
The Awful Truth - 1937
Bringing Up Baby - 1938
Holiday - 1938
Gunga Din - Cutter 2/17/1939
Only Angels Have Wings - 1939
In Name Only - 1939
His Girl Friday - 1940
My Favorite Wife - 1940
The Howards of Virginia - 1940
The Philadelphia Story - 1941
Penny Serenade - 1941
Suspicion - 1941
The Talk of the Town - 1942
Once Upon a Honeymoon - 1942
Mr. Lucky - 1943
Destination Tokyo - 1944
Once Upon a Time - 1944
None But the Lonely Heart - 1944
Arsenic and Old Lace - 1944
Night and Day - 1946
Notorious - 1946
The Bachelor & the Bobby-Soxer - 1947
The Bishop's Wife - 1947
Mr. Blandings Builds His Dream House - 1948
Every Girl Should Be Married - 1948
I Was a Male Warbride - 1949
Crisis - 1950
People Will Talk - 1951
Room For One More - 1952
Monkey Business - 1952
Dream Wife - 1953
To Catch a Thief - 1955
An Affair to Remember - 1957
The Pride and the Passion - 1957
Kiss Them For Me - 1957
Indiscreet - 1958
Houseboat - 1958
North by Northwest - 1959
Operation Petticoat - 1959
The Grass is Greener - 1961
That Touch of Mink - 1962
Charade - 1963
Father Goose - 1964
Walk, Don't Run - 1966

Günün diğer önemli olayları

1846 - Türk Müziği bestecisi Hammammizade İsmail Dede Efendi öldü.
1932 - Jön Türk hareketinin önderlerinden düşünür Abdullah Cevdet öldü.
1935 - İstanbul'da Paşabahçe Şişe ve Cam Fabrikası açıldı.
1936 - Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde Devrim Tarihi dersleri başladı.
1937 - Hatay'da bağımsız rejim yürürlüğe girdi.
1958 - Besteci Necip Celal Antel İstanbul'da öldü.
1967 - Yunanistan, Türkiye'nin koşullarını kabul edince bunalım giderildi.
1978 - ''Halkın Tapınağı'' adlı tarikata üye 913 kişi Guyana ormanlarındaki merkezlerinde zehir içerek topluca intihar etti.

Tarihte bugün: 30 Kasım

İrlandalı aykırı yazar Oscar Wilde, 1900 yılında Paris'te bir otel odasında, duvar kağıdına ''birimiz gitmeli'' yazarak intihar etti.

Oyunları, şiirleri, öykü ve masal kitaplarıyla İngiliz edebiyatında sağlam bir yeri olan ünlü yazar, eşcinsel kimliğiyle de tanınıyor.

Ne var ki Wilde, 'eşcinselliğin cinayetten de ağır bir suç' olarak görüldüğü, katı ahlakçı Victoria döneminde yaşadı ve bu aykırı seçiminin 'bedeli'ni iki yıl kürek cezasına çarptırılarak ödedi.

"Tehlikeli olmayan bir fikre fikir bile denemez" diyecek kadar gözükara ve "ne zaman insanlar benimle aynı fikirde olsa, hatalı olduğumu düşünürüm" diyecek kadar sıradışı olan ünlü yazar, ömrünün son yıllarını Fransa'da sefalet içinde geçirdi ve girdiği bunalım sonucu bir otel odasında intihar etti.

Hayatı

Oscar Wilde, 16 ekim 1854'te İrlanda'nın Dublin kentinde doğdu. Babası dönemin ünlü cerrahı William Wilde, annesi İrlanda'nın İngiltere'den bağımsızlığını savunan yazar Jane Francesca Elgee idi.

Wilde'ın üçü gayrımeşru toplam beş kardeşi vardı. Kendisinden üç yaş küçük kız kardeşi Emily 10 yaşında öldü. Yazar, kız kardeşinin saçlarından bir tutamı ömrü boyunca üzerinde taşıdı.

Başarılı bir öğrenci olan Wilde, 1874'te Oxford Magdalen College'den mezun oldu ve sanat eleştirmenliğine başladı. 1978'de 'Ravenna' adlı şiiriyle Newdigate Ödülü'nü kazandı ve Londra'ya yerleşti.

1881 yılında 'Poems' (Şiirler) adlı ilk kitabı basıldı. Aynı yıl bir dizi konferans vermek üzere ABD'ye gitti. Bir yıl sonra ilk tiyatro oyunu 'Vera' New York'ta sahnelendi.

ABD dönüşü Fransa'nın başkenti Paris'e gitti ve üç bu kentte yaşadı. 1883'te 'Duchess of Padova'yı (Padova Düşesi) yazdı. Paris'te Verlaine gibi sembolizm akımının önemli temsilcileriyle tanıştı.

1884 yılında Constance Lloyd ile evlendi. İki yılda iki erkek çocuk babası oldu.

1887'de 'Woman's World' dergisinde editörlük yapmaya başladı ve aynı yıl içinde 'Canterville Hayaleti'ni yazdı.

İlerleyen dönemde çocuk öykülerinden oluşan iki kitap, 1890'da 'Dorian Gray'in Portresi', 'Önemsiz Bir Kadın', 'İdeal Bir Koca' ve 'Ciddi Olmanın Önemi' adlı oyunları yayımlandı.

Eşcinsellik öğeleri barındıran 'Dorian Gray'in Portresi' 1891'de kitap haline getirildi ve şimşekleri üzerine çekti. Öyle ki, bu kitap hayatının gidişatını etkiledi.

Ne var ki Wilde'ın kaleminden çıkan eserler büyük beğeni topladı ve onu dönemin en önemli yazarlarından biri haline getirdi.

1891 yılında Queensberry Markisi'nin oğlu üniversite öğrencisi Lord Alfred 'Bosie' Douglas'la tanıştı ve onunla dört yıl sürecek bir ilişkiye girdi.

1895'te 'kendisine kamu önünde hakaret ettiği ve iftira attığı' gerekçesiyle Queensberry Markisi'ni dava etti, ancak daha sonra davayı geri çekti.

Ancak Marki'nin Wilde aleyhine 'gayrıtabii davranışlar' nedeniyle açtığı dava, yazarın iki yıl kürek cezasına çarptırılmasıyla sonuçlandı. Tutuklandı ve evinde bulunan her şey 25 şiline satıldı.

Cezaevindeyken sevgilisine yazdığı mektupları derledi ve 'De Profundis'i yazdı.

1897'de cezaevinden çıkınca Fransa'ya gitti. Bu dönemde 'Sebastian Melmoth' adını aldı ve mahkumiyetinin geçtiği yerin adını taşıyan 'Reading Zindanı Baladı'nı kaleme aldı. Ancak bu kitap yazarın sefalet içinde yaşamasına engel olamadı.

Aynı dönemde kendisini hapse mahkum ettiren Marki'nin oğluyla tekrar birlikte oldu. Birliktelik kısa sürdü.

Çağının en büyük yazarlarından biri olan Oscar Wilde, 30 kasım 1900'de Paris'te intihar etti ve Pere Lachaise Mezarlığı'nda gömüldü.

Reading Hapishanesi Baladı

Reading kentinin hapishanesinde
Yüz karası bir utanç çukuru var,
Zavallı bir adam yatıyor orda;
Alevin dişleri kemirmiş onu,
Kavurucu bir örtüye sarmışlar
Adı bile yazmıyor mezarında

Kıyamet gününe kadar bırakın
Huzur içinde yatsın uyusun
Anlamı yok aptalca ağlamanın
İç geçirmenin matem tutmanın
Öldü, çünkü ölmesi gerekliydi
Sevdiğini öldüren bu adamın

Kulak verin sözlerime iyice
Herkes öldürebilir sevdiğini
Kimi bir bakışıyla yapar bunu
Kimileri dalkavukça sözlerle;
Korkaklar öpücük ile öldürür
Yürekliler kılıç darbeleriyle

Yapıtları:

Mutlu Prens (1888)
Sosyalizmde İnsan Ruhu (1890)
Yönelimler (1891)
Dorian Gray'in Portresi (1891)
Narlı Ev (1892)
Lady Windermere’in Yelpazesi (1892)
Ehemniyetsiz Bir Kadın (1893)
Salomé (1893)
İdeal Bir Koca (1895)
Ciddi Olmanın Önemi Üzerine (1895)

Günün diğer önemli olayları

1909: Osmanlı tarihiyle ilgili bilimsel çalışmalar yapmak amacıyla Tarihi Osmani Encümeni kuruldu.
1910: ''Yorgun Savaşçı'', ''Devlet Ana'' romanlarının yazarı Kemal Tahir İstanbul'da dünyaya geldi.
1919: Fransa'daki seçimlerde kadınlara ilk kez oy hakkı tanındı.
1925: Tekke ve zaviyelerin kapatılmasına ilişkin kanun kabul edildi.
1925: Salahiyetsiz sarık ve ruhani kıyafet taşıyanların cezalandırılmasına ilişkin kanun çıktı.
1925: TBMM kürsüsünün arkasındaki duvara ''Hakimiyet Milletmüzik'' yazılı levha asıldı.
1929: Gazi Mustafa Kemal, Alman tarihçi Emil Ludwig'i Çankaya'da kabul etti.
1930: Paris'teki bir film şirketinin düzenlediği uluslararası ses yarışmasının Türkiye bölümü, Cumhuriyet gazetesince gerçekleştirildi. Yarışmaya katılan 38 kişiden Hudadat Şakir Hanım, 20 Jüri üyesinden 16'sının oyuyla ''Türkiye Ses Kraliçesi'' seçildi.
1952: ABD ilk hidrojen bombasını Eniwetok Adası'nda patlattı.
1971: İdamla yargılanan Mahir Çayan ve arkadaşları, İstanbul Askeri Cezaevi'nden tünel kazarak kaçtı.
1973: Anadolu, Çukurova ve Dicle üniversiteleri kuruldu.
1990: Zonguldak'ta 43 bin maden işçisi greve başladı.
1997: Genel Nüfus Tespiti ve Seçmen Yazımı gerçekleştirildi. Türkiye'nin nüfusu 62 milyon 865 bin 574 olarak belirlendi.

Tarihte bugün Arşivi

MAIL: Ziyaretçi Sayacı
Gizlilik Politikası