GrafikSaati kadınlar klübü güzellik moda bakım diyet annelik kadın kulübü
Kadınlar klübü Bayan Bilen Serpilce Örgüler Şirin Gurme Invictus'un Günlüğü DH Tasarım
Ressamlar Öykü Deneme Seramik Fotogaleriler Müzik Ana Sayfa

Eğitim şart...

Jean-Jacques Sempé France

Jean-Jacques Sempé France

Yazan: Banu Conker, GrafikSaati

Banu Conker grafiksaati kadınlar kulübü

Yazan: Banu Conker

Blogum

Facebook sayfam

Twitter sayfam

Sürekli çocuklarımızı eğitmekten, onların okullarından, öğretmenlerinden, dershanelerinden, notlarından konuşuyoruz. Hatta bunlar da yetmiyor, spor okulları, yaz okulları, özel müzik dersleri, bale dersleri, vs…

‘Ben yapamadım, çocuğum yapsın, ben de yapmış kadar olayım’ derken, acaba egolarımız nedeniyle, diğer anne babaları mı geçmeye çalışıyoruz gerçekte? Arada kendime sorduğum bir sorudur bu. Ben kendime bu soruyu sorup yanıtını düşünüyor ve çoğu zaman çocuğumuz üzerinden prestij kazanmaya çalıştığımıza inanıyorum. Bir yandan bu kadar alternatifi finanse edebildiğimizi göstermek, bir yandan ‘gördünüz mü, benim çocuğum ne kadar akıllı’ demek… Bütün bunların yanı sıra bir de çocukları internetten uzak tutmaya çalışmak var tabii…

Sonuç, sürekli yarışmak. Çocuğun zamanla yarışması, anne babanın bunları finanse etmek için daha çok çalışmak zorunda hissetmesi ve bunun baskısı, geçen zamanla birlikte işimden olursam bu yaştan sonra iş bulamam korkusu, anne ile baba boşanmışsa çocuğun psikolojisini düzeltmeye çalışmanın getirdiği yükler…

Aslında yazmak istediğim bunlar değildi, birden klavyeden fışkırıverdi tüm bunlar…
Şimdi tasarladığım yazıya geleyim:

İlk çalışmaya başladığım büyük şirkette bir müşteri temsilcisi vardı, çok kaba ve saygısızdı ve insanlara çok kötü muamele yapardı. Yanına gidip soru sormak gerektiğinde, önce bir gerilir, gerilir, sonra da ne yapayım, ucunda ölüm yok ya edasıyla yanına giderdim. Ne zamanki bir çocuk doğurdu, o kadın gitti, yerine yumuşacık, güler yüzlü, hayata gülücükler atan bir insan-kadın geldi. Çocuğu sayesinde sevgiyi öğrenmeye başladı.

İçimdeki çocuklara vakti zamanında kötü davranıldığı ve sürekli susturuldukları için, kızıma hep söz hakkı verdim. O benim için her zaman bir küçük insandı, çocuk değildi. Onun da hakları vardı, o yüzden hep düşüncesini sordum. Bir şey yapmasını istediğimde, ama onun yaşına uygun olarak seçim hakkı olduğu zamanlarda, ‘böyle yaparsan sevinirim’ diyerek bitirirdim konuşmaları. Bir gün karşıma geçip, bana ‘anne, bunu böyle yaparsan sevinirim’ dedi. Yaşadığım hafif şoktan sonra, onun nasıl bir yansıtıcı olduğunu gördüm ve konuşmalarına, davranışlarına dikkat ederek, ne hatalar yaptığımı bulmaya çalıştım.

Çocukların genelde hiçbir şey bilmediklerini düşünüyoruz, aslında dünya bizim tanıdığımız dünya, onlar daha çok ufak ve hiçbir şeyin farkında değiller. Ama ya eve gelen misafir kadın, çocuğunuza muhteşem davrandığı halde, çocuğunuz onun yanına gitmek ve onu görmek istemiyorsa… Biz aslında onu tabii ki çocuğumuzdan daha iyi tanıyoruz… Hmmm, acaba öyle mi? Ya çocuğumuzun henüz tam törpülenmemiş sezgileri aslında kadının içini okuyorsa ve biz sadece gördüğümüze bakıyor ve onu değerlendiriyorsak… bir de çocuğumuza güvensek???

Çok ciddi takılıyoruz ya hayata, işe gitmek gerekli, yemek yapmak gerekli, sürekli aynı yoldan gitmek gerekli, sürekli haber izlemek, gündemi takip etmek gerekli. Bir de yorgun gelinen akşamlarda çocukla oynamak gerekli, bunu bile gereklilikten ya da vicdan azabından yapıyoruz, ama olabilecek en kısa sürede sıkılıyoruz. Neden? Bana göre içimizdeki çocuğu ta en içimize gömdüğümüz için, bu kadar ciddiyetin içinde her şeye bir anlam yüklerken, bütün bu oyunları gereksiz gördüğümüz için… Ama neden bazı insanlar röportajlarda, sohbetlerde eve gelip de çocuklarıyla oynadıklarıyla yorgunluklarının gittiğini söylüyorlar? Onlar mı deli, yoksa sadece iç çocuklarına izin mi veriyorlar?

Bir akşam evde konuklar ve çocukları doluyken, o sırada henüz 4 yaşlarında olan kızımdan şöyle bir nida yükseldi: hayır, çadırıma giremezsin, izin vermiyorum. Ben başka bir anne olsaydım, konuk çocuğa ve annesine ayıp olmasın diye, aaa kızım, ama izin ver, o misafir diyebilirdim. Aksine o sırada, kafama kocaman bir taş çarptı: sınırlarını çiziyor, istemezse hayır diyor. Benim yapamadığımı bana gösterdi.

Evcilik oynarken hiç çocukları izlediniz mi? Acaba oyundaki anne rolündeki kızınız birden sizin gibi bağırmaya, kızmaya ya da her neyse onu yapmaya mı başlıyor? Ya da oğlunuz babası gibi mi?

Bu birkaç örnek aklıma geldiğinde, şöyle bir soru belirdi: Kim kimi eğitiyor aslında, çocuklar mı bizi, biz mi çocukları? Tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan?

Creative Commons Lisansı
Eğitim şart by grafiksaati.org is licensed under a Creative Commons Attribution-Gayriticari-NoDerivs 3.0 Unported License.
Linkteki çalışma baz alınarak yapılmıştır http://grafiksaati.org/conker/2.html.
Bu lisansın kapsamı dışındaki izinler http://grafiksaati.org/kadinlarklubu/ adresinde mevcut olabilir.

 

Yazan: Banu Conker

 

Copyright: Her hakkı saklıdır | grafiksaati.org[at]gmail.com| gizlilik politikası

Kadınlar klübü sayfalarından